Bana Düşlerini Anlat / Cevat Çapan

Bana Düşlerini Anlat / Metin Fındıkçı

Cevat Çapan’ın toplu şiirleri “Bana Düşlerini Anlat”* adıyla yayımlandı. Doğrusunu söylemek gerekirse beklediğim kitaplardan biri de bu toplu şiirlerdi. Bir şairi daha iyi tanımak için genç kuşaklara bir fırsattır toplu şiirler. Ayrıca şairlerin toplu şiirlerini yayımlamakla Türk edebiyatına harika bir hizmet yapılmış oluyor. Bu çok gerekli bir adımdır.

Cumhuriyetten hemen sonra (25 40) yılları arasında doğan şair ve edebiyatçıların arasında Türk şiir ve edebiyatına yön veren birçok kişi bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Cevat Çapan’ dır; gerek yazdığı şiirlerin özgünlüğü, yarattığı dille şiirine kimlik kazandıran ve gerekse dünya çapında yaptığı çevirilerle Türkiye’ye tanıttığı onlarca şairle şiir~ ve edebiyata harcadığı emek azımsanacak gibi değil.

Yazılacak şiire sabır ister, aslında yazılmayan şiire de sabır ister; şiirin Ucu yakalandığı an ne o şairi bırakır ne de şair onu yüzüstü bırakıp çekip gidebilir. Şiir rasgele yazılmayacağına göre sabır ister. Cevat Çapan’ da ilk gördüğüm detay şiirin sabrını en içten, en güzel ve en hakkıyla veren şair olmasıdır. Başta şiir~ verdiği olağanüstü emek bunun kanıtıdır, ama ben bunu demiyorum, demek istediğim şey şu: İlk şiiri ben doğmadan önce yani 1952 yılında yayımlamasına rağmen, ilk şiir kitabını ben yirmi dört (24) yaşındayken yani 1985 yılında (aynı zamanda Necatigil ödülünü kazanan Dön Güvercin Dön) yayımlandı. Tabii bu uzun geçen dönem için birçok kişi birçok şey söyleyebilir, ben buna sabır derim ve sanırım bu durumu anlatan yıllanmış bir şarap gibi en güzel şiir de budur:

“Yıllarca mektuplarla yaşadım

Kaçak tütün yasak yayın

Larla beslendim

Unutmadım. Unutmadım

En çok yelkenleri özledim

Bozkırın buzlu yalnızlığında,

Dağlar yoktu, dağlar yoktu

Rüzgarlara yaslandım

Çılgın mıydım, tutsak mıydım

Yüreğimde karanlığın?

Kan kurudu

Ben gül oldum açıldım”

Acaba geçtiği 60 – 80 yılları arası ona ters düşen tarih sayfaları mıydı? Yoksa hayat şiiri gibi kutsal bir şeyi bekleten ağır nedenlerle mi doluydu?

ZAMAN…

Cevat Çapan’ın şiirinde bizleri çoğu yerde çağıran zamandır. Cevat Çapan’ın kat ettiği ve de kaydettiği zamandır bu. Babasının, annesinin ve çocukluğunun geçtiği yoldan not düştüğü veya unutamadığını diyelim, izlerin kokularını bizlere sunar. Bunlardan bir tanesi “Yolcu” adlı şiirin ilk dört dizesi;

“Darıca’ dan Hüdaverdi motoruyla
her Hıdrellez gittiğimiz Eskihisar
soluk bir çıkartma gibi
görünüyor trenden”

Babasına, babası için yazdığı birkaç şiirden bir tanesi ise “Pusula”. Bu şiirde hem özlemi hem de uzun bir yaşamın kısa yapılmış tanımını bulabiliriz. Bilen bilir; Cevat Çapan’ın babası Amerika diye çıktığı bu coğrafyadan kendisini Küba’ da bulur. Harika bir serüvendir, Cevat Hoca bunu;

“Nicedir uzaklardaydım:

uzak dağlar, uzak kıyılar,uzak-

dillerini bilmediğim yaban

insanlar arasında.”;

Sonrasında yine babasının ağzından yazdığı

“… Sana çocukluğunda anlattığım

Afrika, Amazon, Santiago, Havana

bütün gençliğimdi benim, olgunluğum”

dizelerinde ve uzun yıllarını oralarda geçirdikten sonra Darıca’ya dönüp orada fırıncılık yapması “Doğduğum dönülmez dağ köyüne döndüm! sonunda, sesiyle uyuduğum! derenin kıyısına. Toprak dama, tandıra, boğma rakıya” diye anlatıyor. Ceyat Çapan aslında, babasının bu güzel serüvenini, çok güzel bir dille şiirlerine dökmüş, bir de bir anı olarak yazsa ne güzel olurdu.

Anılarını anlatan şiirlerle sunduğu her zaman parçasında bir de özenli Türkçesiyle harika sözcük seçimiyle çizdiği canlı canlı resimler geçiriyor gözlerimizin önünden. Bu bazen “Yağmurdan Sonra” anımsanan bir andır

“Her şeyin yitirtildiği

ve yol kavşağında

bütün o kalabalıkla karşılaştığımızda,

seni benden uzaklaştıran zamanın

beni sana ne kadar yaklaştırdığını

anlayacaksın”

veya “sıradan Bir Gün” de olduğu gibi:

“Buraya, denizi gören bir dağın eteğinde
dilimde yarı unutulmuş şarkı sözleri,
kulağımda su sesi, suların sesi,
rüzgara sarınıp geldim”

demesi. Bizlere sunulan bu izleğin kitapta çok daha belirgin dizeler bulmak da mümkün, artık onları da okuyucunun beğenisine…

KLASİK TÜRK MÜZİĞİ..

Cevat Çapan’ın iflah olmaz klasik Türk müziği hayranlığını biliyorum. Kitap adı olmuş “Sevda Yaratan”ın ahengine uygun, Cevat Çapan’ın şiirinde hangi müziğin sesi dolaşıyor diye soranlara: Klasik Türk müziği derim, duyurulur. Evet şiir yazmak ara sıra arka bahçeye bakmaktır, şair o anki soluğu içine çeker ve bir tren penceresinden geleceğe bakar veya bir tepeden denize… Tıpkı hayatın içinden çıkan “Ah ne güzel ketenhelvam” veya şiir nasıl yazılır diye soranlara salık vereceğim bu öğretici şiir “Tekne Kazıntısı”nda söylediği bu dizeler:

“Babam iki tek atınca,

‘Hadi seni karpuzlara götüreyim’ derdi.

(Karpuzlar Gebze’de oturan kızlardı.)

Annem kızarır, kızar

‘Bey çocuk daha küçük.’ Diye çıkışır,

mutfağa gider ağlardı.

Babam karpuzdan anlardı.”

Evet, Cevat Çapan şiirinde sıkça arka bahçenin penceresinden geçmişe bakar: Öğretici, çetin, tarİhçe, mahir, anılan örerek ve de yolculuklara çıkarak. Toplu şiirlerini okumak

“her şeyi
en ince ayrıntısıyla
hatırladığım için mi
bu sonsuz uykusuzluk
bir gözden su içerken
söğüdün serinliğinde
gördüğüm düşsel gerçek
gözlerim açık”

ya da

“Bir yaştan sonra, sınırsız bir çağrışımlar
zinciridir hayat”

dizelerini okur .

* Bana Düşlerini Anlat / Cevat Çapan / (Toplu Şiirler 1985-2006) / YKY 200712145.

Cumhuriyet Kitap / Sayı 892