Ki­fa­yet­siz Muh­te­ris­ler | Tuğrul Keskin

Ya­şa­mın pek çok ala­nın­da olup/bi­te­ni kav­ra­yan, mahir in­san­lar değil de; daha az bil­gi­li ama hırs­lı, daha kav­ra­yış­sız ama ken­di­si mer­kez­li ve sal­dır­gan; yay­gın söy­le­yiş­le “tut­tu­ğu­nu ko­pa­ran” cins­ten olan­lar daha ege­men (ba­şa­rı­lı) olu­yor sanki… En azın­dan genel kanı ve gö­rü­nüş bu yönde ve bir ya­nıy­la da doğru bu. Çünkü bil­gi­li insan için öteki çok şey­dir. Ama pek çok hırs­lı insan için öteki hiç­tir. Var­lık­la­rı yal­nız­ca hırs sa­hi­bi­nin yük­se­li­şi için­dir… Bu ya­nıl­sa­ma sa­nı­rım gün­de­lik po­li­ti­ka üre­ten çev­re­ler­de daha yay­gın ama ya­zın­sal çev­re­ler­de de azım­san­ma­ya­cak bi­çim­de et­kin­dir.

Bu “ki­fa­yet­siz muh­te­ris­ler” hangi çevre ve di­sip­lin için­de olur­lar­sa ol­sun­lar, öte­ki­ni yok etmek için var­dır­lar, çünkü bi­lir­ler ki; bil­gi­li, gör­gü­lü, işine hakim “öteki” yok ol­ma­dık­ça, ken­di­le­ri var ola­maz­lar!

Çev­re­ni­ze, ga­ze­te­le­re, kimi ma­ga­zin der­gi­le­ri­ne bakın şöyle bir bun­lar­la dolu ol­du­ğunu gö­re­cek­si­niz. Adı sanı pek de bi­lin­me­dik ya­zar­la­rın, ya­zın­sal de­ğe­ri faz­la­sıy­la tar­tış­ma­lı ro­man­la­rı­nın “mut­lak oku­na­sı me­tin­ler”, “ki­şi­sel ge­li­şim ve tan­rı­yı ye­ni­den keş­fet­me ki­tap­la­rı­nın” ağaç ko­vu­ğun­dan fır­la­mış ya­zar­la­rı­nın kop­ya­la ya­pış­tır ki­tap­la­rı­nın hep “bir nu­ma­ra”, şi­irim­si kimi ki­tap­la­rın “mut­lak şiir” ola­rak su­nul­ma­sı hep bun­dan… Hırs­lı ve ye­te­nek­siz ya­zar­lar, ya­yın­cı­lar ça­ğı­na gir­miş bu­lun­mak­ta­yız sanki! Belki de bu du­rum­dan ötürü, bi­tim­siz bir duy­guy­la geç­miş­te­ki ya­zar­la­rın, şa­ir­le­rin söz­le­ri­ni ve şi­ir­le­ri­ni pay­la­şıp du­ru­yo­ruz! Çünkü ki­fa­yet­siz muh­te­ris­ler ça­ğın­da­yız!

“Dun­ning-Kru­ger Et­ki­si”ni duy­du­nuz mu? Ben yakın za­ma­na kadar bil­mi­yor­dum. Özet­le şu: Ce­ha­let, ger­çek bil­gi­nin ak­si­ne, bi­re­yin ken­di­ne olan gü­ve­ni­ni ar­tı­rır.

Yani biraz daha açar­sam şöyle: İşinde çok iyi ol­du­ğu­na yü­rek­ten ina­nan ‘ye­ter­siz’ kişi, ken­di­ni ve yap­tık­la­rı­nı öv­mek­ten, her işte öne çık­mak­tan ve as­lın­da ya­pa­ma­ya­ca­ğı iş­le­re talip ol­mak­tan hiç­bir ra­hat­sız­lık duy­maz! Ak­si­ne, her şeyin hakkı ol­du­ğu­nu dü­şü­nür! Ancak bu ‘ca­hil­lik ve had­di­ni bil­me­me’ ka­rı­şı­mı mes­le­ki açı­dan müt­hiş bir itici güç oluş­tu­rur. ‘Ek­si­ler’ ka­ri­yer açı­sın­dan ‘ar­tı­ya’ dö­nü­şür. So­nuç­ta, ki­fa­yet­siz muh­te­ris­ler her zaman ve her yerde daha hızlı yük­se­lir­ler… Ya­zın­sal di­sip­lin­ler­le ne iliş­ki­si var de­me­yin sakın? Üç aşağı beş yu­ka­rı ya­zın­sal çev­re­ler­de de işler böyle yürür…

Bu arada pek ço­ğu­nuz çev­re­le­ri­niz­den tanık olu­yor­su­nuz­dur. Ger­çek­ten bil­gi­li ve ye­te­nek­li in­san­lar ha­ya­tın de­ne­bi­lir­se her ala­nın­da fazla al­çak­gö­nül­lü dav­ra­na­rak pek de öne çık­maz­lar, yük­sek gö­rev­le­re ken­di­lik­le­rin­den talip olmaz, kıy­met­le­ri­nin bi­lin­me­si­ni bek­ler­ler… Tabii bek­ler­ken kı­rı­lır, ken­di­le­ri­ni daha da ge­ri­ye çe­ker­ler… Eğer bu in­san­lar iş ya­şa­mın­day­sa­lar üst­le­ri ta­ra­fın­dan da ‘ih­ti­ras ek­sik­li­ği’ ile suç­la­nır­lar… Ki el­bet­te bu en çok da bir “edep”ten gelen ger­çek ede­bi­yat in­san­la­rı için böy­le­dir. Ger­çek ya­zar­lar, şa­ir­ler “edep” ge­re­ği ken­di­le­ri­ni sak­la­dık­ça, bu hırs­lı edep bil­mez­ler de ge­çi­ci sü­re­ler için de olsa, hızla par­lar ama mut­la­ka sö­ner­ler!

Acı ki, ap­tal­lar aptal ol­duk­la­rı­nın far­kı­na var­ma­ya­cak kadar aptal, ca­hil­ler cahil ol­duk­la­rı­nın far­kı­na var­ma­ya­cak kadar cahil ol­duk­la­rı için, ken­di­le­ri­ni akıl­lı ve bil­gi­li sa­nır­lar. Bu on­la­rı ce­sa­ret ve ken­di­ne gü­ven­le dol­du­rur. Bil­gi­li olan­lar ise ye­te­nek­le­ri­nin far­kın­da ol­maz­lar, baş­ka­la­rı­nın da ken­di­le­ri kadar bil­di­ği­ni sa­nır­lar.

Cor­nell Üni­ver­si­te­si’nde ça­lı­şan Jus­tin Kru­ger ve David Dun­ning, bul­gu­la­rı­nı 1999’da açık­la­mış­lar. Ama ki­fa­yet­siz muh­te­ris­le­rin hayat kar­şı­sın­da ne kadar avan­taj­lı ol­duk­la­rı, ak­lım­da kal­dı­ğı ka­da­rı ile on­lar­dan çok önce fark edil­miş­ti. Me­se­la; Da­r­win, 1871’de, “Ce­ha­le­tin in­sa­nın ken­di­ne olan gü­ve­ni­ne yap­tı­ğı katkı, çoğu zaman, bil­gi­nin yap­tı­ğı kat­kın­dan bü­yük­tür,” diye yaz­mış­tı.

Bert­rand Rus­sel ise 1930’da yaz­dı­ğı Ap­tal­lı­ğın Za­fe­ri adlı de­ne­me­sin­de “So­ru­nun temel ne­de­ni, mo­dern dün­ya­da, akıl­lı­lar hep kuşku için­de iken, ap­tal­la­rın küs­tah­ça ken­di­le­rin­den emin ol­ma­la­rı­dır.” ve “Ger­çek te­va­zu ye­te­nek­le­ri­nin far­kın­da ol­ma­mak değil, bu ye­te­nek­le­ri doğru bi­çim­de ölç­mek­tir.” tes­pi­tin­de bu­lun­muş­tu.

En çok da gün­de­lik po­li­ti­ka üre­ten alan­lar da olu­yor dedim ya yu­ka­rı­da… Şimdi bütün bun­la­rın ya­şan­dı­ğı bir ülke ve in­san­lar net­leş­ti mi akı­nız­da? Ce­ha­let üs­tün­den yü­rü­yen bir iliş­ki­ler zin­ci­ri, size hangi ül­ke­yi çağ­rış­tı­rı­yor. Aylık bin­ler­ce Ame­ri­kan Do­la­rı maaş ile pek çok yurt dışı gö­rev­le­re ata­nan ve hiç bir ya­ban­cı dili bil­me­yen imam­lar hangi ül­ke­den­dir? Bu gö­rev­le­re sizce neden talip olur­lar, bun­la­ra kim, neden sahip çıkar. Son yıl­lar­da­ki kadar ki­fa­yet­siz muh­te­ris atan­mış mıdır ehil ol­ma­dık­la­rı kad­ro­la­ra. Hiç san­mı­yo­rum!

Söz ge­li­mi İstan­bul se­çi­mi­ni kay­bet­ti­ği halde te­le­viz­yon ka­nal­la­rı­nı do­la­şan ve ara­lık­sız yalan söy­le­yen bir ki­fa­yet­siz muh­te­ris daha var, adını ver­mi­yo­rum, onu da siz bulun!

Zaten siz­ler daha bin­ler­ce­si­ni bi­li­yor­su­nuz­dur, ba­şı­nı­zı dön­dü­ğü­nüz her yer bu gibi olay­lar­la dolu. Fakat bu tuhaf/hak­sız/garip/ca­hi­la­ne iliş­ki ağıy­la mü­ca­de­le­de biraz daha geç ka­lı­nır­sa, kor­ka­rım or­ta­da ya­rı­na bı­ra­kı­la­cak ne düz­gün bir yazı kül­tü­rü, ne etik, ne görgü, ne de bi­lim­sel bir akıl ka­la­cak!

Biz yine es­ki­le­re dönüp İsmet İnönü’nün o ünlü sö­zü­nü biraz de­ğiş­ti­re­rek ye­ni­den ha­tır­la­ta­lım; “Bir mem­le­ket­te akıl ve bilgi er­ba­bı, akıl­sız­lar ve bil­gi­siz­ler kadar cesur ol­ma­dık­ça, o mem­le­ket için kur­tu­luş yok­tur.”

————————-
*Bu ya­zı­nın bir bö­lü­mü­nün daha önce “SoL Ga­ze­te”de ya­yım­lan­ma­sı­na kar­şın, gün­cel­le­ye­rek ye­ni­den ya­yın­la­ma ih­ti­ya­cı duy­dum.

*Ki­fa­yet­siz muh­te­ris­ler, Tuğrul Keskin, ABC

Ki­fa­yet­siz Muh­te­ris­ler | Tuğrul Keskin (1 Yorum)

  1. Kutlarim ustam.Yüreğine sağlık. Bunlar eksilmedikçe sorunlar bitmez. Çünkü akilliymis görünmek işlIsmeterine geliyor.Birde alkislandilarmi gerisi gelir…sevgiyle üstadım…

Tavsiye

Göç / Bircan Çelik
%d blogcu bunu beğendi: