Tanrısal Bakış Açısının Çelişkileri / Kaan Tanyeri

Tanrısal Bakış Açısının Çelişkileri / Kaan Tanyeri

Tanrısal Bakış Açısının Çelişkileri

Kaan Tanyeri

Sa­nat­ta ve sa­na­tın alt dalı ola­rak ede­bi­yat­ta bir­ta­kım so­run­lar ve çe­liş­ki­ler var­dır. Kimi zaman bu so­run­lar ve çe­liş­ki­ler gö­rül­mez. Gö­rü­le­me­di­ği için de tar­tı­şı­la­maz ve ya­zı­ya dö­kü­le­mez. Bu­ra­da siz­le­re işa­ret ede­rek an­lat­ma­ya ça­lı­şa­ca­ğım ko­nu­nun daha önce -belki de ben bu­la­ma­dım- hiç ele alın­ma­dı­ğı­nı dü­şü­nü­yo­rum. Bu yüz­den ede­bi­yat dün­ya­sın­da yer ala­cak­sa da il­ginç bir yer edi­ne­ce­ği­ni umu­yo­rum.

Sanat, yo­ru­mun ya­nı­sı­ra biraz da “pers­pek­tif” me­se­le­si­dir. Lu­kacs da buna ben­zer bir cümle ku­ra­rak her­han­gi bir sanat ese­rin­de pers­pek­ti­fin çok büyük öne­mi­nin ol­du­ğu­nu, pers­pek­tif sanat ese­ri­nin yö­nü­nü ve özünü be­lir­le­di­ği­ni söy­ler. Öy­ley­se pers­pek­tif, ede­bi­yat için belki de dil­den önce gelen çok daha de­ğer­li bir kav­ram­dır. Biz, bu de­ğer­li kav­ra­ma pers­pek­tif ye­ri­ne (çünkü pers­pek­tif, plas­tik sa­nat­la­ra ait bir te­rim­dir.) ta­ma­men ede­bi­ya­ta ait olan bir te­rim­le bakış açısı (point of view) di­ye­ce­ğiz.

Nedir bakış açısı? “Roman Sa­na­tı ve Roman İnce­le­me­si­ne Giriş” adlı ki­ta­bın­da Şerif Aktaş, bakış açı­sı­nı an­lat­ma esa­sı­na bağlı me­tin­ler­de olay­la­rı ve olay­la­rı oluş­tu­ran et­ken­le­ri (mekân, zaman ve kişi kad­ro­su gibi) an­la­tı­cı­dan oku­yu­cu­ya ilet­mek ol­du­ğu­nu söy­lü­yor. Daha da öze iner­sek bakış açısı, ya­za­rın an­la­tı­cı ara­cı­lı­ğıy­la oku­yu­cu­ya ilet­mek is­te­dik­le­ri­ni be­lir­li bir sınır çer­çe­ve­si çi­ze­rek ver­me­si­dir. Bu­ra­da bakış açı­sı­nın daha de­tay­lı bil­gi­si­ne ve tür­le­ri üze­rin­de zaman kay­bet­mek­si­zin bizim çe­liş­ki­si­ni gös­ter­mek is­te­di­ği­miz bakış açı­sı­nın en önem­li türü olan tan­rı­sal (hâkim/olym­pi­an) bakış açı­sı­na ge­çe­lim.

Tan­rı­sal bakış açısı, (The om­nis­ci­ent point of view) dünya ede­bi­ya­tı­nın eski an­la­tı tür­le­rin­den biri olan des­tan­la­rın, yeni an­la­tı tür­le­rin­den olan ro­ma­na miras ola­rak bı­rak­tı­ğı bir yön­tem­dir. Des­tan­lar­da da tıpkı roman ve öy­kü­ler­de­ki gibi bir an­la­tı­cı var­dır ve bu an­la­tı­cı her şeyi bilen ve gören bir ko­num­da­dır. Nasıl ki ev­re­nin dini an­lam­da bir tan­rı­sı varsa ve o tanrı her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve gö­ren­se roman ve öy­kü­de­ki an­la­tı­cı da adeta bir tanrı gi­bi­dir. Bu ben­zer­lik­ten do­la­yı bu ba­kı­şı­na dünya ede­bi­ya­tı, olym­pi­an yani tan­rı­sal adını ver­miş­tir. El­bet­te ki ede­bi­yat­ta­ki an­la­tı­cı ko­nu­mun­da­ki tanrı, dini an­lam­da­ki ev­re­nin sa­hi­bi olan tan­rı­dan güç ola­rak çok daha ye­ter­siz­dir. Ör­ne­ğin tan­rı­sal an­la­tı­cı, ya­şa­ma­dı­ğı ge­le­ce­ği gö­re­mez, olay­la­rı is­te­di­ği gibi yö­ne­te­mez, bir şey­le­ri ol­du­ra­maz. Böyle bir gücü yok­tur tan­rı­sal an­la­tı­cı­nın. Belki de bu ne­den­le Şerif Aktaş, tan­rı­sal bakış açısı di­ye­rek ilahî bir özel­lik ka­zan­dır­mak is­te­me­den sa­de­ce hâkim bakış açısı der. Hâkim ya da tan­rı­sal, han­gi­si­ni yeğ­ler­sek yeğ­le­ye­lim onun ev­re­nin sa­hi­bi olan tan­rı­ya ben­ze­til­di­ği yön, her şeyi görme ve bilme özel­li­ğin­den­dir ki her şey der­ken de genel yar­gı­nın ak­si­ne ge­le­ce­ğe ait ol­ma­yan her şey ola­rak dü­zelt­me­yi yap­mak ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum. Büyük bir ola­sı­lık­la­dır ki tanrı an­la­tı­cı ye­ri­ne bu sı­nır­lı­lık­lar­dan do­la­yı tan­rı­sal an­la­tı­cı adı ve­ril­miş­tir.

