Böğürtlen Ayazı / Filiz Kalkışım Çolak

dar yokuşların basma gül dökmüş
grubun uyku gözlerinden
mehtabın kirpiklerini aralayan kaçamağına

sökülür yaşmağımın küpeli oyası
çilek düzüne bıraktığın
ılık katrelerinde açan nar çiçeğinin
utangaç sarhoşluğuna

çakıl taşları seker parmak uçlarımdan
kelebek kovalar fistanımın ebrusu uçmuş cilvesi
kırların körfeze serilen hafif meşrep eteklerine

uzatır yorgunluğuma
dantelli yeşil eldivenlerini çınar dalları

çıkarım yüreğimden hasretine akan
ağlayan kalpler çiçeğinin huşusuyla
dağ yollarının hışırtılı yokuşlarını

vapur dumanı eflatunu hapşırır
rüyalarımın pembe oksitli masallarına

ırmak kenarında soluk alır
beyaz yüzümün uçuk pembesi
misk gonca yanakları

saçlarımın arsız tellerine saçılır
kartopunun soft morumsu neşesi

sabahın henüz çiselemiş göğüs uçlarından
bir serçe konar gülün ekru dudağına

ah mavi dantel çiçeğinin
ketenini çıkaran körpe bedeninde sen

süzülür sevdanın sabahlığı
mercan yaramazlığından
günbatımının kamçılı uysallığına

şakır aşkın konçertosunu
fıstık ormanlarının uğultusuyla
şehri kıskacına alan Esen Tepe

yoluma meraklı bakışlarını uzatan
cancıcık mürdümüne
atar yorgunluğum kendini
salyangoz tanıklığı geçer
uykularımın andıranalı kıvrımlarından

meşe palamutlarının toprağa düşen şaşkınlığından
alır nasibini kargaların kavgası

dalarım yamaçlarımda demlenen
mavi kızımın bana suskunluğuna

çelimsiz dallarında kuş burnuların
diken sızısına meydan okuyan allı yemişleri
çayırların saten seren kesesine

sessizce süzülen Zümrüdü Anka kuşunun
kızıl zerrecikli kirpikleri

vakti seyre doymanın ruhuma takılan kanatlarıyla
uçarım güneşin geceye kaçan kalbine

gecenin kara sinesinde olgunlaşır
morası rüyalarımın haylaz gülücükleri
düzlüklerin Seyran Tepeye sırtını veren sohbetinden

açılır avuçlarımda mavi gölü Haldandoz’un
demir atar derinliklerine Salacık’ın
kuzeyin kuyruğunda biten püskülleri sarkar
Çam Burnu’nun loşa aralanan sevişmelerine kumsalın

bir gelinlik giyinir erik ağaçları
köşkün arka bahçelerinin gizinde
şafağın dallarına sıyrılan yüzgörümlüğünden

uçuşur elma çiçeklerinin
şeffaf polenli köpük balonu
transparan göğsüne gökkuşağının

salonda tangoyu titreten
topuk seslerinin ateşli plağına
sızar ayın haresinden
ince beli saran ham dokunuşlar

yakamozların denizi okşayan dokunuşlarında
tutuşur dürtüsü körpe kıvılcımların

göğün gece mavisi çatısında birleşir şehvet eriminin
kırmızıya atan düğmeleri

yumuşar dikenleri
düşer belinden yeşil eteği
baharı yeniden aşılayan döşeğine
böğürtlen ayazına sıcağını bırakan aşkın…