Teknede – İrfan Mutluer

Teknede – İrfan Mutluer

Tekne su alı­yor, diye ba­ğır­dı aşa­ğı­dan biri. Ba­ta­ca­ğız!..

Ya­nım­da­ki boş ko­va­yı kapıp aşa­ğı­ya koş­tum. Hepsi on ba­sa­mak olan mer­di­ven­le­ri üçer beşer indim. Yerde bir karış kadar su vardı ama delik, çat­lak, kırık diye bir şey gö­rün­mü­yor­du. Ko­va­yı dol­du­rup yu­ka­rı­ya uzat­tım. Boş kova gön­de­rin…

Se­si­mi kimse duy­ma­mış gi­biy­di, yu­ka­rı­ya koşar adım çıkıp ko­va­yı bo­şalt­tım. Ace­ley­le kap­ta­na aşa­ğı­sı­nın su dolu ol­du­ğu­nu söy­le­dim, aşa­ğı­ya koş­tum. Bir kova su daha dol­du­rup yu­ka­rı­ya çık­tım, ko­va­yı bo­şalt­tım. Kap­ta­na bak­tım, beni duy­ma­mış gi­biy­di. Tekne su alı­yor, diye ba­ğır­dım bu kez, yine aşa­ğı­ya koş­tum.

Yu­ka­rı­da yine hiç­bir ha­re­ket yoktu. Her­kes ol­ta­sı­nı atmış, ol­ta­ya ta­kı­la­cak ba­lı­ğı­nı bek­li­yor­du. Hepi topu on ki­şiy­dik. Ko­va­yı bo­şal­tır­ken, Tekne su alı­yor, ba­ta­ca­ğız, diye ba­ğır­dım bir kez daha.

Ar­kam­dan gelen olmuş muydu, bil­mi­yo­rum. Ko­va­yı dol­du­rup yine yu­ka­rı­ya fır­la­dım. Kaç kez yap­tım bunu bil­mi­yo­rum. Yo­rul­muş ol­ma­lı­yım. Nefes ne­fe­se kal­dım. Elim­de­ki ko­va­yı bir kez daha de­ni­ze bo­şalt­tı­ğım­da durup de­ni­ze bak­tım. De­niz­de küçük çal­kan­tı­lar­dan başka bir şey yoktu. Tekne demir atmış, ol­ta­cı­la­rın göz­le­ri de­niz­de, ken­di­le­rin­den geç­miş­ler­di. Bir­kaç mil öte­de­ki kara net ol­ma­sa da gö­rü­le­bi­li­yor­du. Tekne ba­tar­sa oraya kadar yü­ze­bi­lir miy­dim, bil­mi­yo­rum.

Bir kova su daha dol­du­rup de­ni­ze bo­şalt­tım. Sanki beni duy­mu­yor gibi dav­ra­nan kap­ta­na yak­laş­tım. Kap­tan, tekne su alı­yor, dedim. Göz­le­ri­ni göz­le­ri­me diken kap­tan, ne söy­le­di­ği­mi an­la­ma­mış gibi baktı, baktı… Bir şey söy­le­yecek zan­net­tim ya da aşa­ğı­ya gidip ba­ka­cak! Hayır, hiç­bi­ri­ni yap­ma­dı. Ol­ta­cı­lar­dan bi­ri­nin ya­nı­na yak­laş­tı, ya­nın­da­ki ko­va­ya baktı. Ma­şal­lah, dedi, derya ku­zu­su bun­lar.

Tekne su alı­yor, diye ba­ğır­dı, bir kez daha aşa­ğı­dan biri.

Aşa­ğı­ya koş­tum. Su yine eski se­vi­ye­si­ne yük­sel­miş­ti. Çev­re­ye bak­tım. Su gi­re­bi­lecek hiç­bir yer yoktu. Bu su ne­re­den ge­li­yor­du! Ko­va­yı dol­du­rup yu­ka­rı­ya çık­tım, ko­va­yı de­ni­ze bo­şalt­tım. Kaç kez gidip gel­dim, bil­mi­yo­rum. Su bir türlü azal­mı­yor­du.

