Türk Edebiyatının Çınarı Vedat Türkali

/ 29 Ağustos 2018 / 66 okunma / yorumsuz

Asıl adı Ab­dül­ka­dir Pir­ha­san olan ve 13 Mayıs 1919’da Sam­sun’da doğan Tür­ka­li, li­se­yi Sam­sun Li­se­si’nde oku­duk­tan sonra 1942 yı­lın­da İstan­bul Üni­ver­si­te­si Ede­bi­yat Fa­kül­te­si Türk Dili ve Ede­bi­ya­tı Bö­lü­mü’nden mezun oldu. Aynı yıl eşi Merih Pir­ha­san’la ev­len­di. Mal­te­pe As­ke­ri Li­se­si ve Ku­le­li As­ke­ri Li­se­si’nde ede­bi­yat öğ­ret­men­li­ği yap­tık­tan sonra 1951’de tu­tuk­lan­dı. 9 yıl ceza aldı. 7 yıl so­nun­da ko­şul­lu ola­rak ser­best kaldı.

Rıfat Ilgaz ile Gar Ya­yın­la­rı­nı kurdu. 1960’ta Do­lan­dı­rı­cı­lar Şahı ile se­na­rist­li­ğe baş­la­dı. 1965’te Ka­ran­lık­ta Uya­nan­lar fil­miy­le An­tal­ya Altın Por­ta­kal Film Fes­ti­va­li’nde En İyi Se­nar­yo Ödülü’nü ka­zan­dı. Bir Gün Tek Ba­şı­na, Mavi Ka­ran­lık, Tek Ki­şi­lik Ölüm, Güven, Ye­şil­çam De­dik­le­ri Tür­ki­ye, Kayıp Ro­man­lar, Ya­lan­cı Ta­nık­lar Kah­ve­si, Bitti Bitti Bit­me­di gibi ro­man­la­ra imza attı.

1974’te Mil­li­yet Ya­yın­la­rı Roman Ya­rış­ma­sı’nda bi­rin­ci­lik ödü­lü­nü, 1976’da Orhan Kemal Roman Ar­ma­ğa­nı­nı ka­zan­dı. 2016’da Beyaz Martı Ede­bi­yat Onur Ödülü’ne layık gö­rül­dü.

97’İNCİ DOĞUM GÜ­NÜ­NÜ NAZIM HİKMET’İN GÖM­LEĞİYLE KUT­LA­MIŞ­TI

Tür­ka­li’nin se­ven­le­rin­den Kazım Ka­ra­kaş anlattığı bir anıya göre Vedat Tür­ka­li’nin 97’nci Doğum Günü’nde Nazım Hik­met’in hediye ettiği göm­le­ği­ni gi­ye­r.

Eserleri

Bir Gün Tek Başına (roman, 1974)
Eski Şiirler, Yeni Türküler (şiirler, 1979)
Üç Film Birden (senaryolar, 1979)
Mavi Karanlık (roman, 1983)
Eski Filmler (senaryolar, 1984)
Bu Gemi Nereye (yazılar, anılar, 1985)
Dallar Yeşil Olmalı (oyun, 1985)
Tek Kişilik Ölüm (roman, 1989)
Özgürlük İçin Kürt Yazıları (yazılar, 1996)
Güven (roman, 1999)
Komünist (anı, 2001)
Yeşilçam Dedikleri Türkiye (roman, 2001)
Bu Ölü Kalkacak (oyun, 2002)
Dallar Yeşil Olmalı (oyun, 2002)
Kayıp Romanlar (roman, 2004)
Yalancı Tanıklar Kahvesi (roman, 2009)
Bitti Bitti Bitmedi (roman, 2014)

Ödülleri 
1965 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü, Karanlıkta Uyananlar
1970, TRT Oyun Ödülü (Dallar Yeşil Olmalı)
1974, Milliyet Yayınları Roman Yarışması Birincilik Ödülü
1976, Orhan Kemal Roman Armağanı
2016, Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü

İstanbul

“Sis” şairine ithaf edilmiştir.

Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.