Sokak Lambası | Gülseren Akdaş

Ko­şa­rak hızla geçti ya­nın­dan. Nefes ne­fe­se he­ye­can­la baktı et­ra­fı­na sak­lan­ma­ya yer aradı. Kalın göv­de­li meşe ağa­cı­nın ar­ka­sı­na sak­lan­dı. Bir süre bek­le­di. Bek­le­di… Sonra gelen ol­ma­dı­ğı­nı gö­rün­ce yer­den al­dı­ğı taşı elin­de evir­di çe­vir­di. Sonra taşı sokak lam­ba­sı­na fır­lat­tı.

Lam­ba­yı teğet geçti. Bu ya­ra­maz ço­cuk­lar ah… Bir gün beni sakat bı­ra­ka­cak­lar. Diye ge­çir­di için­den Yağ­mur atış­tır­ma­ya baş­la­yın­ca ko­şa­rak gel­di­ği gibi uzak­laş­tı çocuk,

Yine tek ba­şı­ma kal­dım. Yağ­mur ya­ğı­yor. Nisan yağ­mur­la­rı. Top­ra­ğın ih­ti­ya­cı var. Yal­nız­lık içimi ka­rar­tı­yor kolay mı sokak lam­ba­sı olmak. Di­ki­li dur­mak gece gün­düz aya­ğın­da bin ton ağır­lı­ğın­da ki be­ton­la. Tra­fi­ğe ka­pan­mış, Ar­na­vut kal­dı­rı­mı çık­ma­zın kuy­tu­su­nu ay­dın­lat­ma­yı görev bil­miş sokak lam­ba­sı iç ge­çi­ri­yor…

Or­ta­lık griye bo­yan­mış, sabah olmak üzere. Her da­ki­ka biraz daha bü­yü­yor sanki dam­la­lar. Bir ka­rar­tı be­li­ri­yor, ses­siz ve sakin. Ya­vaş­ça gelip ban­kın al­tı­na sak­lan­dı. Sonra bir­den ıs­la­nan tüy­le­ri­ni sir­ke­le­di. Yazık ne çok ıs­lan­mış ıslak ıslak bana değdi. Bu hay­van­lar ne garip. Bin bir ga­rip­lik­ten biri. İşte ge­li­yor. Yine çok sal­la­nı­yor çok mu içmiş, şimdi be­nim­le kavga edecek üffff… Hiç kahrı çe­kil­mi­yor.

Geldi banka uzan­dı. Üze­ri­ne bir ga­ze­te kâ­ğı­dı­nı örttü. Kir için­de ki kas­ke­ti yü­zü­ne ka­pat­tı el­le­ri­ni ce­bi­ne soktu. Söy­len­me­ye baş­la­dı.

-Size, ben gös­te­re­ce­ğim. Lan ne zaman öde­me­dim. Az kaldı. Ben sizi…

Ye­rin­den doğ­rul­du. Bende yak­maz­sam o bi­ra­ha­ne­yi. Ok gibi fır­la­dı.

-Sön­dür şu ışı­ğı­nı gö­zü­mü ka­maş­tı­rı­yor. Allah senin de ce­za­nı ve­recek.

Sal­la­na sal­la­na uzak­laş­tı. İşte benim ha­ya­tım. Dinle dinle dur cevap ver­sen ve­re­mez­sin.

Tik… Tik… Topuk sesi. Bir ba­yan­dır bu uzak­tan sis ve yağ­mur­dan gö­rün­mü­yor

Ni­ha­yet, sal­la­na sal­la­na bir eli ile düş­me­mek için des­tek ara­yan, uzun boylu, sa­rı­şın kadın gö­rü­nü­yor kö­şe­de… Topuk tı­kır­tı­la­rı yak­la­şı­yor, yak­laş­tık­ça be­lir­le­ni­yor, sa­rıl­dı­ğı kür­kü­ne biraz daha sıkı sa­rı­lı­yor. Sal­la­nır­ken yine düştü om­zun­dan, tit­re­di yine. Çekti om­zu­na.

-Hay… Allah du­ra­maz mısın, dur­du­ğun yerde. Şimdi nara ata­cak. Bi­raz­dan kır­mı­zı ayak­ka­bı­la­rı­nı çı­ka­ra­cak ve sal­la­ma­ya baş­la­ya­cak, gü­lecek de…

Güne mi? Ken­di­ne mi? Ge­ri­de kalan, di­ğer­le­rin­den farkı ol­ma­yan ve en kısa za­man­da unu­tu­la­cak ve tek­rar ya­şa­nıp tek­rar unu­tu­la­cak ge­ce­ye mi? Yoksa yal­nız­lı­ğı­na mı bi­lin­mez? Tek bil­di­ği iş işte. Kader dese de. Si­le­bi­lir mi? de­ğiş­ti­re­bi­lir mi yaz­gı­yı?

Yarın yine eski Sa­fi­ye Abla ola­cak ba­şın­da kır­mı­zı yaz­ma­sı­nı. Uzun ete­ğiy­le. Ağ­zın­da sa­kı­zı di­lin­de kü­fü­rü.

Ne­yey­se artık…

Sokak lam­ba­sı kah­ka­ha­la­rı­nı se­vi­yor ka­dı­nın ve çıp­lak ayak­la­rı­nı da…

Rüz­gâr par­füm ko­ku­su­nu ka­dın­dan önce ge­ti­ri­yor, başı dö­nü­yor sokak lam­ba­sı­nın…

Anah­ta­rı­nı bul­mak için o bavul bü­yük­lü­ğün­de­ki çan­ta­sı­nın fer­mu­arı­nı açı­yor kadın, arı­yor arı­yor…
Sokak lam­ba­sı­na dö­nü­yor bir ara ; “ sen hala bu­ra­da mısın?”

Her zaman yap­tı­ğı gibi su­su­yor, sokak lam­ba­sı, iç ge­çi­ri­yor…

Anah­ta­rı bu­lun­ca, kadın apart­ma­nın için­de kay­bo­lu­yor…

Sokak lam­ba­sı ol­ma­nın nahoş ta­ra­fı; uyan­mak için ha­va­nın ka­rar­ma­sı­nı bek­le­mek,

Böy­le­ce gün­düz olan­la­rı gö­re­mi­yor­du. Düğ­me­ye bağlı ha­ya­tın­da. Ya­şa­mak sa­de­ce ge­ce­ler­de. Ne kadar çok is­ter­dim. Gü­ne­şin do­ğu­şu­nu gör­mek. Güzel de, ba­tı­şı­nın me­ra­kı­nı gi­der­mi­yor ki. ka­dı­nın me­nek­şe­le­ri ile ko­nuş­ma­sı­nı gö­re­me­mek, her­hal­de! Göz­le­ri uy­ku­lu nasıl ara­lı­yor­dur per­de­yi, pen­ce­re­yi açıp, temiz ha­va­yı nasıl içine çe­ki­yor­dur…

Mis­kin mis­kin nasıl ha­zır­lı­yor­dur o kah­val­tı sof­ra­sı­nı, çayı açık mı, demli mi se­vi­yor­dur?

Günün ilk kah­ve­si­ni, ilk si­ga­ra­sı­nı içer­ken, kimi, neyi dü­şü­nü­yor­dur?

Sa­ba­ha karşı ne­re­den ge­li­yor­dur kadın? Hava ka­ra­rır­ken ne­re­ye gi­di­yor­dur? En kö­tü­sü de bek­le­mek tabi! Sokak lam­ba­sı olup bek­le­mek… Keşke ayak­la­rı­na beton dö­kül­me­miş ol­say­dı!

  • admin