Web, dünyaya 25 yıl önce bugün açıldı!

/ 23 Ağustos 2016 / 10 okunma / yorumsuz

İnternet’in tarihi,1950’lerde bilgisayarların gelişmesi ile başlar. Paket ağlarının ilk tasarımları ABD, İngiltere ve Fransa’daki çeşitli laboratuarlarda şekillenmiştir.

60’ların başında ABD Savunma Bakanlığı tarafından desteklenen ağ çalışmalarından birisi, İnternet Protokolü’nü (IP) kullanan ilk ağ olan ARPANET’tir. ARPANET üzerinden ilk mesaj, Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi (UCLA)’daki Profesör Leonard Kleinrock’un laboratuarından, Stanford Araştırma Enstitüsü(ISR)’de bulunan bir bilgisayara gönderildi.

1960’ların sonlarında ve 1970’lerin başlarında birçok haberleşme protokolü kullanılarak ARPANET, NPL network , CYCLADES, Merit Network, Tymnet ve Telenet gibi paket-anahtarlamalı ağlar geliştirildi. Donald Davies, İngiltere Ulusal Fizik Laboratuarı’nda dünyada kendi sınıfında bir ilk olan paket-anahtarlamalı bir ağ kurarak, paket anahtarlamalı ağ teorisini pratiğe dönüştüren ilk kişi oldu.[1][2] Bu çalışma İngiltere’de kendisinden sonraki 20 yıl boyunca yapılacak çalışmalar için bir mihenk taşı oldu.

Bununla birlikte farklı ağların daha büyük bir ağa bağlanmasını mümkün kılan ARPANET, internet konusunda gerçekleşecek gelişmelerin önünü açtı. 1981 yılında Computer Science Network (CSNET)’in National Science Foundation (NSF) tarafından fonlanmasıyla ARPANET’e erişim genişletildi. 1982’de TCP/IP, ARPANET’teki standart ağ protokolü olarak tanıtıldı. 1980’lerin başında NSF tarafından çeşitli üniversitelerde bilgisayar merkezlerinin kurulması desteklendi ve 1986 yılında NSFNET projesi ile bu merkezler birbirine bağlandı.Ticari internet servis sağlayıcıları bu sürecin ardından 1980’lerin sonlarında ortaya çıkmaya başladılar.

1980’lerin sonunda İngiltere’den Tim Berners-Lee, World Wide Web üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde zengileştirilmiş text dökümanlarını çalışan bir ağ sistemine entegre etme konusunda ilerleme kaydetti.[3] Bu gelişme modern internetin doğuşuna işaret etmekteydi.

1990’da ARPANET, 1995’te NSFNET miadını doldurdu. Böylece internete veri taşıma amaçlı erişimin önündeki engeller de ortadan kalkıyordu. 1990’ların ortalarından itibaren, anlık mesajlaşmalar, e-posta, VoIP, video görüşmeler ve tartışma forumlarıyla, bloglarıyla, sosyal ağlarıyla ve online alışveriş siteleriyle gelen world wide web, kültürümüzde ve toplumumuzda bir devrim yarattı.

Öncüleri:
Telgraf sistemi iki ve daha fazla nokta arasında tam anlamıyla dijital bir haberleşme sistemi olan ilk sistemdir. Veri haberleşmesi konsepti yani radyo ya da elektrik kablosu gibi elektromanyetik araçlarla birbirine bağlanmış iki nokta arasında veri alışverişi, ilk bilgisayarların ortaya çıkmasından daha önce gündeme gelmişti. İlk zamanlar böyle bir haberleşme sistemi hakkında konuşulduğunda, genellikle iki cihaz arasında noktadan noktaya bir bağlantıdan söz edilirdi. Bu perspektifte, telgraf sistemi ve telex makinelerini, İnternet’in 19.yüzyıldaki öncüleri olarak görebiliriz.

Veri iletimi ve bilgi teorisinin temelleri 20. yüzyılın başlarında Claude Shannon, Harry Nyquist ve Ralph Hartley tarafından geliştirildi.

İlk bilgisayarlar kendi dönemlerindeki teknolojiyi ana bilgisayar ve uzak terminaller arasında haberleşmeye izin verecek şekilde kullandılar. Teknoloji geliştikçe terminaller için daha uzak mesafelere ve daha yüksek bağlantı hızlarına ulaşıldı. Bu teknolojilerin kullanılmasıyla, uzaktaki bilgisayarlar arasında dosya transferi gibi veri paylaşımları mümkün hale geldi. Ancak noktadan noktaya haberleşme modeli limitliydi ve herhangi iki sistemin haberleşmesi için bu iki sistem arasında fiziksel bir bağlantı olması gerekiyordu. Ayrıca bu teknoloji stratejik ve askeri açıdan yetersizdi zira haberleşme hattı herhangi bir sebeple zarar gördüğünde haberleşmeyi sağlayabilmek için alternatif bir yol bulunamıyordu.

İlham Kaynakları:
Bolt Beranek and Newman Inc.’de başkan yardımcısı ve küresel ağ konusunda bir öncü olan J. C. R. Licklider, Ocak 1960’da Man-Computer Symbiosis makalesini yayınladı.[4]

Licklider ve Welden Clark, Ağustos 1962’de, haberleşme ağlarına sahip bir gelecek ile ilgili ilk makalelerden olan “On-Line Man-Computer Communication” makalesini yayınladı.[5]

Ekim 1962’de Rack Ruina, Licklider’ı DARPA bünyesinde bulunan “Information Processing Techniques Office (IPTO)” başına getirdi. Licklider burada Ivan Sutherland ve Bob Taylor’ı global bir ağ fikrinin ne kadar önemli olduğuna ikna ederek, DARPA içinde kendisinin “Galaxiler arası bilgisayar ağı üyeleri” olarak adlandırdığı bir grup kurdu ve bu konu üzerinde çalışmaya başladılar. Licklider’in DARPA’dan ayrılmasından sonra Taylor bilgisayar ağları üzerinde çalışmaya devam etti. Bölüm, kendi görevinin bir parçası olarak üç ayrı ağ terminali kurmuştu. Bunlar Santa Monica’da yer alan SDC Q-32 (System Developement Corporation), Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde yer alan Project Genie ve MIT’te yer alan Multics. Licklider, burada ortaya çıkan kaynak israfını gidermek için ne gerektiğini ortaya koymuştu…

Bu üç terminalin her birisi için değişik kullanıcı komut setlerim vardı. Bu yüzden S.D.C’de birisiyle konuşurken M.I.T.’deki ya da Berkeley’deki tanıdığımla bu konuşma hakkında tartışmak istersem S.D.C terminalinden bağlantımı kesip diğer terminale bağlanmam gerekiyordu.

“Adamım”, dedim. “Yapılması gereken çok açık… Eğer sistemde üç terminal varsa, elinin altındaki terminal öyle bir terminal olmalı ki, sen hangi terminale bağlanmak istersen direkt oraya bağlanmalı.” İşte bu ARPANET’ti.[6]

IPTO’dan, ARPANET kurulmadan 5 sene evvel 1964’te ayrılmış olsa da, onun “küresel bir ağ” vizyonu, ardından gelen Lawrence Roberts ve Robert Taylor gibilerinin ARPANET’i geliştirmesi için ilham kaynağı oldu. Licklider, 1973’de IPTO’ya geri dönerek iki sene daha yönetti.

Etiketler

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.