Yoksulluk Eken Öfke Biçer / Tuğrul Keskin

/ 12 Ocak 2020 / 300 kez okunmuştur / 1 Yorum
Yoksulluk Eken Öfke Biçer / Tuğrul Keskin

Yoksulluk Eken Öfke Biçer

Tuğrul Keskin

Yir­min­ci yüz yıl ede­bi­ya­tı büyük oran­da insan eğ­me­ği ve di­re­ni­şi üs­tün­den yü­rü­dü. Tar­la­da, fab­ri­ka­da, sı­ra­da di­ren­mek! Ro­man­lar bunun için vardı, şi­ir­ler emeği yü­celt­mez­se ol­maz­dı, zaten insan asla boyun eğ­mez­di!Ni­te­kim bu di­re­niş fikri ve ede­bi­ya­tı, büyük Ekim Dev­ri­mi’yle ey­le­me dö­nüş­tü ve Sov­yet­ler ku­rul­du. O yüz yılın değer yar­gı­sı için­de be­lir­le­yi­ci olan­lar; onur, boğun eğ­me­mek, emeğe saygı, hak­kı­nı almak için is­yan­dı!Ara­dan yüz yıl geçti. Ne oldu bu yüz yılda, İnsan neden bunca sav­rul­du, de­ği­şen ne? Çe­liş­ki­ler mi yok oldu? Baskı, zulüm gör­müş, öte­len­miş, hakkı gasp edil­miş in­san­lar, yani bu dün­ya­dan eşit hakkı olan­lar ve ala­ma­yan­lar, adil bö­lü­şü­me mi sahip ol­du­lar?

Niçin ede­bi­yat insan eme­ği­ni yü­cel­te­mi­yor, hak­sız­lı­ğa boyun eğ­me­me­yi erdem ola­rak gör­mü­yor artık! Gös­ter­me­lik me­tin­ler­den söz et­mi­yo­rum ama ger­çek­ten ve en içten, dip­ten gelen dal­ga­yı öven ede­bi­yat­tan, şi­ir­den söz edi­yo­rum. Hatta övmek şöyle dur­sun, bu dip­te­ki dal­ga­yı te­tik­le­yen ede­bi­yat­tan, dev­rim­ci ede­bi­yat­tan söz edi­yo­rum!

İsta­tis­ti­ki ve­ri­ler gös­te­ri­yor ki, dün­ya­da­ki ser­vet da­ğı­lı­mı 20. yüz­yı­lın ba­şın­dan çok daha kötü, çok daha mah­ve­di­ci bir nok­ta­da­dır.

Söz­ge­li­mi Oxfam (bir İngi­liz ku­ru­lu­şu) bu­gün­ler­de bir rapor ya­yın­la­dı. Bu ra­po­ra göre en zen­gin 26 (yir-mi-al-tı) ki­şi­nin ser­ve­ti, dünya nü­fu­su­nun ya­rı­sı­na eşit (üç mil­yar sekiz yüz mil­yo­na). Oxs­fam, For­bes ve Cre­dit Su­is­se’in ve­ri­le­ri­ne da­yan­dır­mış bu ra­po­ru­nu. Ra­po­run so­nuç­la­rı ger­çek­ten kor­kunç! Dün­ya­yı sar­san, hatta git­tik­çe yok eden bu büyük hak­sız­lık dal­ga­sı­nın sa­vu­ruş­la­rı ara­sın­da ede­bi­yat ve şiir nasıl yol gös­te­ri­ci ola­maz! Kü­çüm­se­me mi, uz­laş­ma mı, bık­kın­lık mı, korku mu, yok oluş mu, yoksa ne? Ye­ni­den uya­nı­şın önün­de­ki engel han­gi­si!

Üç mil­yar sekiz yüz mil­yon in­sa­nın var­lı­ğı­na denk bir ser­ve­tin sa­hi­bi olan bu yirmi altı kişi ay­rı­ca, 2018’de ser­vet­le­ri­ni dokuz yüz mil­yar dolar art­tır­mış… Ve daha da va­hi­mi, dün­ya­da­ki dolar mil­yar­de­ri­nin sa­yı­sı 2008 kri­zin­den bu yana iki ka­tı­na çık­mış.

Aynı zaman di­li­mi içe­ri­sin­de aç­lık­tan her beş sa­ni­ye­de bir bebek dün­ya­mız­dan ay­rıl­mış, on­lar­ca mül­te­ci ço­cu­ğun ölü be­de­ni vur­muş kı­yı­la­ra! Peki ede­bi­yat ne­re­de, şiir ne­re­de, yir­min­ci yüz yılı var eden ve hâlâ ışı­ğıy­la ay­dın­lan­dı­ğı­mız bi­linç, onur ne­re­de?

Bu so­ru­la­ra yanıt ara­ma­dan ve bu­la­ma­dan yü­rü­necek yol, daha da di­ken­li ola­cak hiç kuş­ku­nuz ol­ma­sın! Her alan­da­ki ön­cü­le­rin yum­ruk­la­rı­nı sı­ka­rak bı­rak­mak is­te­me­dik­le­ri her neyse, avuç­la­rı­nı gev­şe­tip el­le­ri­nin için­de­ki­ni bı­rak­ma­lı­dır­lar, bu ede­bi­yat için de böy­le­dir. Çünkü avuç­la­rı­mız­da tut­tuk­la­rı­mız her neyse, asıl ha­pis­ha­ne­miz de o’dur. Biz­le­ri daha da yok­sul­laş­tı­ran, boyun eğ­me­ye zor­la­yan, kö­le­leş­ti­ren o’dur!

Ge­ne­tik ve bi­yo­kim­ya da­lın­da Nobel Tıp Ödülü sa­hi­bi Dr. Jo­seph L. Golds­te­in şöyle bir göz­lem ak­ta­rı­yor. Bu göz­lem, can­lı­lar dün­ya­sı­nın nasıl da bir­bi­ri­nin için­de var ol­du­ğu­nu ve as­lın­da bir ba­kı­ma biz­le­ri, 21. yüz­yı­lın bu yeni tür in­sa­nı­nı an­la­tı­yor belki de, bu­yu­run:

Asya´da may­mun ya­ka­la­mak için kul­la­nı­lan bir çeşit tuzak var­dır. Bir hin­dis­tan­ce­vi­zi oyu­lur ve iple bir ağaca veya yer­de­ki bir ka­zı­ğa bağ­la­nır. Hin­dis­tan­ce­vi­zi­nin al­tı­na ince bir yarık açı­lır ve ora­dan içine tatlı bir yi­yecek konur. Bu yarık sa­de­ce may­mu­nun eli açık­ken so­ka­ca­ğı bü­yük­lük­te­dir ve elini yum­ruk yap­tı­ğın­da dı­şa­rı çı­ka­ra­maz. May­mun, tat­lı­nın ko­ku­su­nu alır, yi­ye­ce­ği ya­ka­la­mak için elini içeri sokar ve yi­ye­ce­ği kav­rar ama yi­yecek elin­dey­ken elini dı­şa­rı çı­kar­ma­sı ola­nak­sız­dır. Sı­kı­ca yum­ruk ya­pıl­mış el, bu ya­rık­tan dı­şa­rı çık­maz. Av­cı­lar gel­di­ğin­de, may­mun çıl­gı­na döner ama ka­ça­maz. As­lın­da bu may­mu­nu, tut­sak eden hiç­bir şey yok­tur. Onu sa­de­ce, kendi ba­ğım­lı­lı­ğı­nın gücü tut­sak et­miş­tir. Yap­ma­sı ge­re­ken tek şey elini açıp yi­ye­ce­ği bı­rak­mak­tır. Ama zih­nin­de aç­göz­lü­lü­ğü o kadar güç­lü­dür ki bu tu­zak­tan kur­tu­lan may­mun ne­re­dey­se yok gi­bi­dir…

Bizi tu­za­ğa dü­şü­ren ve orada kal­ma­mı­za neden olan şey, ar­zu­la­rı­mız ve zih­ni­miz­de on­la­ra ba­ğım­lı olu­şu­muz­dur as­lın­da. Tüm yap­ma­mız ge­re­ken, eli­mi­zi açıp ben­li­ği­mi­zi ve ba­ğım­lı ol­du­ğu­muz şey­le­ri ser­best bı­rak­mak ve öz­gür­leş­mek­tir…

İşte bu öz­gür­leş­me, bunca yok­sul­lu­ğu eken­le­rin öf­ke­yi biç­tik­le­ri gün de­mek­tir ve in­sa­nın büyük güç­lük­ler­le sür­dür­dü­ğü onur mü­ca­de­le­sin­de­ki yeni ba­şa­rı­sı­dır. Ede­bi­yat ve şi­irin öz­ne­le­ri daha onur­lu, daha ey­lem­li gün­le­ri ha­yat­la­rı­mı­za ye­ni­den ça­ğı­ra­rak, 20. yüz­yıl­dan gü­nü­mü­ze akan ter ve kana olan diyet bor­cu­nun bir kıs­mı­nı böy­le­ce öde­miş ola­cak­tır belki… Çünkü za­ma­nın böy­le­si­ne ka­rar­ma­sın­dan yor­gu­num, bunca yok­sul­luk, hak­sız­lık ve ada­let­siz­lik­ten bık­kı­nım!

————————–

Tuğrul Keskin, ABC

 

Tuğrul Keskin

Bazı şi­ir­le­rin­de Azer Tuğ­rul Kes­kin, A.​Tuğ­rul Kes­kin ad­la­rı­nı kullanan Tuğrul Keskin İzmir Ata­türk Ti­ca­ret Li­se­si'ni bi­tir­di. Muğla İşlet­me Yük­sek Okulu'nda öğ­ren­ciy­ken yük­sek öğ­re­ni­mi­ni son­lan­dır­dı ve ti­ca­re­te atıl­dı. De­ği­şik iş­ler­de ça­lış­tı, yö­ne­ti­ci­lik yaptı. Piya Ya­yın­la­rı'nın ku­ru­cu­la­rı ara­sın­da yer aldı. Kes­kin Tür­ki­ye Ya­zar­lar Sen­di­ka­sı (TYS) , Ede­bi­yat­çı­lar Der­ne­ği ve Dil Der­ne­ği üye­si­dir.

Yoksulluk Eken Öfke Biçer / Tuğrul Keskin (1 Yorum)