“Co­ro­na Yal­nız­lı­ğı” ve Er­tuğ­rul Er­do­ğan
Ahmet Zeki Yeşil

“Co­ro­na Yal­nız­lı­ğı” ve Er­tuğ­rul Er­do­ğan <br> Ahmet Zeki Yeşil

Bi­lin­di­ği gibi, dün­ya­yı kasıp ka­vu­ran ko­ro­na virüs sal­gı­nı he­pi­mi­zin ha­ya­tı­nı olum­suz et­ki­le­di. Yazar Er­tuğ­rul Er­do­ğan da bun­lar­dan bi­ri­si. Son ro­ma­nı “Co­ro­na Yal­nız­lı­ğı”nı, ölüm­le­rin hızla art­tı­ğı bir or­tam­da, eve izole olmuş du­rum­day­ken yazdı. Hatta ki­ta­bı­nın sunu ya­zı­sın­da, “Ro­ma­nım oku­ruy­la bu­luş­tu­ğun­da vaka ve ölü sa­yı­sı ne olur, kaç bin­le­re veya mil­yon­la­ra ula­şır bi­le­mem” di­ye­rek en­di­şe­si­ni dile ge­tir­di. “Co­ro­na Yal­nız­lı­ğı”, Er­tuğ­rul Er­do­ğan’ın dör­dün­cü ki­ta­bı. Ceren Ya­yın­la­rın­dan çıkan kitap 280 sayfa olup, kapak ta­sa­rı­mı Mah­mut Can Pa­pi­roğ­lu’na ait. Ki­ta­bın baş­lan­gı­cın­da dik­kat çe­ki­ci bir söz var. Hu­zu­re­vin­de­ki bir an­ne­ye ait olan söz şöyle: “Ço­cuk­la­rı­nı­za be­bek­lik­le­rin­de köpek sütü verin, belki ve­fa­yı kö­pek­ler­den öğ­re­nir­ler!”

Er­tuğ­rul Er­do­ğan kim­dir?

1958 yı­lın­da An­ka­ra’da doğdu. Ba­ba­sı­nın 1968’de kur­du­ğu Doğan Ya­yı­ne­vi’nde, ki­tap­lar ara­sın­da bü­yü­dü. 1982-83 yıl­la­rın­da, ma­hal­li ve genel ba­sın­da ga­ze­te­ci­lik yaptı.
1983-2009 yıl­la­rı ara­sın­da bir kamu ku­ru­mun­da ça­lış­tı. Emek­li ol­duk­tan sonra yazma ey­le­mi­ne hız verdi. Ba­sıl­mış “Val­la­hi Öp­tür­mem”, “Mor Göz­de­ki Hüzün” ve “Son­ra­sız Ka­dın­lar” adlı eser­le­ri yanı sıra “Ka­va­noz­da­ki Bö­cek­ler” , “Elma Şe­ke­ri” , “Kuvöz Ope­ras­yo­nu” ve se­nar­yo­su­nu da yaz­dı­ğı “Yer Al­tın­da­ki Güneş” ad­la­rı­nı ver­di­ği ro­man­la­rı ile “Sü­pür­ge­lik­te­ki Dos­tum” adlı bi­yog­ra­fi ça­lış­ma­sı ba­sım­la­rı­nı bek­le­yen ça­lış­ma­la­rı­dır. Dünya ya­zar­la­rıy­la ger­çek­leş­tir­di­ği rö­por­taj­lar bir ede­bi­yat der­gi­sin­de seri ola­rak ya­yım­lan­mış­tır. Ta­mam­lan­dı­ğın­da bunu da ki­tap­laş­tır­ma­yı dü­şün­mek­te­dir. 2020 yı­lın­da Hin­dis­tan Krit­ya ve Ko­lom­bi­ya Me­del­lin Ulus­la­ra­ra­sı şiir fes­ti­val­le­ri­ne ka­tıl­dı. Halen Bursa’da ya­şa­mak­ta olup, şiir ve öy­kü­le­ri ede­bi­yat der­gi­le­rin­de ya­yım­lan­mak­ta­dır.

