Kedi – Büşra Şahin

Kedi – Büşra Şahin

Kedi

Büşra Şahin

 

Or­ta­okul me­zu­ni­ye­tin­den sonra sı­na­va gir­miş­tik. İyi bir lise ka­zan­mak is­ti­yor­dum. Ders­ha­ne­de iyi de­ne­bi­lecek sı­nıf­lar­dan bi­rin­dey­dim ve ken­di­me gü­ve­ni­yor­dum. yaz ta­ti­lin­de so­nuç­lar açık­lan­dı, hiç bek­le­me­di­ğim düşük bir puan al­mı­şım. İzmir için­de git­mek is­te­di­ğim hiç­bir Ana­do­lu li­se­si­ne hak ka­za­na­mı­yo­rum. Bir yan­dan Tire’deki ku­ze­nim, ora­da­ki Ana­do­lu li­se­si hak­kın­da öv­gü­ler­de bu­lu­nu­yor. Benim için de Tire de­yin­ce akan sular du­ru­yor. Ço­cuk­lu­ğum geç­miş orada. Ta­til­ler­de gez­di­ğim köy­le­ri, so­kak­la­rı, park­la­rı ah o yem­ye­şil park­la­rı. İçim gi­di­yor, keşke o okulu ter­cih­le­re ek­le­sem diye. Okul­da­ki reh­ber­lik öğ­ret­me­ni bu fikre karşı çı­kı­yor. Adını yeni duy­du­ğu­muz bir sürü oku­lun ol­du­ğu bir liste ha­zır­lı­yor ve iş­le­me ko­yu­yor.

İlk ter­cih so­nuç­la­rı açık­lan­dı­ğın­da ne çok ağ­la­dı­ğı­mı iyi ha­tır­lı­yo­rum. İzmir için­de fakat hiç git­me­di­ğim, ıssız bir te­pe­dey­di ka­zan­dı­ğım okul. Merak edip git­tik, yolun ya­rı­sın­da baş­la­dım yine ağ­la­ma­ya. “Ben” dedim, “Tire’deki okul­da oku­mak is­ti­yo­rum.”  An­ne­an­nem aradı :

“Gel­sin kızım oku­sun bu­ra­da, biz ba­ka­rız.” dedi. Ba­ba­mı ikna etmek zor olsa da ikin­ci ter­cih­le­ri­mi yap­tım ve okula alı­na­cak 9 kişi ara­sın­da adım ya­zı­yor­du. Dün­ya­lar benim oldu.

An­ne­an­nem, oda­la­rın­dan bi­ri­ni benim için dü­zen­le­di. Dedem benim için soba aldı, kışın kurup yak­mak için. Yeni okul kı­ya­fet­le­ri, yeni ayak­ka­bı­lar. İlk okul gü­nü­ne uya­na­ca­ğım günün ge­ce­sin­de tüm bun­la­rı alıp ba­şu­cu­ma koy­dum. He­ye­can­dan çok geç uyu­muş­tum.

Zaman geçti, ben de­dem­le­re alış­tım, onlar da bana alış­tı. Kışa doğru okul çı­kış­la­rın­da hava ka­rar­ma­ya baş­la­mış­tı. Dedem beni otur­du­ğu­muz evin alt ma­hal­le­sin­de, dol­muş­tan ine­ce­ğim yerde bek­ler­di her akşam ve be­ra­ber soh­bet ede­rek eve ge­lir­dik.

Yine bir akşam okul çı­kı­şı dol­muş­tan indim. Sokak lam­ba­sı yan­mış, dedem al­tın­da beni bek­li­yor­du. Ha­va­lar iyi­den iyiye so­ğu­muş­tu. De­de­min ko­lu­ma gir­dim, yo­ku­şun so­nun­da­ki evi­mi­ze doğru iler­li­yor­duk. Ya­nı­mız­dan bir kedi geçti ve dedem baş­la­dı an­lat­ma­ya.

“Bizim za­ma­nı­mız­da, gece vakti dı­şa­rı­da olmak ce­sa­ret is­ter­di. Kar­şı­na in mi cin mi çı­ka­cak belli değil. Yolda gör­dü­ğü­müz ke­di­le­rin göl­ge­le­ri­ne ba­kar­dık misal.”

Hafif bir ür­per­tiy­le bir­lik bir me­rak­la neden diye sor­muş­tum. Ke­diy­di altı üstü, ne ola­cak­tı ki.

“Eğer ke­di­nin göl­ge­si yere vur­ma­mış­sa, o ke­di­ye ili­şil­mez­di. Cin mi şey­tan mı belli değil der ka­çar­dık.” dedi. Göz­le­ri­min fal taşı gibi açıl­dı­ğı­nı ha­tır­la­rım. Man­tı­ğa ay­kı­rı olsa da, de­de­ci­ği­min o gi­zem­li an­la­tı­mıy­la bir­den ola­yın bü­yü­sü­ne ka­pıl­mış­tım. Tam da so­kak­lar ıssız ve ka­ran­lık­ken. Bizim evi­miz de yo­ku­şun çık­maz so­ka­ğın­da­ki son ev olun­ca, okul­dan dönüş yolu git­tik­çe es­ra­ren­giz hi­ka­ye­ler do­ğu­ru­yor­du.

Bir gece odam­da, ya­ta­ğım­da uyur­ken bir rüya gör­düm. Yem­ye­şil, ko­ca­man iki göz yat­tı­ğım yerde üs­tü­me otur­muş bana ba­kı­yor­du. Etraf zin­dan ka­ran­lık­tı. Nasıl bir ci­sim­dir, nedir fark ede­mi­yor­dum. Ne kal­ka­bi­li­yor ne de ses çı­ka­ra­bi­li­yor­dum. Öy­le­ce kor­ku­yor­dum ol­du­ğum yerde. Tek­rar ses et­me­ye, ba­ğır­ma­ya ça­lış­tı­ğım sı­ra­da rü­ya­dan uyan­dım. O da ne! Hala kar­şım­da iki yeşil göz ve bir de­ği­şik ses, hı­rıl­tı gibi. Bu kez gece lam­ba­sı­nın ışığı vardı ve bu göz­le­rin neye ait ol­du­ğu­nu fark et­mem­le çığ­lık atmam bir oldu. Ko­ca­man bir kedi üs­tü­me tü­ne­miş bana ba­kı­yor­du. Çığ­lı­ğım­la ürküp, ya­ta­ğın al­tı­na zıp­la­dı hay­van­ca­ğız. Ben o kor­kuy­la, ce­sa­ret edip kal­ka­ma­dım ya­tak­tan. Adeta odam­da en vahşi, yır­tı­cı hay­van var­mış­ça­sı­na tit­ri­yor­dum. Sa­de­ce ba­ğı­ra­bil­dim:

−De­de­ee, An­ne­an­ne­e­ee!

De­fa­lar­ca ba­ğır­ma­dan sonra, an­ne­an­ne­min se­si­ni duy­dum yan oda­dan.

−İbra­him kalk, Gül­can geldi yalım. Aşa­ğı­dan ses ge­li­yor.

−An­ne­an­ne­ee benim ben, Büşra! Odama ge­li­i­in!

Oda­la­rı­nın ışığı yandı ve bir­lik­te benim oda­mın ka­pı­sı­na gel­di­ler.

−Ça­buk gelin, odam­da hır­la­yan bir kedi var. Çok kork­tum.

Dedem ışığı yaktı. An­ne­an­nem ka­bar­mış saç­la­rıy­la içe­ri­de şaş­kın şaş­kın ge­zi­nir­ken, ben hala ya­tak­tay­dım. Her yere bak­tı­lar fakat or­ta­da bir kedi gö­re­me­di­ler.

−Kı­zım ne ke­di­si bu sa­at­te, diye sordu dedem.

−Val­la­hi bil­la­hi gör­düm, üs­tü­me çık­mış­tı. Hır­lı­yor­du. Çığ­lık atın­ca kaçtı, bu­ra­da­dır.

Ve de­dem­den müt­hiş bir cevap geldi :

−Yok ev­la­dım kedi de­ğil­dir o, şey­tan­dır şey­tan. Kork­ma, rü­ya­na gir­miş­tir.

Bunu du­yun­ca o uyku ser­sem­li­ği ve kor­kuy­la tit­re­dim. Ay­lar­dır okul dö­nüş­le­rin­de gece do­la­nan ke­di­le­ri, göl­ge­le­ri­ni, de­re­de­ki ağaç­ta asılı olan kadın ayak­ka­bı­sı­nı, ilk ev­le­rin­de­ki ya­tı­rın hi­ka­ye­le­ri­ni din­li­yor­dum ondan . Hepsi bir anda gö­züm­de can­lan­dı. Ge­ce­nin bir körü neler ya­şı­yor­dum. Canım dedem beni sa­kin­leş­ti­re­ce­ği­ne daha da pa­ni­ğe so­ku­yor­du. Di­ye­me­dim o anda, şey­tan­sa nasıl kork­ma­ya­yım de­de­ci­ğim diye.

O sı­ra­da benim oda­mın için­de ka­pı­sı olan diğer odaya bak­mak geldi akıl­la­rı­na. Ka­pı­sı ara­lık kal­mış­tı, ışığı açıp içeri gir­di­ler. Ben ke­di­nin bu­ra­lar­da bir yerde ol­du­ğu­na emin olana kadar hala ya­tak­tay­dım. Bir hır­la­ma sesi duy­dum ve dedem oda­dan, elin­de en­se­sin­den tut­tu­ğu siyah bir ke­diy­le dı­şa­rı çıktı. Olan­ca sa­kin­li­ğiy­le, onun­la ko­nu­şa­rak aşağı in­dir­di, bah­çe­ye saldı. Bir derin oh çek­tim so­nun­da ama hala hay­ret­ler için­dey­dim. Dedem yu­ka­rı, ya­nı­ma geldi.

−Kedi ha­mi­ley­miş, yav­ru­la­ya­cak yer arı­yor­muş ga­ri­bim, dedi.

Meğer ben rü­ya­dan uyan­ma­sam, sabah beni bir­kaç minik kedi yav­ru­su kar­şı­la­ya­cak­mış, yor­ga­nı­mın üs­tün­de. Ney­se­ki gör­dü­ğüm şey ger­çek­ten bir ke­diy­di ve ben bir hafta odam­da uyu­ya­ma­dım. Ama uzun bir zaman, akşam ka­ran­lı­ğın­da kedi gö­rür­sem hep göl­ge­le­ri­ne bak­tım dur­dum.

Büşra Şahin

1992 İzmir/Tire doğumludur. İlk ve orta öğrenimini Tire’de, yüksek öğrenimini Ege Üni­ver­si­te­si Türk Dili ve Ede­bi­ya­tı bölümünde tamamladı­. Çe­şit­li özel ku­rum­lar­da Türk­çe ve Ede­bi­yat öğ­ret­men­li­ği yap­tı. Anne olduktan sonra öğretmenliğe ara veren Şahin’in öykü ve şiir denemeleri bulunmaktadır.

Kedi – Büşra Şahin (2 Yorum)

  1. 👏👏👏 Tebrik ederim Büşra çok beğendim emeğine sağlık daim olsun inşallah.

%d blogcu bunu beğendi: