Sanal Dünya | Buse Çe­ti­ner Üzer

Aylar sonra kar­şı­la­şa­ca­ğız… İçim kıpır kıpır; an­la­ta­ca­ğım çok şey var… Nasıl da öz­le­dim hep­si­ni… İş güç; çoluk çocuk der­ken sık gö­rü­şe­mi­yo­ruz. Li­se­li kız­lar de­ği­liz artık ne de olsa…

Göl ke­na­rın­da bir ka­fe­ye otur­dum. Konum attım, gel­me­le­ri­ni bek­li­yo­rum. Bir sade kahve söy­le­dim es­ki­den ol­du­ğu gibi… Ak­lı­ma bak­tı­ğı­mız fal­lar geldi sonra… Bir­bi­ri­mi­zin evin­de top­la­nır­dık sınav dö­nem­le­rin­de. Beş da­ki­ka ders ça­lı­şıp on da­ki­ka gü­lü­şür­dük. Ver­di­ği­miz uzun ara­lar­da, kahve fal­la­rı­na yük­ler­dik genç­lik he­ye­can­la­rı­mı­zı…

İşte ge­li­yor­lar gü­lü­şe gü­lü­şe… Kol kola girip oku­lun bah­çe­sin­de gez­di­ği­miz te­nef­füs­ler ge­li­yor ak­lı­ma…

“Kız­la­a­arrrr çok öz­le­dim si­zi­ii” diyor atom ka­rın­ca. ” Zaman dış gö­rü­nü­şü­mü­zü de­ğiş­tir­di ama se­sin­de­ki he­ye­can hiç de­ğiş­me­miş “diye dü­şü­nü­yo­rum. Sa­rı­lı­yo­ruz, hal hatır so­ru­yo­ruz kı­sa­ca… Ha­va­dan sudan ko­nu­şu­yo­ruz beş da­ki­ka… Sonra eller çan­ta­la­ra gi­di­yor, son tek­no­lo­ji te­le­fon­lar çı­ka­rı­lı­yor…

Bakar mı­sı­nı­ı­ı­ız?” diyor İpek gar­so­na: “Par­don bu­ra­nın İnter­net şif­re­si nedir?” Gar­son ve­ri­yor şif­re­yi… Bi­zim­ki altın bul­muş gibi se­vi­ni­yor…”Bir de filt­re kahve lüt­fen…” İnsan­lar ne yap­mış, ne­re­ye git­miş? Her şey ondan so­ru­lur.” Kız­la­a­ar no­ol­muş bi­li­yor­mu­su­nuz” diye her ge­li­şin­de, et­ra­fın­da bir çem­ber oluş­tu­rup onu pür dik­kat din­le­di­ği­miz gün­le­ri dü­şü­nü­yo­rum . Si­pa­riş­ler ve­ri­li­yor. Ge­li­yor afili kah­ve­ler…

Kısa ko­nuş­ma­lar, uzun te­le­fon ara­la­rı…

“Par­don canım, bir şey pay­laş­mış­tım da yorum gel­miş hemen dö­nü­yo­rum size”ler…

“Eeee nasıl gi­di­yor?” Sık sık so­ru­lan soru bu.” Nasıl gi­di­yor” dan öteye gi­de­mi­yo­ruz. Sarı , ala­ca­ğı ayak­ka­bı­yı gös­te­ri­yor: “Ayy ne za­man­dır bek­li­yor­dum in­di­ri­me gir­miş ka­çır­ma­ya­yım, hemen dö­nü­yo­rum size…” diyor. Bir ayak­ka­bıy­la üç se­ne­yi ge­çir­miş olan Sarı…O bana dış gö­rü­nü­şün bir ya­nıl­gı­dan iba­ret ol­du­ğu­nu öğ­ret­ti. Giy­di­ği en güzel el­bi­sey­di gü­zel­li­ği… Aya­ğı­na ba­kı­yo­rum, yü­zü­me bir gü­lüm­se­me ya­yı­lı­yor is­tem­siz…

“Hemen dö­nü­yo­rum size” ile biten cüm­le­ler ve baş­la­ya­ma­yan soh­bet­ler… Par­mak­lar oto­ma­ti­ğe bağ­lan­mış gibi… Bir­bir­le­ri­nin fo­toğ­raf­la­rı­nı be­ğe­ni­yor­lar…

“Ne güzel çık­mış­sın ru­ju­nun ren­gi­ne de ba­yıl­dım”.