“Co­ro­na Yal­nız­lı­ğı”nın kah­ra­man­la­rı:

Ro­ma­nın asıl ki­şi­si Vehbi Bey, güzel yıl­la­rı ge­ri­de kal­mış ve yaşı yet­mi­şe da­yan­mış Bağ­kur emek­li­si­dir. Aynı za­man­da astım has­ta­sı­dır. Kitap oku­ma­yı sev­mek­te ve sa­nat­sal eser­le­re ilgi duy­mak­ta­dır. Ül­ke­de olup biten olay­la­ra karşı du­yar­lı­dır. Kriz ne­de­niy­le dük­kâ­nı ve evi ic­ra­ya gi­din­ce eşi, eş­ya­lar­la bir­lik­te evi terk et­miş­tir. Ço­cuk­la­rı, oku­mak için git­tik­le­ri yurt dı­şın­da ha­yat­la­rı­nı sür­dür­mek­te­dir. Vehbi ise, ha­ya­ta küsüp hu­zu­re­vi­ne yer­le­şir. Sos­yal med­ya­yı da kul­lan­maz.

Vehbi Bey’in dı­şın­da­ki önem­li ki­şi­ler­den bi­ri­si de öğ­ret­men emek­li­si Me­la­hat Ha­nım­dır. Ken­di­si gibi öğ­ret­men olan eşini, bir terör sal­dı­rı­sın­da kay­bet­miş­tir. Me­la­hat’ın evin­de kızı, da­ma­dı ve to­run­la­rıy­la bir­lik­te kal­mak­ta­dır. Duy­gu­sal ve iyi­lik­se­ver bir ka­dın­dır.

Diğer ki­şi­ler: Hazel (Me­la­hat’ın kızı), Rey­han ve Bulut (Vehbi’nin ço­cuk­la­rı), Yıl­maz (Hazel’in eşi), Kez­ban (Vehbi’nin eşi), Nev­zat (Vehbi’nin ar­ka­da­şı).

Ro­ma­nın ko­nu­su:

Vehbi Bey, eşi ve ço­cuk­la­rı ta­ra­fın­dan terk edil­dik­ten sonra on yıla yakın bir zaman hu­zu­re­vin­de kalır. Günün bi­rin­de, ak­lı­na eser ve ora­dan ay­rı­lır. Ki­ra­la­dı­ğı küçük bir öğ­ren­ci da­ire­si­ne yer­le­şir. Rü­ya­la­rın­da hep, yıl­lar­dır gör­me­di­ği ço­cuk­la­rı var­dır. O gün­ler­de ko­ro­na sal­gı­nı baş­lar. Öğ­ren­ci­ler ev­le­ri­ne dö­nün­ce, Vehbi artık tek ba­şı­na­dır. İnsan, kendi öz­gür­lü­ğü­nü ne kadar ve ne za­ma­na kadar kı­sıt­la­ya­bi­lir? Vehbi, bunu ba­şa­ra­maz. Ken­di­ni dı­şa­rı­ya at­tı­ğı za­man­lar­da, ya­kın­da bu­lu­nan çocuk par­kın­da Me­la­hat adın­da bir ka­dın­la ta­nı­şır. Bu­ra­da fi­liz­le­nen aşka ko­ro­na engel ola­maz. Me­la­hat, bir gün Vehbi’nin evine gelir. O gün, bu iliş­ki ger­çek bir aşka dö­nü­şür. Vehbi, hu­zu­re­vin­de­ki yakın ar­ka­da­şı Nev­zat’ı ara­yıp âşık ol­du­ğu­nu söy­ler. Me­la­hat da kızı Hazel’e, Vehbi’den bah­se­der. Hazel, olum­suz bir tepki ver­mez. Böy­le­ce, Vehbi ile Me­la­hat’ın aşk­la­rı gün yü­zü­ne çıkar. Son­ra­ki gün­ler­de Me­la­hat ve kızı Hazel, Vehbi’nin zor an­la­rın­da hep ya­nın­da olur­lar. Bu arada Vehbi’nin Hol­lan­da’daki ço­cuk­la­rı Rey­han ve Bulut, ba­ba­la­rı­nın izini sür­mek­te­dir. So­nun­da, Me­la­hat’ın kızı Hazel ile sos­yal med­ya­dan ir­ti­bat kur­ma­yı ba­şa­rır­lar. Rey­han ve Bulut, tam otuz yıl sonra ba­ba­la­rı Vehbi’yi gö­re­cek­tir. Hol­lan­da’dan Tür­ki­ye’ye gel­mek için ha­zır­lık baş­lar. He­ye­can do­ruk­ta­dır…

Bu he­ye­ca­nı oku­run ya­şa­ma­sı için bu­ra­da ke­si­yo­rum. Yani, ro­ma­nın so­nu­nu an­lat­ma­ya­ca­ğım. Şu ka­da­rı­nı söy­le­ye­yim, okuru de­rin­den sar­sa­cak bir son bek­li­yor.

Diğer hu­sus­lar:

“Co­ro­na Yal­nız­lı­ğı”, duygu yüklü bir roman. Hüzün, se­vinç ve en­di­şe gibi duy­gu­lar ba­şa­rıy­la yan­sı­tıl­mış. Di­ya­log­lar sa­mi­mi, okuru ro­ma­na bağ­lı­yor. Ro­man­da­ki zaman, ro­ma­nın adın­dan belli zaten. Ağır­lık­lı ola­rak, ka­ran­ti­na gün­le­ri. Me­kan­lar ise hu­zu­re­vi, ço­cuk­la­rın oy­na­dı­ğı bir park ve has­ta­ne gibi, roman şa­hıs­la­rı­nın ya­şa­dı­ğı veya kar­şı­laş­tı­ğı yer­ler­den ha­re­ket­le oluş­tu­rul­muş. Roman kah­ra­man­la­rı çev­re­miz­de kar­şı­la­şa­bi­le­ce­ği­miz tip­ler. Er­tuğ­rul Er­do­ğan, göz­lem gü­cün­den ya­rar­la­na­rak can ver­miş, ya­rat­mış kah­ra­man­la­rı­nı. Ro­ma­nı okur­ken, on­la­rı kar­şı­nız­day­mış his­si­ne ka­pı­lı­yor­su­nuz. Olay ör­gü­sü ro­ma­nın te­ma­sı­nı ve­ri­yor. Küçük in­san­lar­da gör­dü­ğü­müz sevgi ve sa­mi­mi­yet ön plan­da. Vehbi ile Me­la­hat’ın iliş­ki­si çev­re­sin­de ge­li­şi­yor her şey. Ro­ma­nın nasıl son­la­na­ca­ğı­nı en baş­tan tah­min etmek zor. Kul­la­nı­lan dil yalın olun­ca, roman su gibi akı­yor. Bir ba­kı­yor­su­nuz, sürp­riz sonla kar­şı­laş­mış­sı­nız. Ro­man­da ge­ri­ye dö­nüş­ler ve ha­tır­la­ma­lar kul­la­nıl­mış. Er­tuğ­rul Er­do­ğan, zaman zaman roman kah­ra­man­la­rı­nın ağ­zın­dan okuru bil­gi­len­di­ri­yor. Ör­ne­ğin, UNES­CO ta­ra­fın­dan ko­ru­ma al­tı­na alı­nan Avage bit­ki­si hak­kın­da bilgi edi­nir­ken, “Sahte bal nasıl an­la­şı­lır?” so­ru­su­nun ya­nı­tı­nı öğ­re­ni­yo­ruz. Ay­rı­ca, ro­man­da­ki bi­rey­ler­den ha­re­ket­le için­de bu­lun­du­ğu­muz top­lu­mu da an­la­tı­yor. Kadın ci­na­yet­le­ri, zey­tin ağaç­la­rı­nın yok edil­me­si, HES’ler ve köy­lü­le­rin de­re­le­ri­ni kur­tar­ma mü­ca­de­le­si gibi ko­nu­la­ra dik­kat çe­ki­yor.

Özet­le, in­ter­net­ten temin ede­rek oku­du­ğum “Co­ro­na Yal­nız­lı­ğı”, bir çır­pı­da ve he­ye­can­la bi­tir­di­ğim bir kitap oldu. Emi­nim, oku­duk­tan sonra siz de piş­man ol­ma­ya­cak­sı­nız…

      

Yorum yaz