Yazar Hasan Aydın’la Öykü Üzerine

/ 11 Ocak 2019 / 181 kez okunmuştur / yorumsuz

Yazar Hasan Aydın emekli Edebiyat Öğretmeni. Öykü ve şiirleri birçok dergide yayımlanan yazarımız aynı zamanda desen ve yağlıboya çalışmalarına ilgi gösteriyor. “Vapur Dediğin” ve “Gökkır’ın Bahar Dansı” adlı kitapları olan Aydın’a öykü anlayışıyla ilgili sorular sorduk.

Yazar Hasan Aydın’la Öykü Üzerine

C.T: Hocam, öykü ve hikâye arasındaki farklılıkla başlayalım mı, ne dersiniz?

H.A: Öykü ile hikâye arasında bir fark olduğunu düşünmüyorum. Anlamdaş sözcükler olarak görüyorum. İkisine farklı anlamlar yükleyenler olsa da onlara katılmıyorum.

C.T: Öykünün ortaya çıkışından itibaren kuramcılar ve teorisyenler öyküyü kalıplara yerleştirip onu tanımlamaya çalıştılar ama her defasında başarısız oldular. Peki, öykü nedir? Gerçekten öyküyü kalıplara oturtmak mümkün müdür?

H.A: Evrendeki her varlığın ve kavramın kendine özgü nitelikleri vardır. Varlıklar bu niteliklerine göre adlandırılır. Öykü de niteliklerine göre tanımlanmalıdır ve öykünün kuralları olmalıdır. Eskiden beri öykü, gerçeğe uygun olay ve durumların yer, zaman ve kişi belirterek anlatılması olarak kabul edilir. Kişisel tutumlar farklılık gösterebilir. Yine de öykünün evrensel bir tanımı olmalıdır. Böyle olursa yazarları ve okurları ortak bir noktada buluşturacağını düşünüyorum.

C.T: Ünlü romancı E. M. Forster, “Öykü, içinde hayali kahramanların olduğu kısa anlatıdır ve genelde hayatla ilgili bir mesaj kaygısı vardır.” diyor. Siz bu görüşe katılır mısınız?

H.A: E. M. Forster’in sözünü ettiği hayali kahramanlar, gerçek yaşamda görülüyorsa bu görüşe katılırım. Yaşamla ilgili ileti mutlaka olmalıdır öyküde. Her yazının yazılış amacı vardır. Öykü de olay ve durum aracılığıyla iletisini aktarır okurlarına.

C. T: Sizin öyküleriniz Maupassant ve Çehov tarzı öykücülüğün hangisine yakın?

H.A: Benim öykülerim, olaya dayalı olduğu için Maupassant tarzına yakındır.

C.T: Öykülerinizde konuya mı öncelik veriyorsunuz yoksa üsluba mı?

H.A: Öykülerimi bir konudan yola çıkarak konuya ilişkin bir ileti vermek için yazarım. Bunu yaparken üslubu geri plana atmam. Okuyucu tat alarak okursa iletiye daha kolay ulaşır. Anlatımda açıklık, akıcılık, duruluk ve yalınlık gibi özellikler, betimlemelerin canlılığı kolay okumayı sağlar. Ayrıca güzelduyu ve dil bilinci yaratmak yazarın görevleri arasındadır. Bu nedenle üslubu önemserim.

C.T: Peki, kahramanlarınız kimlerden oluşuyor?

H.A: Öykülerimdeki kahramanlar, gerçek yaşamda karşılaştığımız kişilerdir. Genellikle sokakta oynayan çocuklardan tutun da sınıftaki öğrenciler, ders anlatan öğretmenler, emekçiler, yöneticiler, yazarlar, belediye başkanları, komşular, köylüler ve hayvan dostlarımız öykülerimin kahramanlarıdır.

C.T: Çağımızda mikro öykü adı verilen ve 100-150 sözcükten oluşan öykü türü oluştu. Bu konudaki düşünceleriniz…

H.A: Uzun yazıları okumayı sevdiğim için pek ilgimi çekmedi mikro öyküler. Az sayıda okuduğum mikro öykülerde felsefi yanı ağır basan etkili ve çarpıcı bir anlatım gördüm.

C.T: Öyküde ritim ve melodi olmalı mı? Öyküde estetiği sağlamak için bu öğeler gerekli mi?

H.A: Öyküde ritim ve melodiyi, okurun kolay okumasını sağlayan unsurlar olarak görüyorum. Güzelduyu ve çağrışım uyandıran ses benzerlikleri, imgeler, ikilemeler, benzetmeler anlatıma şiirsellik katarken okurun ilgisini de arttırır. Gökkır’ın Bahar Dansı adlı öykümdeki şu tümcelere bakalım: “… Komşu obalara giderken atını rüzgarla yarıştırır, yelesinin ıslığını dinlerdi. Turna gibi başını uzatan atıyla uyum içinde uçarlardı bir yayladan bir yaylaya, Binboğalardan Çukurova’ya. Yaşamak ata binmekti onun için.” Burada “…atını rüzgarla yarıştırır, yelesinin ıslığını dinlerdi, …uyum içinde uçarlardı…” sözleri okurda güzelduyu yaratacak niteliktedir. “Turna gibi başını uzatan atıyla…” sözünde benzetme var. “…bir yayladan bir yaylaya, Binboğalardan Çukurova’ya.” sözündeki ses benzerlikleri ritim yaratmıştır. Bunları, anlatımı tekdüzelikten kurtaran, okurun ilgisini arttıran unsurlar olarak görüyorum.

C.T: Türk öykücülüğünün -şiirde olduğu gibi- bir geleneği var mı? Varsa siz bu gelenekten besleniyor musunuz?

H.A: Her toplumda sanatın bir gelişim süreci vardır. Bu süreç içinde çeşitli akımların etkisiyle değişim söz konusudur. Tanzimat döneminde batıdan alınan öykü tekniği önce romantizmin, sonra da realizmin etkisiyle yapıtlar vermiş. Servet-i Fünun döneminde realiznim ve naturalizmin etkisiyle aşk, kadın, evlilik, tabiat, yalnızlık ve ümitsizlik gibi bireysel konular işlenmiş. Milli Edebiyat döneminde tarihsel ve toplumsal konular realizmin ve naturalizmin etkisiyle yazılmış. Cumhuriyet döneminde toplumsal konular ağırlık kazanmış. Özellikle “toplumcu gerçekçi” anlayış edebiyatımıza damgasını vurmuştur. Ben de toplumsal gerçekçi anlayışa uygun olarak yazıyorum öykülerimi.

C.T: Hocam, kaç kitabınız oldu şimdi? Adları neler? Okuyucularınızın dönütleri nasıl?

H.A: Emekli olduktan sonra yazmaya başladım. Biri öykü, biri de şiir olmak üzere iki kitabım var. Gökkır’ın Bahar Dansı (öykü), Vapur Dediğin (şiir)
Okuyucularımdan beni mutlu eden dönütler alıyorum. Yüz yüze ve telefonla görüştüğüm okur dostlarım “konu, kurgu, dil ve anlatım yönünden” başarılı bulduklarını söylüyorlar.

Yazar dostlarımdan Ferhat Özen’in değerlendirmesini paylaşayım sizlerle:
“GÖKKIR’IN BAHAR DANSI’nı yeni bitirdim. Değerli Dostum Hasan Aydın’ın ilk kitabı… Adının şiirselliğine karşın, bir öyküler kitabı Gökkır’ın Bahar Dansı. İlginç yaşamlar, başarı öyküleri, çekilen acılar ve acılara direnen insanın övgüye değer başarıları… Örnek yaşamlar, yaşam parçaları… Bize umut aşılayan, çözüm sende diyen yaşam örnekleri… Suçlamak yerine harekete geç, sen bir şey yap, farkındalık yarat diyen… İnsan sıcaklığıyla yazılmış, başlayınca bizi çekiveren insan hali öyküler… Memleketimden İnsan Manzaraları’nın öykü hali olmuş sanki, Gökkırın Bahar Dansı…”
11. 07. 2018, FERHAT ÖZEN

Değerli Yazar Öner Yağcı’nın bir öyküme yorumu da şöyle:
“Merhaba dostum,
Biraz önce keyifle okudum öykünüzü. Dil, anlatım, yazım mükemmel. Öykünün kurgusu ve konusu da çok başarılı. Gülmece ögesi biraz daha fazla olursa, bitişindeki dramatiklik daha vurucu olur düşüncesindeyim. Her bakımdan kutlarım, kolay gelsin.
Sevgi ve dostlukla… “
19 Ağustos 2017, ÖNER YAĞCI

C.T: Yeni kitaplar var mı ufukta?

H.A: Yazmaya başlayınca yazmadan durulmuyor. Okuyarak ve yazarak yaşamayı seviyorum. Umarım bir yıl içinde yeni bir öykü kitabımla tanıştırabilirim sizleri.

C.T: Hasan Hoca’m bu güzel ve aydınlatıcı sohbet için teşekkür ederiz.

H.A: Asıl ben teşekkür ederim bu güzel söyleşi için. Çalışmalarınızda başarı ve kolaylıklar diliyorum.

admin

Cüneyt Tanyeri

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.