Yar­dı­ma koşun, ba­ta­ca­ğız, diye ba­ğır­dım bir daha. Bir­kaç ol­ta­cı ne diyor bu adam der gibi yü­zü­me bakıp, de­ni­ze dön­dü­ler yine. Bir­kaç kova daha su bo­şalt­tım. Kap­ta­na koş­tum bir daha, tu­lum­ba olup ol­ma­dı­ğı­nı sor­dum. Kap­tan yü­zü­me bak­mak­la ye­tin­di önce, sonra kendi ken­di­ne bir yere çarp­ma­dık ki, diye söy­len­di.

Aşa­ğı­ya indim, su hafif yük­sel­miş­ti, te­laş­lan­dım. Elim­de dolu ko­vay­la yu­ka­rı­ya çık­tım. Ko­va­yı de­ni­ze dök­tüm. Ol­ta­cı­la­ra bir daha ses­len­dim, duyan ol­ma­dı. Ol­ta­la­rı­nı­zı bı­ra­kıp gel­mez­se­niz ba­ta­ca­ğız, diye ba­ğır­dım. Biri ol­ta­sı­nı bı­ra­kıp be­nim­le aşa­ğı­ya indi. Kork­ma, dedi, bu kadar suyla bat­ma­yız. Mer­di­ven­le­re yü­rü­dü. Bir kova daha dol­dur­dum. Mer­di­ven­le­re yü­rür­ken yu­ka­rı­dan ses­len­di, ko­va­yı bana uzat, ben dö­ke­yim.

Bir­kaç kova da böyle bo­şalt­tık. Su azal­ma­sa da yük­sel­me­si dur­muş­tu. Böyle devam eder­sek ka­ra­yı bu­lu­ruz, dedim. Bak­tım, yu­ka­rı­da­ki git­miş­ti. Yu­ka­rı­ya çıkıp ko­va­yı bo­şalt­tım. Bana yar­dım ede­nin ya­nı­na gidip yar­dı­mı neden bı­rak­tı­ğı­nı sor­dum. Kork­ma, bu kadar suyla tekne bat­maz, dedi bir daha.

De­ni­ze bak­tım, çal­kan­tı­sı biraz art­mış­tı. Rüz­gâr yön de­ğiş­tir­miş ol­ma­lı diye dü­şün­düm. Ko­va­yı bı­rak­tım, tek­ne­nin kı­çı­na yü­rü­yüp bir si­ga­ra yak­tım. Ol­ta­cı­lar ko­va­la­rı­nı ne­re­dey­se dol­dur­muş­lar­dı, benim oltam bı­rak­tı­ğım yerde du­ru­yor­du. Tek­rar de­ni­ze atmak is­te­me­dim, si­ga­ram­dan derin bir nefes daha çek­tim. Güneş te­pe­den yak­ma­ya devam edi­yor­du. Ne işin var tek­ne­de, diye söy­len­dim kendi ken­di­me. Kum­sa­la uza­nıp gü­ne­şin tadın çı­kar­say­dın ya…

Aşa­ğı­da­ki ses yi­ne­len­di bir daha.

Ko­va­yı alıp yine aşa­ğı­ya koş­tum. Mer­di­ven­ler­den iner­ken az ön­ce­ki dü­şün­ce­le­ri­me kız­dım. Su daha da yük­sel­miş­ti. Ba­ğı­ran kim, diye çev­re­ye bak­tım. Kimse gö­rün­mü­yor­du. Ko­va­yı dol­du­rup bo­şalt­ma­ya çık­tım.

Bir yan­dan suyu bo­şalt­ma­ya ça­lı­şır­ken, bir yan­dan da yine yar­dım is­ti­yor­dum. Gel­me­ye­cek­le­ri­ni bile bile…

Ya­nıl­ma­mı­şım, kimse yar­dı­ma gel­me­di. Suyu yine tek ba­şı­ma bo­şalt­ma­ya ça­lış­tım. Az önce yar­dı­ma gelen de gel­me­miş­ti. Gel­sey­di belki yine aynı şeyi söy­le­ye­cek­ti, bu kadar suyla tekne bat­maz!

Soluk so­lu­ğa suyu bo­şalt­ma­ya ça­lı­şır­ken, kap­ta­nın beni iz­le­di­ği­ni fark ettim. Durup ona bak­tım. Yü­zün­de öfke ile gülme ara­sın­da bir duygu vardı. Bu adam yap­tı­ğı­ma kızıp beni dü­şür­dü­ğü hale gü­lü­yor muydu? Bir an aşa­ğı­ya suyu bi­le­rek al­dı­ğı­nı dü­şün­düm. Be­nim­le dalga ge­çi­yor ol­ma­lıy­dı. Bir kova su daha bo­şalt­tım. Yine kap­ta­na bak­tım, önün­de­ki şi­şe­yi ya­rı­la­mış­tı. Elin­de­ki ka­de­hi bana uza­tıp, bir kadeh almaz mısın, diye sordu. Za­ma­nı değil dedim, bat­ma­dan ka­ra­ya çı­kar­sak, belki…

Tekne su alı­yor, diye ba­ğır­dı yine aşa­ğı­dan biri, daha gür, daha te­laş­lı bir sesle.

Bir kova daha bulup, aşa­ğı­ya koş­tum. Suyu iki­şer ko­vay­la bo­şalt­ma­ya baş­la­dım. Son bir umut­la yine yar­dım is­te­dim. Az önce yar­dı­ma gelen kişi geldi bir daha, suyu daha çabuk bo­şalt­ma­ya baş­la­dık. Ben ko­va­yı dol­du­rup uza­tı­yor­dum, o bo­şal­tı­yor­du. Fakat tek­ne­de­ki su, daha hızlı yük­se­li­yor­du. Yu­ka­rı­dan yar­dım is­te­sek de yine gelen ol­ma­dı.

Yu­ka­rı­dan bu tekne bat­maz diye ba­ğı­ran kap­ta­nın sesi ge­li­yor­du. Bir­kaç kişi de aşa­ğı­ya, bana ses­le­ni­yor, benim abart­tı­ğı­mı, yan­lış yap­tı­ğı­mı söy­lü­yor­lar­dı. Sa­nı­rım di­ğer­le­ri de ol­ta­la­rıy­la il­gi­le­ni­yor ol­ma­lıy­dı.

Tek­ne­nin mo­to­ru ça­lış­tı, yer de­ğiş­ti­ri­yor ol­ma­lıy­dı.

Su git­tik­çe yük­se­li­yor­du.

Ba­tar­sak sizin yü­zü­nüz­den, diye ba­ğır­dım yu­ka­rı­ya.

Ba­tar­sak sizin yü­zü­nüz­den!..

Teknede – İrfan Mutluer (2 Yorum)

  1. Korkulu bir rüya gibi geldi sanki biraz kafkavari, bağırırsın sesin çıkmaz, çırpınırsın kimse görmez.. Hikayenin sonuna kadar ha şimdi uyanacak ha şimdi uyanacak diye geldim. Güzel bir hikaye olmuş emeğinize sağlık üstadım.

    • Değerli yorumunuzdan dolayı teşekkür ediyorum. Uyanma olamazdı, olmamalıydı. Eğer uyanma olursa düzenin değişmiş olması gerekir/di. (Öyküğye göre her şeyin yola gelmesi, yolunda gitmesi.) Evet, belki biraz Kafkavari ama tamamen Kafka’nın etkisinde kalmış da değil. Yoğun bir şekilde metafor kullanılmış diyelim…

Tavsiye

Bayan Rüya / Seçil Oğuz
%d blogcu bunu beğendi: