Genç Duy­gu­la­rım | Orhan Boran

Eski sev­gi­li­min bana yaz­mış ol­du­ğu mek­tup­la­rı hala sak­la­dı­ğı­mı gören karım su­ra­tı­nı ek­şi­tin­ce on­la­rı yır­tıp çöpe atma za­ma­nı­nın gel­di­ği­ni an­la­mış­tım.

İki ço­cu­ğu­muz, bir kö­pe­ği­miz, kre­di­si bit­miş evi­miz, ma­aş­la­rı­mız, mü­te­va­zı ara­ba­mız, her zaman ka­la­cak ye­ri­mi­zin ol­du­ğu ak­ra­ba­la­rı­mız­la çok mutlu değil miy­dik? Sağ­lı­ğı­mız ye­rin­dey­se ge­ri­si önem­siz değil miydi? Ka­rı­mı sev­mi­yor muy­dum? Hangi zor­luk­la sı­nan­mış­tım? Be­şik­taş’ın her so­ka­ğı, her cafe’si yal­nız bana hiz­met et­mi­yor muydu? Mek­tup­la­rı ka­rı­mın gözü önün­de yır­tıp attım.

Ço­cuk­la­rı okut­tum, bü­yüt­tüm, ev­len­dir­dim. Emek­li­lik gün­le­ri­ni ge­çir­me­yi plan­la­dı­ğı­mız yaz­lı­ğı­mı­za daimi ola­rak ta­şın­ma­ya karar ver­di­ği­miz bir günün sa­ba­hın­da eş­ya­la­rı­mı­zı to­par­lı­yor­ken eşim bir tomar ka­ğıt­la kar­şı­ma di­kil­di. “Bun­lar ne?” dedi.

Onlar yır­tıp at­tı­ğım ama zih­nim­den ata­ma­dı­ğım aşkın, öz­le­min, tut­ku­nun, he­ye­ca­nın, ih­ti­ra­sın, bi­lin­çal­tı­nın yani bütün genç duy­gu­la­rı­mın fo­to­ko­pi­siy­di.

Sı­rıt­mış bu­lun­dum. Onlar da çöpe gitti.

Bi­raz­dan, kötü, yamuk yumuk çe­kil­miş bir fo­to­ko­pi­si ce­bi­miz­de olan yeni ha­ya­tı­mı­za doğru yola çı­ka­ca­ğız.

      

Yorum yaz