Zihni Ana­dol’un Oyun­cak Kam­yo­nu
Cüneyt Tanyeri

Zihni Ana­dol’un Oyun­cak Kam­yo­nu <br> Cüneyt Tanyeri

Ka­sa­ba’dan Esin­ti der­gi­mi­zin 17. sa­yı­sın­da konu et­ti­ği­miz Fahri Er­dinç’in “Dev­rek No: 1” adlı bir öy­kü­sü var­dır. Er­dinç, bu öy­kü­de si­ya­si hü­küm­lü­le­rin de bu­lun­du­ğu bir ha­pis­ha­ne­yi an­la­tır. Kö­mü­rün adam başı he­sa­bıy­la pek az ve­ril­di­ği, oda­la­rın eski ko­va­dan, yarım gaz te­ne­ke­sin­den man­gal­lar­la ısın­dı­ğı bu ha­pis­ha­ne­de, si­ya­si­ler­den Zihni Efen­di, ka­rı­sı­nı ve oğ­lu­nu yıl­lar­dır gör­me­miş­tir. Ka­rı­sıy­la mek­tup­laş­ma­la­rın­da, en son meme emen bir bebek ola­rak gör­dü­ğü oğ­lu­na, bir oyun­cak ha­zır­la­dı­ğı­nı an­la­tır:

“Zihni, o oyun­ca­k kam­yon­la ay­lar­dır meş­gul­dü. Her ara­ma­dan güç bela kur­ta­ra­bil­di­ği na­fi­le bir bı­çak­la, bu kam­yo­nun pen­ce­re­le­ri­ni oymak, hele ça­mur­lu­ğu­na biçim ver­mek kolay de­ğil­di. Fakat yal­nız ha­pis­ha­ne denen yerde iğne ile kuyu ka­zı­la­bi­lir­di; işte buna ina­nı­yor, bı­ça­ğın­dan çok sab­rı­na gü­ve­ni­yor­du.”

Her mek­tup­ta an­la­tı­lan bu oyun­cak kam­yo­nun ya­pı­mı karlı bir şubat ge­ce­si biter. Zihni, ka­rı­sı­na: “Kam­yon bu gece bitti. Pla­ka­sı­na va­rın­ca­ya kadar her şeyi tamam. Bu pla­ka­nın üze­ri­ne ‘Dev­rek No: 1’ yaz­dım. Artık kam­yo­nun bu isim­le tes­ci­li için ni­san­da ge­lin­ce be­le­di­ye­mi­ze baş­vu­ru­rum.” diye yazar.

Zihni mek­tu­bu­nu ta­mam­la­ya­ma­dan, oda­lar­dan bi­rin­de­ki genç Ka­ra­de­niz­li Hızır’ın ağ­zın­dan bur­nun­dan kan gel­di­ği ha­be­ri ula­şır ko­ğu­şa. Ve­rem­li de­li­kan­lı, yarı uy­ku­da bit kont­ro­lü için so­yu­lun­ca du­ru­mu ağır­laş­mış­tır. Mah­kûm­la­rın büyük bö­lü­mü, ne­re­dey­se umut­suz­luk­la onun ölü­mü­nü bek­le­mek­te­dir­ler. De­li­kan­lı bir ara gö­zü­nü açıp “İki yudum sıcak bir şey…” diye sa­yık­lar. Man­gal­lar çok­tan sön­müş. Ya­ka­cak bir şey yok. İki yudum sıcak şey ne­re­den bu­lu­na­cak? Gar­di­yan ka­pı­nın yum­ruk­lan­ma­sı­nı umur­sa­mı­yor bile. Bir ara hır­sız­lık­tan hü­küm­lü bir mah­kûm bir avuç kö­mür­le bir demet kâğıt ge­ti­rir. Artık yarı ölüm ha­lin­de­ki de­li­kan­lı­ya sıcak bir şey ve­ri­le­bi­le­cek­tir.

“Zihni, kâ­ğıt­la­rı eline alır almaz ta­nı­mak­ta ge­cik­me­di, bun­lar al­tın­cı oda­da­ki ada­mın bir yıl­dan beri üze­rin­de ça­lış­tı­ğı ro­ma­nın müs­ved­de­le­riy­di. Bir­den göz­le­ri dolan Zihni bu kâ­ğıt­la­rı kap­tı­ğı gibi oda­dan fır­la­dı. Bir süre sonra ku­ca­ğın­da ren­gâ­renk tahta par­ça­la­rıy­la ka­pı­da gö­rün­dü, üze­rin­de ‘Dev­rek No: 1’ ya­zı­lı plaka, ikiye bö­lün­müş bir parça üze­rin­de hâlâ sal­la­nıp du­ru­yor­du. Onu gö­rün­ce Yasin oku­yan Hik­met Efen­di’nin çe­ne­si tu­tu­lu­ver­di. Zihni sa­de­ce göm­le­ği­nin ye­niy­le göz­le­ri­ni si­le­rek Hızır’a yak­laş­tı: ‘Şimdi kar­de­şim,’ dedi, ‘Şimdi sana çay ya­pa­ca­ğız.’

Neden sonra Hızır ça­yı­nı yu­dum­lar­ken: “Benim ‘Hızır’ adımı ku­la­ğı­ma yalan de­miş­ler, Hızır sen­sin’ di­ye­rek Zihni’ye min­net­le ba­kı­yor­du.”

Zihni, mek­tu­bu­nu olayı an­lat­tık­tan sonra şöyle bi­ti­rir:

“İşte böyle ka­rı­cı­ğım. Kı­vıl­cım’a kam­yo­nu unut­tur­ma­ya çalış daha iyi. Şu anda res­mi­ne bak­tık­ça ya­ra­ma­zın dudak bük­tü­ğü­nü görür gi­bi­yim. Fakat emi­nim ki, bu hi­kâ­ye ken­di­si­ne an­la­tı­la­bi­lecek kadar bü­yü­dü­ğü zaman, kam­yo­nu­na acı­ma­yı dü­şün­me­den, ev­ve­la ben­den genç olan Ka­ra­de­niz­li Hızır’ın sağ olup ol­ma­dı­ğı­nı so­ra­cak. O zaman böyle bir so­ru­ya ne cevap ve­re­ce­ği­mi bi­le­mi­yo­rum tabii. Fakat şim­di­lik bu de­li­kan­lı ya­şı­yor.”

Fahri Er­dinç’in yaz­dı­ğı bu öy­kü­de­ki kah­ra­ma­nı Zihni Ana­dol, 1 Mart 1918’de Zon­gul­dak’ın Dev­rek il­çe­sin­de doğdu. Hay­ri­ye Hanım ile Hasan Ana­dol’un oğlu, si­ya­set adamı ve yazar Kemal Ana­dol’un ba­ba­sı­dır.

1940 yı­lın­da An­ka­ra Mu­si­ki Mu­al­lim Mek­te­bi ve Hay­dar­pa­şa Li­se­sin­den mezun oldu. Ka­ra­bük De­mir-Çe­lik Fab­ri­ka­sı’nda çe­şit­li iş­ler­de ça­lış­tı. 1944’te Ceza Ka­nu­nu’nun 141. Mad­de­si­ne mu­ha­le­fet­ten üç buçuk yıl hüküm giydi. 1951’de Yusuf Ahıs­ka­lı ile bir­lik­te “Yeni Ses” adlı der­gi­yi çı­kar­dı. 1954 yı­lın­da bu der­gi­de ya­yım­la­nan “Şa­fak­ta” adlı şiiri yü­zün­den 142. Mad­de­den yar­gı­lan­dı. Dokuz ay tu­tuk­lu kaldı, ar­dın­dan be­ra­at etti. Daha sonra çe­şit­li ne­den­ler­le yirmi iki ay daha hapis yattı.

İlk ya­zı­sı 1939 yı­lın­da Yeni Adam der­gi­sin­de ya­yım­lan­dı. Daha sonra şiir ve ya­zı­la­rı Yeni Ortam, Türk Solu, Emek­çi, Var­lık, Somut, Ede­bi­yat Cep­he­si ve İnsan­cıl der­gi­le­rin­de çıktı. Bazı ya­zı­la­rın­da Zihni Tur­gay Ana­dol adını kul­lan­dı. Son ola­rak Ev­ren­sel ga­ze­te­sin­de gün­lük ya­zı­lar ka­le­me aldı.

Zihni Ana­dol, top­lum­cu-ger­çek­çi an­la­yış­ta­ki şi­ir­le­ri ile ta­nın­dı. TYS, Ede­bi­yat­çı­lar Der­ne­ği, İnsan Hak­la­rı Der­ne­ği ve TÜS­TAV üye­li­ği yaptı. 1995 Ede­bi­yat­çı­lar Der­ne­ği Altın Ma­dal­ya Onur Ödülü’nün sa­hi­bi oldu. Evli ve dört çocuk ba­ba­sı olan Ana­dol, ak­ci­ğer kan­se­rin­den vefat etti. Fe­ri­köy Me­zar­lı­ğı’na def­ne­dil­di.

Zihni Tur­gay Ana­dol, Türk ede­bi­ya­tın­da şiir ve anı eser­le­riy­le anıl­mak­ta­dır. Eser­le­ri ge­nel­lik­le top­lum­cu-ger­çek­çi ola­rak ni­te­len­di­ril­miş­tir. Özel­lik­le “Kır­mı­zı Gül ve Kas­ket, Can Pa­za­rı Yol­cu­la­rı ve Truva Atın­da İlk Akşam” adlı anı ki­tap­la­rın­da 1940-1950 yıl­la­rı ara­sın­da­ki buh­ran­lı dö­nem­le­ri an­lat­mış­tır. Eser­le­rin­de onur­lu ya­şa­mak ve ce­sa­ret kav­ram­la­rı­na sıkça de­ğin­miş­tir.

Ya­za­rı­mı­zı say­gıy­la anı­yo­rum.

Zihni Ana­dol’un Oyun­cak Kam­yo­nu
Cüneyt Tanyeri (2 Yorum)

  1. Kutlarım usta. Yüreğine sağlık. Şimdi hastanede okudum. Daha öncede dergide okumuştum. Sevgiyle hep…

    • Hocam, bu yazı ilk kez yayımlandı. Başka bir öyküyle karıştırmış olmalısınız.

%d blogcu bunu beğendi: