Beşik Niyetine / Hüseyin Peker

doğduğunda ağzına bal sürdük
yirmi buğdayı ipe dizdik
kuruyana kadar omuzuna astık oğul
çimenton sağlam olsun, öfke nöbetlerinde
şarkılarım gibiyim, seni bekliyorduk..
bağlamaya terfi ettiğimde
sever gibi yapanlardan değildim
üzerine ceviz konulmuş
yedi baharatla kaynatılan kaynar geçti üzerinden
hayata saygıdır senin ilk yürüyüşün
ağaçları selamladım, savaş beklenen günlerde

hep kuşlarla dans ettim
diş bulgurun hamak içinde binlerce düğümden
ağzına bal sürülmüş. iyi konuştun:
sünnette topalak ve kulak çorbaları
ve renksiz kahkahalar komşu bahçelerden
gömleğimi yamadım, seni katık ettim

yeni doğmuş bebelere beşik niyetine
cesaret kanadını salladım
hep sabırsız, hep aslan gözü
ey oğul seni bekliyorduk dedim, gelmiştin
şimdi bu keyifsizliğin niye?
niye kolay bir hayatı seçtin?

unuttuğumuz limana girdiğinde
denizin renkleriyle oynamış bir koy üzerinde
göç etmekte olan leylek sürüsünde ara beni
yalnız değilsin her seferinde
sırtında baba nefesi, kefenin üstüne oturduğum gün
gene yalnız değilsin, eşlik ediyorum gölgene

ey oğul, yüzüne gelen ağaç dalı sanma beni
zurna ile eşlik ettim düğününe
yeni gelin eve girerken şiirlerim gibiyim
sevenlerin uykusu kaçar nikah gününde
önce kız annesine yemeğe gidersin, sonra benim evime
sarının morarması yaptığım bu resim yüzünden
öz yurdunda kalbini kapama, atalarına köle
dünya yükünü göster
yüz ifademi kaydet
sev sevebildiğine

ey oğul, şimdi savaş bekleniyor
ahşap sandıkçılar, dörde katlamış çeyizini
genç kadronun gemisine binerek kılıç salla,
çamurdan farksız insan bildiğine
her gördüğün arı sürüsüne

      

Tavsiye

Erdal Eren’in Son Mektubu