Az önce dik­kat­ler­den kaçan sorun ve çe­liş­ki­ler­den söz aça­rak ko­nu­mu­za giriş yap­mış­tık. İşte bu sorun ve çe­liş­ki bağ­la­mın­da tan­rı­sal bakış açı­sı­nı ele ala­ca­ğız Öy­ley­se tar­tış­mak is­te­di­ği­miz çe­liş­ki ve ya­rat­tı­ğı sorun nedir? Tan­rı­sal bakış açı­sı­nın ege­men ol­du­ğu an­la­tı­lar­da yazar, büyük ola­sı­lık­la bi­lin­cin­de ol­ma­dan oku­yu­cuy­la ara­sın­da­ki ile­ti­şi­mi kur­mak üzere oluş­tur­du­ğu an­la­tı­cı­nın tan­rı­sal özel­li­ği­ni unu­tur. Yani onun her şeyi bilme ve görme gü­cü­nü kimi yer­ler­de far­kın­da ol­ma­dan elin­den alır ve bu da tan­rı­sal bakış açı­sı­nın ege­men ol­du­ğu eser­ler­de, an­la­tı­cı­dan mey­da­na gelen bir çe­liş­ki ve sorun oluş­tu­rur. Bu so­run­lar, özel­lik­le dili et­ki­li kul­la­na­rak üs­lu­buy­la şi­ir­sel bir hava ya­ka­la­mak is­te­yen ya da ger­çek­çi­lik uyan­dır­mak için ya­pı­lan be­tim­le­me ağır­lık­lı an­la­tı­lar­da kar­şı­mı­za çıkar. Öne sür­dü­ğü­müz dü­şün­ce­mi­zi des­tek­le­mek adına be­tim­le­me­le­rin ağır­lık­ta ol­du­ğu durum öy­kü­le­rin­den ör­nek­ler ve­re­lim.

Durum öy­kü­sü, Anton Çehov’la öz­deş­leş­miş­tir. Dün­ya­da­ki ön­cü­sü Çehov’dur. Çehov’un “Asma Katlı Ev” ki­ta­bın­da­ki tan­rı­sal bakış açı­sı­nı kul­lan­dı­ğı “Bö­ğürt­len” öy­kü­sün­den iki cüm­le­yi in­ce­le­ye­lim: “İvan İvaniç ve Bur­kin ça­mur­da bata çıka yü­rü­mek­ten, ıs­lak­lı­ğın ver­di­ği ra­hat­sız­lık­tan yo­rul­muş, sanki bir­bir­le­ri­ne kız­mış iki insan gibi ses­siz­ce sa­man­lı­ğa yü­rü­dü­ler.” Bir diğer cümle: ”Her ne­den­se zarif in­san­lar ve ka­dın­lar­dan söz etmek, onlar hak­kın­da bir şey­ler dile ge­tir­mek is­ti­yor­lar­dı.” Hemen tan­rı­sal bakış açı­sı­nın özel­li­ği­ni anım­sa­mak ge­re­ki­yor, an­la­tı­cı her şeyi bilir ve görür. İlk cüm­le­yi ele ala­lım, sanki bir­bir­le­ri­ne kız­mış iki insan gibi… Eğer an­la­tı­cı, tan­rı­sal­sa yani her şeyi bilir ve gö­rür­se bu yü­rü­yüş sı­ra­sın­da İvan İvaniç ve Bur­kin’in bir­bir­le­ri­ne o an öf­ke­li olup ol­ma­dık­la­rı­nı ke­sin­lik­le bilir. Fakat Anton Çehov’un ko­nuş­tur­du­ğu an­la­tı­cı, öykü bo­yun­ca tan­rı­sal özel­li­ği­ni ko­rur­ken bu cüm­le­de bir anda tan­rı­sal­lı­ğı­nı kay­bet­miş ve adeta kur­gu­sal­lı­ğın ol­ma­dı­ğı ger­çek ya­şam­da­ki bir in­sa­nın ya­pa­bi­le­ce­ği ola­sı­lık­lı bir be­tim­le­me ifa­de­si kur­muş­tur. Diğer cüm­le­de ise bu sap­ta­ma­la­rı­mı­zın çok daha ciddi ör­ne­ği­ni gö­rü­yo­ruz: “Her ne­den­se… dile ge­tir­mek is­ti­yor­lar­dı.” Bu cümle, tan­rı­sal bakış açısı için hayal edil­me­si güç olan çok büyük bir çe­liş­ki ve so­run­dur. Her ne­den­se, ne de­mek­tir? Tan­rı­sal an­la­tı­cı bu ne­de­ni bil­mi­yor­sa, zarif in­san­lar ve ka­dın­lar­dan söz etmek is­te­yen in­san­la­rın zih­ni­ne girip bu ne­den­le­ri bulup ora­dan bize ge­tir­mi­yor­sa an­la­tı­cı­nın tan­rı­sal­lık iş­le­vi ken­di­si­ni yi­tir­miş de­mek­tir ve bunun da so­rum­lu­su kuş­ku­suz ya­zar­dır.

Dünya ede­bi­ya­tın­dan Türk ede­bi­ya­tı­na, Çehov’dan bizim Çehov’umuz sa­yı­lan Sait Faik’e ge­çe­lim. Sait Faik’in “Kral­lık” öy­kü­sün­de şöyle bir cümle var­dır: “Bir in­sa­nın mühim ve saçma şey­ler dü­şün­dü­ğü­nü nasıl bi­le­bi­li­riz.”

Sait Faik, bir­çok öy­kü­sün­de yazar an­la­tı­cı­dır, yani an­la­tı­cı ken­di­si­dir ve do­la­yı­sıy­la 1. tekil kişi çe­ki­miy­le an­la­tır öy­kü­le­ri­ni ama “Kral­lık” öy­kü­sün­de yazar an­la­tı­cı­nın bakış açısı değil, tan­rı­sal bakış açısı var­dır. Yeri gel­miş­ken hemen tek­rar ede­lim, tan­rı­sal bakış açı­sın­da an­la­tı­cı, her şeyi bilir. Bu şey, mühim ve saçma olsa da bilir. Bu şeyin ne ol­du­ğu hiç önem­li de­ğil­dir ama Sait Faik, bu­ra­da çok açık bi­çim­de, sanki bakış açı­la­rı ko­nu­sun­da tan­rı­sal bakış açı­sı­nı eleş­ti­rir­miş­çe­si­ne bir cümle ku­ra­rak bize “Bir in­sa­nın mühim ve saçma şey­ler dü­şün­dü­ğü­nü nasıl bi­le­bi­li­riz?” diye so­ru­yor, üs­te­lik tan­rı­sal bakış açı­sı­nı kul­lan­dı­ğı bir ese­rin­de ya­pı­yor bunu. Peki, bi­lin­cin­de mi? El­bet­te, pek de sö­zü­nü et­ti­ği­miz çe­liş­ki­nin far­kın­da ol­du­ğu­nu dü­şün­mü­yo­rum.

Öy­ley­se, niçin bu çe­liş­ki­le­ri nasıl açık­la­ya­ca­ğız? Ede­bi­yat­ta da tıpkı dil bi­lim­de­ki gibi ne­den­siz­lik mi ara­ya­ca­ğız? Olay­lar, asla bir tek ne­de­ne ve et­ke­ne in­dir­ge­ne­mez; kar­ma­şık­tır, çok et­ken­li­dir. Bu ne­den­le­ri ileriki yazılarımızda ele ala­ca­ğız.

 

      

Tanrısal Bakış Açısının Çelişkileri / Kaan Tanyeri (3 Yorum)

  1. Sayın Hocam kimsenin bugüne kadar pek de sorgulamadigi bir konuya dikkat cekmissiniz. Kaleminize sağlık. Teşekkürler…

  2. Teorik açıdan çok faydalı bir yazı olmuş. Her zaman akılda tutulması gereken türden. Elinize sağlık.

%d blogcu bunu beğendi: