Ba­tı­lı­laş­ma So­ru­nun­da Ay­dı­nın Du­ru­mu
Kaan Tanyeri

Ba­tı­lı­laş­ma So­ru­nun­da Ay­dı­nın Du­ru­mu <br> Kaan Tanyeri

Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğun­dan bu yana çe­şit­li saf­ha­lar ha­lin­de daima var­lı­ğı­nı ko­ru­yan ve her zaman dik­kat çeken önem­li bir konu ol­muş­tur Ba­tı­lı­laş­ma. Hatta önem­li bir konu ol­mak­la bir­lik­te aynı za­man­da ay­dın­la­rın ve dev­le­tin de he­def­le­di­ği bir du­rum­dur.

Biz, Ba­tı­lı­laş­ma sü­re­ci­nin baş­la­ma­sı ve ge­çir­di­ği aşa­ma­la­rın de­ta­yı­na in­me­den ön­ce­lik­le Ba­tı­laş­ma so­ru­nun­da ay­dı­nın du­ru­mu­na ba­ka­lım. Ön­ce­lik­le be­lirt­me­miz ge­re­kir ki bu ya­zı­mız Murat Belge’nin Türk ve Rus ede­bi­ya­tı­nı kar­şı­laş­tır­dı­ğı “Step ve Boz­kır” adlı ki­ta­bın­da­ki dü­şün­ce ve sap­ta­ma­la­rın­dan ha­re­ket­le ya­zıl­mış­tır.

Bi­lin­di­ği gibi Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu Da­ğıl­ma Dö­ne­mi’nde yoğun bir Ba­tı­lı­laş­ma ça­ba­sı­na gir­miş­tir. Bunda Os­man­lı’nın ken­di­si­nin artık şanlı bir im­pa­ra­tor­luk ol­ma­dı­ğı­nı fark et­me­si, Batı’nın ge­liş­miş­li­ği­ni gör­me­si et­ken­le­ri de ol­duk­ça önem­li­dir. El­bet­te Ba­tı­lı­laş­ma sü­re­ci da­ğıl­may­la baş­la­ma­mış­tır. Bu dü­şün­ce­nin ilk to­hum­la­rı Kar­lof­ça Ant­laş­ma­sı son­ra­sın­da­ki sü­reç­te ekil­miş ve Lâle Devri gibi dö­nem­ler­le gi­de­rek güç­len­miş­tir. Peki, neler ya­pıl­mış­tır? Av­ru­pa’nın önem­li kent­le­ri­ne el­çi­ler gön­de­ril­miş (Paris, Ber­lin, Lond­ra ve Vi­ya­na’ya), Av­ru­pa’nın okul­la­rı­na ora­nın bi­li­mi­ni tek­ni­ği­ni öğ­ren­mek için az sa­yı­da öğ­ren­ci gön­de­ril­miş­tir. (Az sa­yı­da di­yo­ruz çünkü Murat Belge’nin “Step ve Boz­kır” adlı ki­ta­bın­da­ki bil­gi­le­ri­ne da­ya­na­rak Os­man­lı­nın Av­ru­pa’ya gön­der­di­ği öğ­ren­ci sa­yı­sı yüz­ler­le ifade edi­lir­ken bu sa­yı­nın Rusya’da bin­ler­le ifade edil­di­ği be­lir­ti­li­yor.) İşte tam da bu nok­ta­da Murat Belge Trots­ki’ye ge­ti­rir sözü. Trots­ki’nin ter­mi­no­lo­ji­si­ne göre dev­le­tin Av­ru­pa’ya gön­der­di­ği öğ­ren­ci­le­re “anten” denir. Rus Çar­lı­ğı’nın anten gön­der­me­le­ri gibi Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu da anten gön­der­miş­tir. Bu anten gö­re­vi gö­recek öğ­ren­ci­ler, ora­nın po­zi­tif bi­lim­le­ri­ni ala­cak, sis­tem­le­ri­ni in­ce­le­yecek ve mem­le­ke­te dö­ne­rek Os­man­lı’nın var kalma mü­ca­de­le­si­ne bi­li­miy­le des­tek ola­cak­tır.

Trots­ki’den devam eder­sek an­ten-fi­re pa­ra­dok­su­nu gö­rü­rüz. Bu­ra­sı ol­duk­ça il­ginç bir kar­şıt­lık oluş­tur­mak­ta­dır. Dev­le­tin, pa­di­şa­hın anten gö­re­vi gör­mek üzere gön­der­di­ği öğ­ren­ci­ler Av­ru­pa’nın bi­lim­le­ri­ni öğ­re­nir­ken ora­nın si­ya­sal ve top­lum­sal şart­la­rı­nı da in­ce­le­miş­ler, kendi ül­ke­le­rin­de­ki du­rum­lar­la kı­yas­la­mış­lar ve ister is­te­mez asıl iş­le­ri olan bilim ve tek­ni­ği bı­ra­ka­rak si­ya­se­te gi­riş­miş­ler ve im­pa­ra­tor­luk­la­rı­nı tarih mü­ca­de­le­sin­de var et­me­nin yo­lu­nun bilim ve tek­nik­te değil; si­ya­sal ka­nal­da ol­du­ğu­na inan­mış­lar­dır. Her ne kadar Rus Çar­lı­ğı’nın gön­der­di­ği öğ­ren­ci­le­rin büyük bir kısmı Av­ru­pa’yı be­ğe­nip geri dön­me­se de Os­man­lı’nın gön­der­di­ği öğ­ren­ci­le­rin ne­re­dey­se büyük bir ço­ğun­lu­ğu geri dö­ne­rek si­ya­set yo­lun­da­ki mü­ca­de­le­le­ri­ne ar­tır­mış­lar­dır. Nedir? Pa­di­şa­hın gön­der­di­ği anten gö­rev­li öğ­ren­ci­ler, so­ru­nu re­jim­de gör­müş­ler ve ken­di­le­ri­ni Av­ru­pa’ya gön­de­ren pa­di­şa­ha karşı ge­le­rek re­ji­min de­ğiş­ti­ril­me­si­ni is­te­miş­ler­dir. So­ru­nun bir nevi de­mok­ra­si so­ru­nu ol­du­ğu­nu dü­şün­müş­ler­dir ama Murat Belge’ye göre bu is­tek­ler başlı ba­şı­na bir ik­ti­dar is­te­ği de­ğil­dir. Sa­de­ce pa­di­şa­hın ken­di­le­ri­ni din­le­me­si­ni is­te­ye­rek ülke po­li­ti­ka­sı­nın be­lir­len­me­sin­de aydın ola­rak ken­di­le­ri­nin de aktif rol üst­len­me dü­şün­ce­le­ri­dir. Aynı ko­nu­ya Ahmet Hamdi Tan­pı­nar’da 19. Yüz­yıl Türk Ede­bi­ya­tı Ta­ri­hi’nde de­ği­nir. Böyle bir pa­ra­dok­sun var­lı­ğın­dan söz eder.

Bu sap­ta­ma­lar­dan ha­re­ket­le Trots­ki’nin ter­mi­no­lo­ji­si­ne dö­ner­sek Trots­ki, dev­le­tin Ba­tı­lı­laş­ma dü­şün­ce­siy­le gön­der­di­ği an­ten­le­rin dönüp sis­te­me karşı çık­ma­la­rı ko­nu­sun­da­ki bu il­ginç du­ru­ma “fire” der. Yani dev­let, var kalma ümi­diy­le öğ­ren­ci­ler gön­der­miş­tir ama o öğ­ren­ci­ler fire ver­miş­tir. Nasıl bir fi­re­dir bu? “Kur­tu­lu­şu­muz pa­di­şa­hın tek ba­şı­na ka­rar­la­rıy­la müm­kün de­ğil­dir.” fi­re­si­dir bu. Zaten kısa bir süre sonra da 1876’da Meş­ru­ti­yet ilan edi­lir ve pa­di­şa­hın ya­nı­na Mec­lis-i Me­bu­san ve Mec­lis-i Ayan ek­le­nir. Gerçi çok kısa sü­re­li de­mok­ra­si ata­ğı­dır bu ama so­nuç­ta bir baş­lan­gıç mü­ca­de­le­si ol­ma­sı açı­sın­dan çok de­ğer­li­dir.

El­bet­te Av­ru­pa’ya anten ola­rak giden fi­re­le­rin ya­nın­da bir de Av­ru­pa’da ya­şa­ma­dan içten içe ve­ri­len fi­re­ler var­dır. 1821 yı­lın­da Os­man­lı’da Ba­tı­lı­laş­ma fa­ali­yet­le­ri ola­rak 1940’lar­da­ki Hasan Ali Yücel’in kur­dur­du­ğu Ter­cü­me Bü­ro­la­rı’nın ön­cü­süy­müş­çe­si­ne Ter­ce­me Oda­la­rı açı­lır. Bu oda­lar­da ça­lı­şan­lar ya­ban­cı dil bil­di­ği için hem çe­vi­ri fa­ali­yet­le­rin­de bu­lu­nur­lar hem de odaya yeni ça­lı­şan­lar ka­zan­dı­rıl­ma­sı­na adına dil kursu ve­rir­ler ki zaten o sı­ra­lar Os­man­lı’da ya­ban­cı dil öğ­re­ten başka bir kurum yok­tur.

Av­ru­pa’nın bi­li­mi, kül­tü­rü ve sa­na­tıy­la çe­vi­ri yo­luy­la temas kuran Ter­ce­me Odası ça­lı­şan­la­rı za­man­la sı­ra­dan çe­vir­men­lik tav­rın­dan uzak­laş­mış­lar ve ülke si­ya­se­ti üze­ri­ne dü­şü­nen, çö­zü­mü Batı’ya ben­ze­mek­te ara­yan fi­re­ler grubu ha­li­ni al­mış­tır. Onlar da tıpkı an­ten­ler gibi ül­ke­le­ri­nin var kalma mü­ca­de­le­sin­de çö­zü­mü si­ya­set­te bul­muş­lar ve sis­te­me karşı gel­miş­ler­dir. İşte tam bu nok­ta­da Murat Belge “Step ve Boz­kır” ki­ta­bın­da kri­tik bir sap­ta­ma­da bu­lu­nur: “Türk ay­dı­nı­nın Ter­ce­me Odası’nda doğ­du­ğu söy­len­miş­tir ki yan­lış bir teş­his de­ğil­dir bu.” Demek ki Türk ay­dı­nı­nı do­ğu­ran kurum Ter­ce­me Odası’dır. Yani Türk ay­dı­nı çe­vi­ri yo­luy­la oluş­ma­ya baş­la­mış­tır. Üs­te­lik dev­le­tin öna­yak ola­rak aç­tı­ğı bir ku­rum­da oluş­muş­tur.

Türk ay­dı­nı­nın Os­man­lı’nın yı­kı­lış dö­ne­min­de­ki or­ta­ya çı­kı­şı ve gi­riş­ti­ği mü­ca­de­le­ler kı­sa­ca bu şe­kil­de­dir. Daha de­tay­lı in­ce­le­me­ler için Murat Belge’nin bu ki­ta­bı okun­ma­lı­dır. Şimdi ge­le­lim ya­zı­mı­zın baş­lı­ğı­nı da oluş­tu­ran Ba­tı­lı­laş­ma so­ru­nun­da­ki kav­ram­sal dö­nü­şü­me.

Dik­kat edi­lir­se artık gü­nü­müz­de Batı’dan pek söz edil­mi­yor. Ba­tı­lı­laş­ma demek ye­ri­ne daha çok mo­dern­leş­me kav­ra­mı kul­la­nı­lı­yor. Bu sap­ta­ma as­lın­da her gün gö­zü­mü­zün önün­de duran ama pek gö­re­me­di­ği­miz bir ol­gu­dur ve üze­rin­de du­rul­ma­sı ge­re­ken kav­ram­sal bir de­ği­şim­dir.

Dünya de­ğiş­ti ve de­ğiş­me­ye devam edi­yor. Batı eski gü­cün­de değil. Bilim, tek­nik yani ül­ke­rin ge­liş­miş­li­ği sa­de­ce ba­tı­ya özgü gö­rül­mü­yor artık. Bugün Ja­pon­ya bilim ve tek­no­lo­ji açı­sın­dan çok güçlü, bunun ya­nın­da Rusya çok güçlü… Bu de­ği­şim­den sonra hedef Ba­tı­lı­laş­ma ola­maz çünkü Batı’nın sahip ol­du­ğu şey­le­re me­kân­sal ola­rak ba­tı­da yer al­ma­yan ül­ke­ler de sahip. Öy­ley­se kav­ram­sal de­ği­şim şart gibi gö­rü­nü­yor. Yani Ba­tı­lı­laş­ma değil, mo­dern­leş­me kav­ra­mı öne çı­kı­yor. Bir başka de­yiş­le vurgu me­kân­dan za­ma­na ka­yı­yor. Za­man­sal bir vur­guy­la mo­dern­leş­me kav­ra­mı söy­le­ni­yor.

Bugün mo­dern­leş­me mü­ca­de­le­si dev­let­ler dü­ze­yin­de de kal­mı­yor, aynı za­man­da bi­rey­sel bir mü­ca­de­le po­zis­yo­nu da aldı. İnsan­lar ör­güt­sel bir sü­reç­le dev­le­tin mo­dern­leş­me­si­ni bek­ler­ken aynı za­man­da ki­şi­sel iler­le­me­le­ri­ni de is­ti­yor­lar.

Peki, bu kav­ram­sal dö­nü­şüm­le bir­lik­te Ba­tı­lı­laş­ma mü­ca­de­le­sin­de yoğun emek sarf eden Türk ay­dı­nı, mo­dern­leş­me mü­ca­de­le­sin­de hangi ko­num­da bu­lu­nu­yor ya da her­han­gi bir ko­nu­mu var mı? Bir başka açı­dan so­ra­lım: Ter­ce­me Oda­la­rı’yla or­ta­ya çıkan Türk ay­dı­nı, acaba bugün hâlâ daha var­lı­ğı­nı ko­ru­mak­ta mıdır? Ko­ru­mak­tay­sa­lar ne­re­de, ne­ler­le meş­gul­ler­dir?

Acaba bir fire ola­rak ka­rak­te­ri­ze edi­len Türk ay­dı­nı kendi için­de ta­rih­te gö­rü­le­nin ak­si­ne ters­ten fi­re­ler mi ya­şı­yor?

Ba­tı­lı­laş­ma So­ru­nun­da Ay­dı­nın Du­ru­mu
Kaan Tanyeri (1 Yorum)

  1. Kaan Hocam, yazınızı ilgiyle okudum. Hala daha bir devlet politikası olarak içinde yer almaya çalıştığımız Bati’yi, Batililasmayi, son dönemde sizin de belirttiğiniz gibi modernleşme adıyla devam eden bu mücadeleyi güzel bir şekilde özetlemissiniz. Kaleminize sağlık. İstifade ettik.

%d blogcu bunu beğendi: