Arsız(!) Kadın | Semra Çağlı Fırat

Buz gibi bir hava… Ko­şu­yo­rum. Ba­şım­da­ki be­re­nin kay­dı­ğı­nı, boy­num­da­ki şalın düş­mek üzere ol­du­ğu­nu his­se­di­yo­rum. Du­ra­mam… Ser­vis ara­ba­sı­nı ka­çı­rır­sam taksi tut­mam ge­re­kecek. On da­ki­ka­lık yola 50 lira alı­yor­lar. Ney­miş tak­si­met­re öyle ya­zı­yor­muş. Tak­si­met­re ba­cak­la­rı­ma bak­ma­nı da söy­lü­yor mu ya da ağ­zı­nı yaya yaya be­nim­le ko­nuş­ma­nı… Han­gi­si­ne daha çok kı­za­yım; al­dık­la­rı pa­ra­ya mı, ta­ciz­le­ri­ne mi?

Geçen hafta oğlum hasta oldu. Gece, oğ­lu­mun ate­şi­ni dü­şür­mek için çok uğ­raş­tım. Doğru düz­gün uyu­ya­ma­dım. Bir ara dal­mı­şım. Sabah, oğ­lu­ma bak­ma­ya gelen Sa­ni­ye Teyze’nin se­siy­le uyan­dım. “Kalk kuzum, işe geç ka­la­cak­sın.” Nasıl gi­yi­nip çık­tım ha­tır­la­mı­yo­rum. Oğ­lu­mu bile öpe­me­dim. Ko­şa­rak du­ra­ğa gel­di­ğim­de ser­vis ara­ba­sı çok­tan git­miş­ti. Yan­da­ki taksi du­ra­ğı­na doğru hızla yü­rü­me­ye baş­la­dım. Sü­rek­li beni ra­hat­sız eden bir­kaç kişi var, on­la­ra denk gel­me­mek için dua ettim. Bo­şu­nay­mış… Elin­de­ki tes­pi­hi seri ha­re­ket­ler­le sal­la­yan ka­ba­da­yı gö­rü­nüm­lü biri ayağa kalk­tı. “Buyur han­fen­di ara­bam şurda.” dedi. Ben önde o ar­ka­da yü­rü­me­ye baş­la­dık. Gelip ka­pı­mı açtı. İki arada kal­dım, ağır par­fü­mü gen­zi­mi yaktı. Bin­dik ara­ba­ya. Dikiz ay­na­sı­nı ayar­la­dı. Yola çık­tık. Soh­bet etmek için bir şey­ler söy­le­yip durdu. Ge­çiş­tir­dim. Yol boyu cam­dan dı­şa­rı­ya bak­tım. İşye­ri­min önün­de dur­duk. Bir­den­bi­re, “Yal­nız ya­şa­mak da çok zor değil mi… Ba­şın­da er­ke­ği ol­ma­yan ka­dı­na da ne bi­le­yim… Sanki başka ba­kı­lır… Değil mi?” deyip ay­na­da­ki göz­le­ri­ni bana dikti. İçimde ayağa kal­kan tüm kü­für­le­ri oturt­tum. Cüz­da­nım­dan pa­ra­yı çı­ka­rıp uzat­tım. Su­ra­tı­nı kap­la­yan bir gü­lü­şü ile bana döndü. “Pa­ra­nın lafı mı olur ara­mız­da, ben­den olsun…” dedi. Göz­le­riy­le ba­cak­la­rı­mı ye­me­ye baş­la­dı. Ya­nar­dağ pat­la­dı. Gök gür­le­di. Kız­gın bir bo­ğa­nın göz­le­ri gibi açıl­dı göz­le­rim. “Bana bak ka­fa­nın için­de me­zu­ra ta­şı­yan ya­ra­tık… Ön­cel­lik­le göz­le­ri­me ba­ka­rak konuş… Benim ne sana ne de baş­ka­sı­na ih­ti­ya­cım var… Bir daha beni ra­hat­sız eder­sen seni şi­kâ­yet ede­rim. Bir de her­ke­se, baş­ka­sı­nın ka­rı­sı­na kı­zı­na asıl­dı­ğı­nı an­la­tı­rım. Ma­hal­le­nin namus bek­çi­si (!)…” deyip pa­ra­yı su­ra­tı­na fır­lat­tım. İndim tak­si­den. Esip gür­le­dim ama yü­rür­ken ayak­la­rım tit­re­di. Hemen ban­ka­dan içeri gir­dim.

Dün akşam yağan karı iz­ler­ken oğ­lu­mun at­tı­ğı kah­ka­ha­la­rı ha­tır­lı­yo­rum. En­di­şe­le­rim da­ğı­lı­yor. Gü­lüm­sü­yo­rum… Ya­ban­cı bir şehir, oğlum ve ben… Acı­na­sı, teh­li­ke­li (!)… “Hey ma­hal­le­min güzel ka­dın­la­rı, ko­ca­la­rı­nız­da gözüm yok.” diye ba­ğır­sam olur mu… Yok yok tak­si­ci­ye ver­di­ğim ayar bana fazla geldi. Bu hafta, bir öz­gü­ven geldi ki bana an­la­ta­mam. İşye­rin­de­ki bir ar­ka­da­şım “Biz bu akşam top­la­na­ca­ğız, eşli ola­ca­ğız. Sı­kı­lır­sın diye seni ça­ğır­ma­dık.” dedi. Siz mi­si­niz bana alt­tan alta arsız diyen… Gü­le­rek “Yok kız ne sı­kı­la­ca­ğım, siz mut­fak­ta fis­kos ya­par­ken ben eş­le­ri­ni­ze döviz ku­ru­nu an­la­tı­rım. Malum bir ini­yor bir çı­kı­yor… Bi­li­yor­sun, bu benim uz­man­lık ala­nım…” dedim. Üs­tün­de­ki kır­mı­zı ka­za­ğın rengi gibi oldu yüzü. Oh olsun!..

Kal­dı­rı­mı in­le­ten to­puk­lu ayak­ka­bı­ma rağ­men ko­şa­rak du­ra­ğa ge­li­yo­rum. Ser­vis ara­ba­sı yok. Taksi du­ra­ğı­na gi­di­yo­rum. Bizim ka­ba­da­yı dı­şa­rı çı­kı­yor. Göz­le­ri­ni ka­çı­ra­rak “Buyur abla, araba şurda.” diyor. Abla… İçimde bir zafer çığ­lı­ğı… O önde ben ar­ka­da ara­ba­ya doğru yü­rü­yo­ruz.

Semra Çağlı Fırat / Mart 2021

      

Arsız(!) Kadın | Semra Çağlı Fırat (4 Yorum)

  1. Harika bir durum öyküsü, hep böyledir maalesef. Hem
    Kalemine hem yiğitliğine sağlık.

%d blogcu bunu beğendi: