Uçun Kuşlar Uçun – Şadan Gökovalı

Uçun Kuşlar Uçun – Şadan Gökovalı

Ya­şa­mın her ala­nı­na de­ği­nen söy­len­ce­ler
El­bet­te kuş­la­rı ka­nat­sız bı­rak­ma­dı

Üç Ahbap Çavuş

Şu gece av­cı­sı ya­ra­sa, de­ni­zin ha­şa­rı ço­cu­ğu martı ve arsız diken var ya; işte bu üçü, kafa ka­fa­ya verdi “Çok para ka­za­nıp kö­şe­yi dö­ne­lim” diye üçlü or­tak­lık kurdu.

Ya­ra­sa bin ka­pı­nın tok­ma­ğı­nı vurdu, eşten dost­tan borç para aldı, mar­tı­nın ba­kır­la­rı vardı on­la­rı koydu ser­ma­ye ola­rak, diken de ku­maş­la­rıy­la ka­tıl­dı bu or­tak­lı­ğa. Köhne bir kayık edi­nip tecim (ti­ca­ret) ey­le­mek üzere İzmir rıh­tı­mın­dan açıl­dı­lar. Az git­me­den, uz git­me­den bir fır­tı­na koptu ki, hafa­za­nal­lah! Kos­ko­ca ge­mi­le­rin bile da­ya­na­ma­dı­ğı bu hava ola­yın­da, bi­zim­ki­le­rin ge­mi­si de Ar­şi­pel’in (Ege De­ni­zi) mavi su­la­rı­na gö­mül­dü. Bizim üç ahbap ça­vuş­lar, bin bir güç­lük­le; işte biri yü­ze­rek, diğer ikisi uça­rak can­la­rı­nı kur­tar­dı­lar. Kur­tar­dı­lar ama “can malın yon­ga­sı” der­ler: Bi­zim­ki­ler­den martı, “Acaba ba­kır­la­rım kı­yı­ya vurur mu?” diye deniz sa­hi­lin­den ay­rıl­maz; ya­ra­sa ala­cak­lı­la­rı­na gö­rün­me­mek için gün­düz­le­ri­ni ma­ğa­ra­lar­da, iz­be­ler­de ge­çi­rir, bes­len­mek için bile ancak ge­ce­le­ri dı­şa­rı çıkar; diken ise “Giy­si­le­ri benim ku­maş­tan ol­ma­sın!” diye her gör­dü­ğü­nün pa­ça­sı­na sal­dı­rır…

Gün Alı­şı­ğı

Mi­to­lo­ji­de çe­şit­li ne­den­ler­le bül­bü­le dö­nüş­tü­rü­len bir­kaç kişi var: Bun­lar­dan Aedon söy­len­ce­si üç de­ği­şik şe­kil­de açık­la­nır. Bizim Ege ver­si­yo­nu şöyle:

Aedon (Bül­bül), Mi­let­li Pan­de­ra­os’un kızı Poly­tekh­nos’un eşi­dir. Ko­ca­sıy­la Ko­lop­hon’da (Men­de­res / De­ğir­men­de­re) mutlu bir yaşam sür­dür­mek­te­dir; İtys adın­da bir oğul­la­rı olur ama Hera’dan daha mutlu ol­duk­la­rı­nı sa­na­rak gu­ru­ra ka­pı­lır­lar. Hera ceza ola­rak ara­la­rı­na kavga tan­rı­ça­sı Eris’i sokar. Ara­la­rın­da­ki ya­rış­ma­yı Aedon ka­za­nın­ca ko­ca­sı ödül ola­rak ona Khe­li­don (Kır­lan­gıç) adın­da bir hiz­met­çi ge­ti­rir; as­lın­da bu, Aedon’un kız kar­de­şi­dir. İki kız kar­deş, İtys’i öl­dü­rüp pi­şi­re­rek ba­ba­sı­na ye­di­rir­ler. Bunu öğ­re­nip çıl­gı­na dönen Poly­tekh­nos, iki­si­ni de öl­dür­me­ye ça­lı­şır ama baş tanrı Zeus araya gi­re­rek Aedon’u bül­bü­le, Khe­li­don’u kır­lan­gı­ca çe­vi­rir.

Kuş Adam­lar

İnsan oğlu, ken­di­si­ni bildi bi­le­li uç­ma­ya özen­miş­tir. Bir eylem yü­zün­den Girit Laby­rin­tos’ una (La­bi­rent) hap­se­di­len Da­ida­los adlı usta, oğlu İkarus’un sağ­la­yıp ge­tir­di­ği kar­tal tüyü, ip ve bal mumu ile iki çift kanat yapar. İkisi Girit’ten ha­va­la­nır ama İkarus, çok yük­se­lip Güneş’e yak­la­şın­ca tüy­le­ri tutan bal mumu erir, Ken­di­si­nin duş­tü­ğü de­ni­ze onun adı (İka­ri­an) adı ve­ri­lir.

Bin bir fenli Le­onar­do, kuş­la­rı örnek alıp, in­sa­nın uç­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak ta­sa­rım­lar ger­çek­leş­tir­miş­tir. Bizim Ha­zar­fen (Bin Fenli) Ahmet Çe­le­bi yap­tı­ğı ka­nat­lar­la, La­ga­ri Hasan Çe­le­bi ise, ken­di­si­ni mermi gibi topun nam­lu­su­na koyup pat­la­ta­rak uç­ma­yı ba­şar­mış­tır.

As­te­ria

Zeus ile The­mis’ in kızı, in­san­la­ra erdem ve soy­lu­luk esin­ler. İnsan­lar ara­sın­da mutlu ya­şar­ken, yer­yü­zün­de ah­lak­sız­lık ar­tın­ca o da kuş olup uçtu ya da gökte bir burç oldu.

Kara Kar­tal

Hangi bi­ri­ni ya­za­yım Cü­neyt?

Bay­kuş olan Me­ro­pis’i mi, Ak­ba­ba olan De­de­li­on’u mu, Kar­tal olan Egyp­ti­os’u mu, Ka­ra­ba­tak olan Bo­ulis’i mi, At­ma­ca olan Ti­mand­ra’yı mı, Gü­ver­cin olan Kombe’yi mi, Doğan ku­şu­na çev­ri­len Hi­eraks’i mi, Gü­ver­cin olan Pe­ris­te­ra’yı mı, yine gü­ver­cin olan Di­not­rop­la­rı mı, Kuğu kuşu olan Kyk­nos iln Phy­li­os’u mu, Turna olan Ge­ra­na’yı mı, Sak­sa­ğan olan Pi­erid ile Kleos’u mu, Yağ­mur kuşu olan Agron’u mu?..

Baba oğul Cü­neyt ile Kaan, size bu so­ru­la­rı so­rar­ken, es ge­çi­le­me­yecek iki dö­nü­şüm ak­lı­ma geldi:

Ba­ba­sı Zeus’un bile sev­me­di­ği savaş Tan­rı­sı Ares (ki ül­ke­miz­de­ki uç ta­pı­na­ğı met­ro­po­lis, Ha­li­kar­nas ve Gi­re­sun ada­sın­da­dır), Aşk ve Gü­zel­lik ecesi Aph­ro­dit ile mer­ci­me­ği fı­rı­na ver­miş­ti. Ar­ka­da­şı Alakt­ri­on, er­ke­te­ci ola­rak gö­rev­liy­di. Her de­fa­sın­da iki âşık bu­lu­şup iş güç gö­rü­yor­du. Bir gün, senin Alakt­ri­on uy­ku­ya dal­ma­sın mı? Tan­rı­sal skan­dal or­ta­ya çıktı ve Ares:

-Bun­dan böyle her sabah er­ken­den uyan ve in­san­la­rı uyan­dır, di­ye­rek Alakt­ri­on’u (belki elekt­rik sözü ora­dan ge­li­yor) ho­ro­za çe­vir­di.

Ya bizim kar­ga­nın ba­şı­na ge­le­ne ne de­me­li?

Apol­lon, La­pit­has kralı Ph­leg­yas’ın kızı Kp­ro­nis ile işi pi­şir­miş­ti. Apol­lon, gebe bı­rak­tı­ğı Ko­ro­nis’i gö­zet­le­me­ye memur et­miş­ti. Bu arada Ko­ro­nis, İskhys ile Apol­lon’a iha­net etti. Mü­ze­vir karga bu ha­be­ri Apol­lon’a ye­tiş­tir­di. Müt­hiş öf­ke­le­nen Apol­lon, ken­di­si­ni al­da­tan Ko­ro­nis’i de sev­gi­li­si İskhys’i de öl­dür­dü.

O za­ma­na dek karga beyaz, se­vim­li bir kuştu. Apol­lon, ona ne yaptı der­si­niz? Okus fo­kus­la kar­ga­nın bem­be­yaz olan ren­gi­ni kap­ka­ra­ya çe­vir­di.

Aman di­ye­yim siz­ler de mü­ze­vir ol­ma­yın, karga gibi ren­gi­niz ka­rar­ma­sın!..

Tavsiye

Rahmi Emeç