“Be­ğen­din mi? Ata­rım sana lin­ki­ni canım”… Sa­çı­mın ren­gi­ni de­ğiş­tir­dim kimse fark et­me­di ama…

Bir­bi­ri­mi­zin se­si­ni duy­ma­ya­lı ne kadar zaman olmuş meğer diye dü­şü­nü­yo­rum. Soh­bet ağ­la­rı kul­la­nı­lı­yor artık. Emo­ji­ler­le ifade edi­li­yor duy­gu­lar… Kalp­ler, öpü­cük­ler “Seni se­vi­yo­rum ” de­me­nin kısa yol­la­rı…​Bense soh­bet­le­ri , uzun ko­nuş­ma­la­rı öz­lü­yo­rum …​Se­si­ni duy­mak is­ti­yo­rum kar­şım­da­ki­nin, se­si­nin to­nun­dan ne his­set­ti­ği­ni an­la­ya­bil­mek bir de…​Bir emo­ji­nin an­lat­tı­ğın­dan daha faz­la­sı­na ih­ti­ya­cım var belki de…

“Ayy buna çok gü­le­cek­si­niz kız­lar, tey­zem fo­to­ma yorum yap­mış, yaz­dı­ğı­na bakın aci­len öğ­ret­mem ge­re­ki­yor ona yorum yap­ma­yı. ” diyor Ser­pil. Çok muzip kız­dır. En mut­suz an­la­rım­da yü­zü­mü gül­dü­ren­di o benim…

“X ku­şa­ğı sos­yal medya kul­lan­ma­sın yaa ol­mu­yor işte”.. Gü­lü­şü­yor­lar…

“Ge­çen­ler­de annem yorum yap­mış fo­to­ma , harf­ler eksik ne yaz­dı­ğı belli değil, hemen he­sa­bı­na giriş yap­tım dü­zelt­tim ya­zı­yı” diyor Ayşe, gru­bun ede­bi­yat­çı­sı .Gü­lüş­me­ler şid­det­le­ni­yor…

Hep­si­ni o kadar çok öz­le­dim ki…

“Kız­lar hadi sel­fie çe­ke­lim bu­gü­nün anı­sı­na…”

Du­dak­lar bü­zü­lü­yor çe­ki­li­yor fo­toğ­raf. Filt­re­le­ni­yor, pay­la­şı­lı­yor sı­ca­ğı sı­ca­ğı­na…​Sonra yine ya­zış­ma­lar yo­rum­laş­ma­lar…

İpek göz kır­pa­rak :

“Oooo be­ğe­ni yağ­mu­ru­na tu­tul­dum valla, eee o kadar güzel kız top­la­nır­sa bir araya” diyor.

Kısa göz te­mas­la­rı… Zeyno si­ga­ra ya­kı­yor… Si­ga­ra­dan nef­ret eder­di oysa… Bir soh­bet baş­la­ta­yım di­yo­rum:

“Aaaa sen si­ga­ra­yı bı­rak­ma­mış mıy­dın en son?”

“Bı­ra­ka­ma­dım valla bunca st­re­sin ara­sın­da…”

Neyin onda stres ya­rat­tı­ğı­nı bil­mi­yo­rum… Çok duy­gu­sal kızdı Zeyno. Çok da kı­rıl­gan… Si­ga­ra­dan derin ne­fes­ler çe­ki­şi­ni iz­li­yo­rum…

“Aaaaa li­se­den Nur­dan Hoca yorum yap­mış fo­to­ya kız­la­a­ar!” diyor hemen ar­dın­dan. Fo­toğ­ra­fı­na yorum gel­me­si­nin mut­lu­lu­ğu se­si­ne yan­sı­yor…

“Ar­ka­daş­lık ba­ğı­nı­zın hiç kop­ma­ma­sı beni çok mutlu etti.” yaz­mış…

Ar­ka­daş­lık ba­ğı­mı­zın hiç kop­ma­ma­sı… Aylar sonra ger­çek­le­şen bu­luş­ma­nın içi boş… Ba­kı­yo­rum… Kim­se­yi gö­re­mi­yo­rum …

Gözüm yan ma­sa­da­ki kıza ta­kı­lı­yor ar­dın­dan. Kız eline bir kitap almış, gölü de ki­ta­ba fon yap­mış fo­toğ­ra­fı­nı çe­ki­yor. Sonra kız, ki­ta­bı ma­sa­ya koyup sanal dün­ya­sı­na geri dö­nü­yor. Hiç oku­ma­dı­ğı ki­ta­bı…

Veda vakti ge­li­yor, akşam da olmak üzere… Te­le­fon­lar çan­ta­la­ra ko­nu­lu­yor. Hesap öde­ni­yor.

“Ne iyi ettik de gö­rüş­tük kız­lar. Bunu tek­rar­la­ya­lım en yakın za­man­da, böyle ay­lar­ca ayrı kal­ma­ya­lım” diyor gar­son­dan İnter­net şif­re­si is­te­yen ar­ka­da­şım…

“Tek­rar gö­rü­şe­lim tabii” di­yo­rum, cüm­le­min an­la­mı­nı sor­gu­la­ya­rak…

Sahi, biz şimdi gö­rüş­tük mü?…