Dağ Anoftası / Filiz Kalkışım Çolak

Çıldırmış dizelerin
Tam ortasından kırılırken çığlıkları
Yüreğimi koydum hecelerin yırtılan soluğuna…

Çingene ‘mora’sı düşlerin
Yemişlerinden sundum sana

‘Dağ anoftası’ dudaklarından,
Sevdanın safir ırmaklarından
İçtim kana kana

Beyaz silüetli baharların yakamozlarında
Karanfili kokulu sevdaların
Ebemkuşaklı düş vuslatlarında
Yavrulattım umutların kör çıkmazlarını
Boy boy kara kara gözlü çocuklar indi kucağına düşlerin

Karılan semaların kanayan masallarından
Puslu anaforun karanlık mahseninin
Ala bulanık efkarın kadehi yere çalındı

Martı çığlıklarından düşen
Cesur hayallerimin şaklayan kırbacına
Uçsuz bucaksız maviliklerin
duman duman üfledi sevda tılsımları
Yaşlı şehrin kalleş duvarlarına
Küfretti içindeki kötü adama masalın tam ortasında
yüreğimin bacası ey yar!

Uyanış çanları çınladı
Kapanan gönül kapılarının çıkmazlarında
Anahtarı döndü mutluluğun kilidinden
Çarmıha gerildi mutsuzluğun asık suratı
coştu menekşeler
Hasrete dem tuttu
Arka odaların tavında birleşen dudaklar

Utandı varaklı kafesinde kanaryalar
Alkışa eşlik etti kanatlarıyla martılar
Şehrin renginde açtı yavru ağızlı hoş sedalar

Haliç’in efsunlu sularına saldım şimdi susayan tenimi
Fısıldadım aşkın melodisini
Sevdalı kıyıların sağır kulaklarına
Çıldırmış sevda mikrofonlarında
Şaha kalktı aşkın nakaratları dalga dalga
Saldım saçlarımı rüzgarın ellerine kuzey doğudan
Delirdi yine poyraz patladı karayel sen kıyılarımdan

Sustu sesler!

Gazeline kavuşma arzusundaki
Kızıl mercan tutuşmalarının
Semalardan serpilen büyüsüne
Kapıldı ışıklar ayın şavkında
Dolandı kollar sevdalı boyunlara

Onlar erdi muradına
Aşk meleği çıktı
Mutluluk dokunuşlarının kerevetine …