Pinokyo / Gülsüm Işıldar

Ah, ben size,
Kalbinizi yıkayın demiştim,
Tuba ağaçlarının özsuyuna batırılmış mendille,
Siz, bin ağaçtan kıyma yaptınız, el kadar yer için,
Çöpte, ihâlesiz kâğıt arayanlar sevinsin diye…

Kuşbakışı ayar verdiğiniz minareler
İçinize kaçan sesi zorlamasa,
Kendini imhâ etmezdi ayetler
İçten içe, yanmakla sönmek arası
Dumansız bir telâşla…

Lâl sokaklarda, şarkı söyleyen plâklara yol,
Aptal balıklara köprü, ne âlâ,
Belki, Deli Dumrul, işe girer,
Belki, kurşun adres sormaz Berkin’e…

Boşverin şimdi, bunlar derin mesele,
Tanrıdan biliriz, açlıktan ölsek de,
Hem, kim oluyor bu sabiler,
Henüz badelenmedi kadehleri,
Ellemediği yerlerde gül biten
Târiklerce…

Madem ki, kimin kimsesi değilsiniz
Kendinizden başka,
Okullar, laptop tümörleri bağrına saplanmasa,
Ve salyanızda seken berat’ larla
Koşuşturmasanız, nişadır makamında,
Midas kulaklarını, Pinokyo burnunu keser,
Bisiklete de binerler belki…