Rüya / Ali Dalkılınç

kuşların dansı başlar
soğuk şehre indiğinde
kediler sokak aralarından koşar
ciğer kokusunun
geldiği kasap Tahir’e,
köşe başındaki ağaç
çınardı herhalde
üşüdü kuzeyden gelen yelle,
özgürlüğe uçtu
deniz haylazı martılar
baca dumanlarının isinde.
çocuklar
o güzel çocuklar
ellerinde top
maç yapacak yer aradılar
soğuğa inat
taşların üstünde,
buldular koca çınarı bir köşede
taş koyup yanına
başladılar tek kale maçta eğlenmeye,
goller geldi ardı ardına
heyecan dorukta
bir cim bomlu sarı attı
bir takoz
röveşatayı salladı sol köşeye
hasta fenerli çiroz
kaldılar berabere,
bırakılır mı o heyecan
aradılar son golü
atan galip yiyen mağlup diye
ama panter Ahmet gol yemez kalede,
yeni atağa başlamadan
bir ses duyuldu uzaktan
anneleri çağırır
bacası tüten şirin mi şirin gecekondulardan:
Ali! Rıfat! İsmail! Orhan!
Mustafa! Ethem! Oktay! Berkin!
“akşam oldu haydi eve gelin!”

“kuşların dansı bitti
son bakışlar gittiğinde şehirden,
sahi o çocuklar mı geçti
yaşam denen bu rüyanın içinden.”