Bekle Tire Geliyoruz / Mehmet Sadık Medin

Bekle Tire Geliyoruz / Mehmet Sadık Medin

İkinci el ara­ba­yı alalı altı ay ol­muş­tu. İşleri ha­fif­ler ha­fif­le­mez dört ay önce Dör­t Ey­lül Kur­tu­luş Şen­lik­le­ri­’ni kut­la­mak için çoluk çocuk günü bir­lik Tire’ye git­miş­ler­di.

Ba­ca­na­ğı son üç gün­dür tut­tur­du, ”Kayınva­li­de yıl­ba­şın­da mut­la­ka gel­sin­ler. Ço­cuk­lar bur­num­da tü­tü­yor” diyor. Her şeyi dört dört­lük ha­zır­la­mış… İster inan ister inan­ma bi tek kuş sütü eksik…

-As­lan sütü eksik değil, de­dik­le­ri­ne ba­kı­lır­sa.

-Sen iç­ki­yi bı­ra­ka­lı hayli zaman oldu.

-Şaka bi­ra­der şaka. Ço­cuk­lar da çok öz­le­di an­ne­an­ne­le­ri­ni ve ku­zen­le­ri­ni.​ Gel­mez olur ­mu­yuz hiç! Allah’ın iz­niy­le ak­şa­ma Tire’deyiz.​ Senin, yen­ge­min, ye­ğen­le­ri­min ne is­tek­le­ri varsa söyle ge­lir­ken ge­ti­re­lim.

-Sa­ğ ol ba­ca­nak. ​Sağsalim Tire’ye gelin o bize yeter.

Şakir Bey ak­şa­ma iki saat kala iş ye­rin­den izin ala­rak erken pay­dos etmiş kayınva­li­de­si­ne ve ye­ğen­le­ri­ne sürp­riz he­di­ye­ler al­mış­tı.

Akşam sa­at­le­rin­de ha­zır­la­nıp yola çık­tı­lar. Daha bir hafta önce ara­ba­sı­nın ba­kı­mı­nı yap­tır­mış­tı. Oto­ban­da düşük hızla iler­ler­ken bir tek las­tik­le­rin sesi ge­li­yor­du.​ Sanki or­kest­ra­nın saz­la­rın­dan sa­de­ce dördü aynı sesi çı­ka­rı­yor­du. Rad­yo­yu ka­rış­tır­dı, güzel bir mü­zi­ği hep bir­lik­te din­le­me­ye baş­la­dı­lar. Las­tik­le­rin sesi artık du­yul­mu­yor­du…

Di­rek­si­yo­nu iki eliy­le iyice kav­ra­yıp gaza yük­len­erek ara­ba­nın hı­zı­nı daha da ar­tır­dı. Mo­to­run sesi sağ­lık­lıy­dı. Ka­pı­lar ön­ce­den dik­kat­li­ce gü­rül­tü­süz bir şe­kil­de ka­pa­tıl­mış­tı. Eşi Şer­min Hanım kâh yola ba­kı­yor kâh yan pen­ce­re­den git­ti­kçe sey­rek­le­şen ev­le­ri ve git­gi­de sık­la­şan ağaçları ve boz bu­la­nık te­pe­le­ri in­ce­li­yor­du.​ On ya­şın­da­ki Tay­fun ile altı ya­şın­da­ki Canan, el­le­rin­de birer çerez po­şe­ti ke­yif­le atış­tır­mak­la meş­gul­dü­ler.

Oto­ba­na gi­re­li henüz on da­ki­ka ya olmuş ya ol­ma­mış­tı ki, ön sol te­ker­den ara­ba­yı sar­san bir ses du­yul­du. Bu ses şo­fö­rü­müz Şakir Bey’in gayet iyi ta­nı­dı­ğı bir sesti.​ Gazı kesti. ​Ani­den frene bastı. Ka­pı­sı­nı açıp ara­ba­dan indi. Eşi Şer­min Hanım;

-Hay­ro­la Şakir bi şey mi oldu…

-Önem­li değil, kor­ku­la­cak bi şey yok.​ Las­tik pat­la­dı ga­li­ba…

Araba ol­du­ğu yerde kala kal­mış, aile­nin tüm fert­le­ri soğuk ha­va­ya rağ­men ön sol te­ke­rin önüne do­luş­muş­tu. Eşi ve ço­cuk­la­rı ken­din­den önce ön te­ker­le­ği me­rak­la in­ce­li­yor­lar­dı.

-Baba Tire’ye gidemeyecek miyiz?

-Git­cez Canan git­cez.​ Babam şimdi hal­le­der.

-Ço­cuk­lar siz ara­ba­ya girin ba­ka­yım. Eli­niz yü­zü­nüz kara ol­ma­sın. Hanım sen de mu­kay­yet ol bun­la­ra…

Şakir Bey, ön te­ke­ri sök­mek için arka ba­ga­jı aç­ma­ya gider. Ço­cuk­lar haş­lan­mış mı­sır­la­rı soh­bet eş­li­ğin­de ke­mir­mek­te­dir­ler.​ Araba rö­lan­ti­de ça­lış­mak­ta, ka­lo­ri­fer araba içi or­ta­mı ısıt­mak­ta­dır.

Şakir Bey ba­ga­jı açar kri­ko­yu , bijon anah­ta­rıy­la step­ne­yi alıp geri döner. Bi­jon­la­rı anah­tar­la iyice gev­şe­tir. Elle so­mun­la­rı ve ​te­ke­ri ye­rin­den çı­ka­rır. ​Step­ne­ye el atar te­ke­ri bir türlü ye­ri­ne otur­ta­maz.

-Hay ak­si­lik, bu step­ne­nin inadı tuttu. ​Kal­dık mı bu­ra­lar­da bu so­ğuk­ta, hay aksi şey­tan…

İyi ola­cak has­ta­nın dok­tor aya­ğı­na ge­lir­miş der­ler. O hesap… Ara­ba­nın arka ta­ra­fı­na bir kam­yon ya­na­şır fren ya­pa­rak on metre me­sa­fe­de durur. Şoför ara­cın ka­pı­sı­nı açıp han­tal göv­de­sin­den bek­le­nil­me­yen çevik bir ha­re­ket­le as­fal­ta atlar, Şakir Bey’e doğru çabuk adım­lar­la yak­la­şır. İki te­ke­ri yan­ya­na, bijon anah­ta­rı­nı da fır­la­tıl­mış şe­kil­de daha da uzak bir yerde gö­rün­ce bir sorun ol­du­ğu­nu anlar ve:

-Mer­ha­ba bi­ra­der, kolay gel­sin.​ Bi sorun var ga­li­ba.

-Evet az önce las­tik pat­la­dı. Step­ne­yi bir türlü ta­ka­ma­dım.

-Bi ba­ka­yım, şimdi an­la­rız. Kam­yon şo­fö­rü önce çak­ma­ğıy­la step­ne­nin ta­kı­la­ca­ğı yeri in­ce­ler.​ Hava ka­rar­ma­ya yüz tut­muş­tur. Işık ye­ter­siz­dir. Şakir Bey’e dö­ne­rek:

-Bi ga­ze­te varsa ge­ti­rin, der.

Şakir Bey ara­ba­nın ba­ga­jın­dan bu­la­bil­di­ği eski gazetelerden bi tomar ge­ti­rir. Kam­yon şo­fö­rü tu­tuş­tur­du­ğu ga­ze­te­nin alev­li ışı­ğıy­la step­ne­yi tak­ma­ya ça­lı­şır fakat ta­ka­maz;

-Kar­de­şim bu step­ne bu ara­ba­nın değil.​ Başka marka bi ara­ba­ya ait.​ Nasıl gör­me­din. Hadi gör­dün di­ye­lim nasıl far­k et­me­din.

-Ta­nı­dık bi ar­ka­daş­tan altı ay önce aldım. Şim­di­ye kadar ara­ba­da tık yoktu.​ Bi tek boya derdi vardı onu da hal­let­tik.​ Bi şe­kil­de step­ne­ler bi yer­ler­de de­ğiş­miş.

Ola­cak bu ya tam bu sı­ra­da olay ma­hal­li­ne bir yol yar­dım aracı ya­na­şır. Kam­yon­cu “Hadi bana Mü­sa­ade daha gi­de­ce­ğim epey yol var. Yü­kü­mü za­ma­nın­da bo­şalt­mam gerek, haydi ey­val­lah,” deyip ora­dan ay­rı­lır.

Yol yar­dım ekibi Bir saat içer­isin­de las­tik işini hal­le­de­bi­le­cek­le­ri­ni en geç saat 21.00 gibi bu­ra­da ola­cak­la­rı­nı söy­le­yip las­ti­ği ya­mat­mak üzere gi­der­ler.

Şakir Bey ara­ba­sın­da kol­tu­ğu­na ku­ru­lur.​ En geç iki sa­at­lik bir yol­cu­luk­la Tire’ye saat 23.00 gibi va­ra­cak­la­rı­na se­vi­nir. ​Or­ta­lık ya­tış­mış­tır. Rad­yo­nun FM ka­na­lın­dan is­tas­yon is­tas­yon ge­zi­nip o şarkı senin bu türkü benim der­ken ara­dan tam bir saat geçer henüz gelen giden yok­tur.​ Bi yarım saat daha geçer, saat 22.30 olur. Şakir Bey ikide bir ara­ba­sın­dan çıkıp yol yar­dım­cı­la­rın yo­lu­nu göz­ler. İndi bindi yapa yapa bir hal olur.​ Sigara­sı­nın bi­ri­ni yakıp di­ğe­ri­ni sön­dü­re­rek ve de söy­le­ne­rek, volta atma re­ko­ru kır­mış­ken ni­ha­yet 24.00 ‘e yirmi da­ki­ka kala yardım ekibi gelir.​ Ara­ba­dan inen ekip ele­ma­nı iki kişi tamir edi­len te­ke­ri bijon anah­ta­rıy­la ta­kar­lar, Şakir Bey kız­ma­sı­nı belli et­me­den;

-Hay­ro­la nerde kal­dı­nız. Sa­ye­niz­de yıl­ba­şı­nı oto­ban­da kut­la­rız artık.

-Abi özür di­le­riz. Bi ak­si­lik oldu sorma git­sin.

-Sor­dum gitti.​ Nasıl oldu bu ak­si­lik?

-Öyle böyle değil abim.

-Bor­cum ne kadar ?

-Bor­cu­nuz yok.​ Bizim size özür bor­cu­muz var ge­cik­ti­ği­miz için.

-Peki niye ge­cik­ti­niz.​Ara­ba­nın ka­lo­ri­fe­ri ol­ma­say­dı bu düz yolda buz kesip don­muş­tuk. Bi sa­at­te ge­li­riz de­di­niz mil­let yirmi da­ki­ka sonra yeni yıla gi­recek biz hala oto­ban­da­yız. Sahi niye ge­cik­ti­niz?

-Abi bizi ba­ğış­la­yın. Las­tik­çi­nin elin­de işi çoktu, sı­ra­da üç kişi vardı. Ele­ma­nı­nın bi­ri­si de işe gel­me­miş. ​Biz kuy­ru­ğun so­nun­day­dık zi­ya­fet tek­li­fi­ni red­de­de­me­dik. İki tek, üç duble der­ken… ​Hani yıl­ba­şı ya…

-An­la­şıl­dı an­la­şıl­dı. Bu gece yıl­ba­şı ge­ce­si ve de eğ­len­mek sizin de hak­kı­nız. Yine de sa­ğ o­lun ar­ka­daş­lar.

-Ey­val­lah abi yeni yı­lı­nız kutlu olsun.

-Si­zin de sizin de…

Ço­cuk­lar ka­lo­ri­fe­rin et­ki­siy­le çok­tan uy­ku­ya dal­mış­lar­dır.

Saat 24.00’e de gel­mek üze­re­dir. Şakir Bey, ara­ba­nın rad­yo­sun­da çok sev­dik­le­ri bir dans mü­zi­ği­ne rast­lar. Mü­zi­ğin se­si­ni kısık tonda din­le­ye­rek, eşiy­le bir­lik­te yeni yıla dans ede­rek gi­rer­ler.

Bekle Tire Geliyoruz / Mehmet Sadık Medin (1 Yorum)

  1. Güzel ama sıkıntılı bir anı. Bekleyenlerin özlem ve sıkıntılı bekleyişlerini de düşünürsek… kaleminize sağlık.

%d blogcu bunu beğendi: