Süryanilerin Tarihi, Kültürü, Dili ve Edebiyatına Genel Bakış – 1

/ 7 Mart 2020 / 693 kez okunmuştur / 4 Yorum
Süryanilerin Tarihi, Kültürü, Dili ve Edebiyatına Genel Bakış – 1

Süryanilerin Tarihi, Kültürü, Dili ve Edebiyatına Genel Bakış – 1

Hediye Selda Yılmaz

 

GİRİŞ

Mar­din Me­zo­po­tam­ya’nın ta­cı­dır. Hem coğ­ra­fi ola­rak hem de için­de ba­rın­dır­dı­ğı yük­sek kül­tü­rü ile bence bu söy­le­mi hak eder. Son yıl­lar­da Doğu ve Gü­ney­do­ğu böl­ge­si­ne yoğun bir ilgi var. Gez­gin­ler o böl­ge­le­re akın edi­yor. Ben bir Ana­do­lu aşığı ola­rak bu güzel ve özel böl­ge­yi gör­me­yi, ta­nı­ma­yı, öğ­ren­me­yi hep is­te­dim ve bunu iki kez ger­çek­leş­tir­dim.

2003 yı­lın­da Gü­ney­do­ğu Ana­do­lu ge­zi­si kap­sa­mın­da Mar­din’e git­tim. Dey­rul­za­fa­ran Ma­nas­tı­rı, Mar­din mer­ke­zi ve Mid­yat’ı şöyle bir gezip ay­rıl­dım. Şöyle bir di­yo­rum; çünkü Mar­din’i bir tam gün bile ge­ze­me­dim. Bu kı­sa­cık zaman di­li­min­de Mar­din, çev­re­si, in­san­la­rı ve kül­tü­rü ile ta­nı­şı­la­maz bile. O gün­den sonra Mar­din ak­lım­dan ve yü­re­ğim­den hiç çık­ma­dı.

Ara­dan geçen onca yıl için­de Sür­ya­ni­ler­le il­gi­li sa­de­ce bir müzik al­bü­mü edin­dim. Mar­din ve Sür­ya­ni­ler ile il­gi­li bir kitap oku­ma­dım. Bu konu üs­tü­ne pek eğil­me­dim/eği­le­me­dim. İkinci Mar­din ve çev­re­si gezim üç gün sürdü. Bu ge­zi­de Mar­din kül­tü­rü ve Sür­ya­ni­ler ile daha geniş iz­le­nim­ler edin­dim. Mar­din­li­le­rin ya­şa­mı­na, kül­tü­rü­ne kı­sa­cık da olsa ta­nık­lık ettim. Mar­din’de özel­lik­le Sür­ya­ni­ler ve kül­tür­le­ri ile il­gi­li bil­gi­ler edin­me­ye ça­lış­tım. 5500 yıl­dır Tu­rab­din’de * yurt tut­muş Sür­ya­ni­ler ve ya­rat­tık­la­rı köklü kül­tü­rü ne kadar bi­li­yor­dum? Yal­nız­ca var­lık­la­rı­nı ve Mar­din çev­re­sin­de ya­şa­dık­la­rı­nı bi­li­yor­dum. Hepi topu bu kadar.

Gezi son­ra­sı evime dön­dük­ten sonra araş­tır­ma­la­ra baş­la­dım. Sür­ya­ni­ler kim­ler­dir? Dili, ede­bi­ya­tı, mü­zi­ği na­sıl­dır? Mut­fak kül­tü­rü, ge­le­nek gö­re­nek­le­ri ne­ler­dir? Me­zo­po­tam­ya’nın kadim halkı Sür­ya­ni­le­rin, sa­de­ce taş ve gümüş iş­le­me us­ta­la­rı değil; dil, ede­bi­yat ve ba­sın-ya­yın ko­nu­la­rın­da da bir zen­gin bir bi­ri­ki­me sahip ol­duk­la­rı­nı öğ­ren­dim. Sür­ya­ni­le­rin zen­gin mut­fak kül­tü­rü, müzik ve ge­le­nek gö­re­nek­le­ri ile ay­rı­ca in­ce­len­me­si ge­re­ken ko­nu­lar­dır. Ben bir ede­bi­yat­se­ver ola­rak daha çok Sür­ya­ni­le­rin dili, ede­bi­ya­tı ile ba­sın-ya­yın et­kin­lik­le­ri ile il­gi­li bir araş­tır­ma yapıp hem bilgi ek­sik­li­ği­mi gi­der­mek hem de bu ko­nu­da bir yazı yaz­mak is­te­dim.

Beni bu ko­nu­ya iten Dey­rul­za­fa­ran Ma­nas­tı­rın­da gör­dü­ğüm mat­baa ma­ki­ne­si­dir. Mat­ba­ası olan bir ma­nas­tır demek oku­yan, yazan, ede­bi­yat­la uğ­ra­şan bir top­lu­lu­ğun var­lı­ğı­na işa­ret eder. Mat­ba­ayı gö­rün­ce içim­de bir merak uyan­dı. Sür­ya­ni dili ve ede­bi­ya­tı nedir, na­sıl­dır? Sür­ya­ni­ler ile il­gi­li neler ya­zıl­mış diye araş­tır­ma­ya baş­la­dım. Kar­şı­ma bin­yıl­la­ra da­ya­nan köklü bir ede­bi­yat, çe­vi­ri, el yaz­ma­sı ve fel­se­fe kül­tü­rü çıktı. İzmir kü­tüp­ha­ne­le­rin­de çe­şit­li ki­tap­la­ra ula­şa­bil­dim. Ay­rı­ca ki­ta­pev­le­rin­de Türk­çe ya­zıl­mış Sür­ya­ni­ler ve kül­tür­le­ri ile çe­şit­li ki­tap­la­ra ulaş­tım. Sanal or­tam­da da bir­çok bilgi kay­na­ğı bul­dum. Doğ­ru­su bu kadar zen­gin ya­zı­lı bel­ge­ye ula­şa­ca­ğı­mı um­mu­yor­dum. Se­vinç­le ka­rı­şık şaş­kın­lık içe­ri­sin­de ko­nu­yu in­ce­le­me­ye baş­la­dım.

Ve bir kez daha ‘derya için­de­ki der­ya­yı bil­me­yen ba­lık­lar gibi’ du­yum­sa­dım ken­di­mi. Oku­du­ğum ki­tap­lar ile il­gi­li şöyle bir bel­lek yok­la­ma­sı ya­pın­ca; Sür­ya­ni bir ya­zar­dan her­han­gi bir kitap oku­ma­dı­ğı­mı fark ettim. Ay­rı­ca Sür­ya­ni ta­ri­hi, kül­tü­rü ve ya­şa­mı ile il­gi­li bir araş­tır­ma-in­ce­le­me ki­ta­bı da oku­ma­mış­tım. Bu benim için büyük bir ek­sik­lik el­bet­te.

Sür­ya­ni­le­ri ve kül­tür­le­ri­ni an­lat­mak ve pay­laş­mak adına ya­zı­lar ha­zır­la­ma­yı dü­şün­düm. Aşa­ğı­da oku­ya­ca­ğı­nız ya­zı­da bir­çok ek­sik­lik­ler ola­cak­tır. Şim­di­den özür di­li­yo­rum. Ede­bi­yat ile il­gi­li aka­de­mik bir eği­ti­mim yok. Alay­lı öğ­ren­ci­li­ğim sü­rü­yor. Sür­ya­ni­ce ve Arap­ça bil­mi­yo­rum. Araş­tır­ma ve in­ce­le­me­le­rim so­nu­cu edin­di­ğim bilgi ve iz­le­nim­le­ri özet­le­me­ye ça­lı­şa­ca­ğım. Ama­cım Sür­ya­ni­le­re, Sür­ya­ni dili ve ede­bi­ya­tı­na bir giriş yolu açmak. Böy­le­ce me­rak­lı­lar ve araş­tır­ma­cı­lar için esin kay­na­ğı ola­bi­lir­sem ne mutlu bana.

DEY­RUL­ZA­FA­RAN MA­NAS­TI­RI’NDA BİR MAT­BAA

Mar­din’den 5 km. uzak­lık­ta bu­lu­nan Dey­rul­za­fa­ran Ma­nas­tı­rı M.S 5. yüz­yıl­da ya­pıl­mış­tır. Gör­kem­li mi­ma­ri­si ya­nın­da Sür­ya­ni Ki­li­se­si’nin önem­li mer­kez­le­rin­den bi­ri­dir. 1932’ye kadar 640 yıl bo­yun­ca Sür­ya­ni Or­to­doks pat­rik­le­ri­nin ana otur­ma ye­riy­di. Bu ma­nas­tı­rı daha bir özel kılan bir mat­ba­aya sahip ol­ma­sı­dır. Böl­ge­ye ilk mat­ba­ayı ge­ti­ren kişi de yine bu Ma­nas­tır’da pat­rik­lik yapan ve 1895’te ölen 4. Pet­rus’tur. 1874 yı­lın­da İngil­te­re’ye yap­tı­ğı bir zi­ya­ret sı­ra­sın­da satın al­dı­ğı mat­ba­ayı 1876 yı­lın­da Ma­nas­tır’a ge­tirt­miş. Mat­ba­ada 1969 yı­lı­na kadar başta Sür­ya­ni­ce olmak üzere Arap­ça, Os­man­lı­ca ve Türk­çe ki­tap­lar ile 1953’e kadar “Öz Hik­met” adın­da aylık bir dergi ba­sı­lı­yor­muş. Mat­ba­adan ge­ri­ye kalan par­ça­la­rın bir kısmı Ma­nas­tır’da diğer bir kısmı da Mar­din’deki Kırk­lar Ki­li­se­si’nde ser­gi­len­mek­te­dir.

SÜR­YANİLERİN TARİHİ VE KÜL­TÜ­RÜ

Me­zo­po­tam­ya’nın uy­gar­lı­ğın be­şi­ği ol­du­ğu tüm dünya bilim in­san­la­rı­nın ortak ka­ra­rı­dır. Bu bitek top­rak­lar din­le­rin, dil­le­rin ve kül­tür­le­rin­de be­şi­ği­dir. Böl­ge­de ge­nel­de Sami kö­ken­li insan top­lu­luk­la­rı bir­bi­ri ar­dı­na yer­le­şe­rek ege­men­lik kur­du­lar. Sü­mer­ler, Ba­bil­ler, Asur­lu­lar, Akad­lar, Amo­ri­ler, Mi­tan­ni­ler, Kel­da­ni­ler ve Ara­mi­ler Me­zo­po­tam­ya’da ya­şa­mış ve derin izler bı­rak­mış top­lu­luk­lar­dır. Bu günkü Sür­ya­ni­le­rin ata­la­rı Ara­mi­ler­dir. Ara­mi­ler Su­ri­ye’nin ku­ze­yin­de ya­şa­yan gö­çe­be top­lu­luk­lar­dır. Tarım, hay­van­cı­lık ve pa­ra­lı as­ker­lik ile ge­çim­le­ri­ni sağ­lı­yor­lar­dı. Sür­ya­ni­ler, aynı böl­ge­de kök salıp yer­le­şen Me­zo­po­tam­ya uy­gar­lık­la­rı ile Hel­le­nis­tik kül­tü­rün te­mel­le­ri üze­ri­ne oluş­tu­rul­muş bir or­tam­da or­ta­ya çık­tı­lar. Bu çok kat­man­lı kül­tü­rel bi­ri­ki­me Hı­ris­ti­yan­lı­ğı da ek­le­di­ler ve gi­de­rek ağır­lık mer­ke­zi du­ru­mu­na gel­di­ler.

Sür­ya­ni­ler, Hı­ris­ti­yan­lı­ğı ilk kabul eden ulus­tur. İlk ki­li­se­yi An­tak­ya’da Hı­ris­ti­yan­lı­ğa geçen Ara­mi­ler kur­muş­tur. Ara­mi­le­rin ken­di­le­ri­ni Sür­ya­ni ola­rak ad­lan­dır­ma­la­rı ise hâlâ put­pe­rest­lik­te ısrar eden diğer Ara­mi­ler­den ken­di­le­ri­ni ayır­ma ça­ba­sın­dan kay­nak­lan­mak­ta­dır.

Sür­ya­ni­ler kit­le­sel ola­rak Hı­ris­ti­yan­lı­ğı be­nim­se­dik­ten sonra uy­gar­lık­la­rı­nı İncil’in ışı­ğın­da yo­ğur­du­lar ve ge­liş­tir­di­ler. Hz. İsa, Hz. Mer­yem el­çi­le­ri­nin Sür­ya­ni­ce ko­nuş­ma­la­rı, İncil’in Matta bö­lü­mü­nün Sür­ya­ni­ce ya­zıl­ma­sı Sür­ya­ni­le­rin gurur kay­na­ğı­dır. Sür­ya­ni­ler için din bir yaşam aracı değil bir amaç­tır. Mü­zi­ği ki­li­se­ye M.S.4 yüz­yıl­dan iti­ba­ren sok­tu­lar ve aynı ta­rih­ler­de ka­dın­la­rın da ki­li­se­de iba­de­ti­ne izin ver­di­ler. Bun­lar dünya Hı­ris­ti­yan­lık ta­ri­hin­de ilk­tir ve öncü dav­ra­nış­lar­dır.

M.S.2 yüz­yıl­dan iti­ba­ren ilk ila­hi­yat fa­kül­te­le­ri­ni aç­tı­lar. Eski Ahit’in İbra­ni­ce­den, Yeni Ahit’in Yu­nan­ca­dan Sür­ya­ni­ce­ye çev­ril­me­si­ni sağ­la­dı­lar. Yunan fi­lo­zof­la­rı­nın eser­le­ri­ni Sür­ya­ni­ce­ye, aynı eser­le­ri daha sonra Sür­ya­ni­ce­den Arap­ça­ya çe­vi­re­rek bir kül­tür köp­rü­sü gö­re­vi gör­dü­ler.

Sür­ya­ni­ler M.S.2.yüz­yıl­dan baş­la­ya­rak M.S. 12. yüz­yı­la kadar Me­zo­po­tam­ya’da 50’ye yakın bu günkü aka­de­mi dü­ze­yin­de okul­lar kur­du­lar. Bu okul­lar­da fel­se­fe, ila­hi­yat, po­zi­tif bi­lim­ler, tıp eği­tim­le­ri ve­ril­di. Her Aka­de­mi­de büyük kü­tüp­ha­ne­ler ku­rul­du. Bu Aka­de­mi­ler­den en önem­li­si İsken­de­ri­ye, An­tak­ya, Cey­lan­pı­nar, Urfa, Nu­say­bin, Ce­rab­lus ve Har­ran Aka­de­mi­le­ri­dir. Aka­de­mi­ler Yunan fi­lo­zof­la­rı ile İslam fi­lo­zof­la­rı ara­sın­da bir köprü ol­du­lar. Bir­çok eser bu Aka­de­mi­ler­de çev­ril­di. Bin­ler­ce cilt kitap ya­zıl­dı. M.S.4.-7. yüz­yıl­lar, “Sür­ya­ni­le­rin Altın Çağı” ola­rak ad­lan­dı­rıl­mak­ta­dır. Bu çağ Yunan ve He­le­nis­tik düşün kay­nak­la­rı­nın kay­naş­tı­rıl­dı­ğı büyük bir ek­lek­tik dönem ola­rak de­ğer­len­di­ril­mek­te­dir. Bu Aka­de­mi­ler­de­ki bilgi bi­ri­ki­mi Fars­lar ve Arap­lar ara­cı­lı­ğı ile Doğu dün­ya­sı­na ak­ta­rıl­mış­tır.

Yüz­ler­ce bilim in­sa­nı, ya­za­rın ye­tiş­ti­ği ve bin­ler­ce cilt ese­rin ya­zıl­dı­ğı bu Aka­de­mi­ler­den bu güne ne yazık ki sa­vaş­lar, yan­gın­lar, dep­rem­ler ne­de­niy­le fazla bir eser ulaş­ma­mış­tır. Ancak gü­nü­mü­ze kalan eser­ler üze­rin­de de ye­te­rin­ce in­ce­le­me ya­pıl­ma­mış­tır. Yunan, Arap-İslam ve çağ­daş Batı dü­şün­ce­si an­la­ya­bil­mek için Sür­ya­ni uy­gar­lı­ğı­nı bil­mek ge­re­kir. Bunun en iyi yolu dil ve ede­bi­yat­tır.

SÜR­YANİ DİLİ

Bu gün ya­şa­yan dil­ler­den Sür­ya­ni­ce Sami dil aile­sin­den­dir. Ara­mi­ce­nin Edes­sa (Urfa) di­ya­lek­ti­ği­dir. Sür­ya­ni­ce kla­sik bir dil­dir. Çoğu Sür­ya­ni­ler Sür­ya­ni­ce­nin batı şi­ve­siy­le ko­nu­şur­lar. Kla­sik Sür­ya­ni­ce yazı di­li­dir. Ki­li­se­ler­de, ma­nas­tır­lar­da ve okul­lar­da kul­la­nı­lır. Tu­ro­yo** (Batı şi­ve­si) yal­nız­ca ko­nu­şu­lur, ya­zıl­maz. Sür­ya­ni­ce, altı ta­ne­si (b,g,d,k,f,t) yu­mu­şak ve sert olmak üzere çift ses­len­dir­me­ye sahip olan ve özel işa­ret­ler­le bi­li­nen top­lam 22 harf­ten oluş­mak­ta­dır. Sür­ya­ni­ce her duy­gu­yu dü­şün­ce­yi ifade et­me­ye ye­ter­li söz­cük da­ğar­cı­ğı­na sa­hip­tir. Söz di­zi­mi es­nek­tir.

Gü­nü­müz Sür­ya­ni­le­ri­nin ko­nuş­tu­ğu dil Tu­ro­yo, yeni Ara­mi­ce­nin doğu leh­çe­si­dir. Sür­ya­ni­ler ya­şa­dık­la­rı il­le­re göre fark­lı dil­ler ko­nuş­mak­ta­dır­lar. Ma­lat­ya, Adı­ya­man çevre ilçe ve köy­le­rin­de, Di­yar­ba­kır, Urfa, Ga­zi­an­tep il­le­rin­de ya­şa­yan­lar, Kürt­çe ve Za­za­ca ko­nuş­mak­ta­dır­lar. Mar­din ve Mid­yat’ta ya­şa­yan Sür­ya­ni­le­rin bir kısmı Sür­ya­ni­ce ko­nu­şur­ken diğer kısmı Türk­çe, Arap­ça ve Kürt­çe ko­nuş­mak­ta­dır­lar. İstan­bul’da ya­şa­yan Sür­ya­ni­ler ise Sür­ya­ni­ce, Arap­ça, Türk­çe, Kürt­çe ve Za­za­ca ko­nuş­mak­ta­dır­lar. Sür­ya­ni­ce gün geç­tik­çe za­yıf­la­mak­ta ve yok ol­mak­la karşı kar­şı­ya­dır. Bu gün yüz ki­şi­den ancak bir kişi Sür­ya­ni­ce oku­yup ya­za­bil­mek­te­dir. Sür­ya­ni­ce ancak ki­li­se ça­tı­sı al­tın­da ko­ru­na­bil­mek­te­dir.

Sür­ya­ni abe­ce­si MÖ 2. yüz­yıl­dan iti­ba­ren Mar­din’de Sür­ya­ni­ce için kul­la­nı­lan bir abe­ce­dir. Bu yazı sis­te­mi, Arami abe­ce­sin­den tü­re­yen Sami abe­ce­le­rin­den biri olup Fe­ni­ke, İbrani ve Arap abe­ce­le­ri ile bağ­lan­tı­lı­dır. Sür­ya­ni­ce tıpkı Arap­ça gibi sağ­dan sola ya­zı­lır ve oku­nur. M.Ö.2 Yüz­yıl­dan bu yana kul­la­nıl­mak­ta­dır.

Sevan Ni­şan­yan’ın Söz­le­ri Soy Ağa­cı-Çağ­daş Türk­çe­nin Eti­mo­lo­ji Söz­lü­ğü­nü in­ce­le­di­ğim­de Ara­mi­ce kö­ken­li 463 adet Türk­çe ’ye ak­ta­rıl­mış söz­cük be­lir­le­dim. Gün­cel ya­şa­mı­mız­da kul­lan­dı­ğı­mız bazı ay ad­la­rı (Eylül, Nisan, Tem­muz) ve bazı ye­mek-yi­yecek ad­la­rı (humus, ke­re­viz, ceviz, kim­yon, kebap, leb­le­bi, zey­tin, nane, pide) bun­lar­dan ba­zı­la­rı­dır. Yal­nız­ca bu ör­nek­ler bile Sür­ya­ni di­li­nin ve kül­tü­rü­nün ne kadar köklü ve eski ol­du­ğu­nu gös­te­rir.

————————————–
* “Tanrı Hiz­met­kâr­la­rı­nın Dağı” an­la­mı­na gelen ve Sür­ya­ni­ler­ce kut­sal ola­rak be­nim­se­nen bölge. Ba­tı­da Mar­din, ku­zey­de Ha­san­keyf, do­ğu­da Cizre ve gü­ney­de Nu­say­bin sı­nır­la­rı­nı kap­sar.

**Tür­ki­ye Sür­ya­ni­le­ri ko­nuş­tuk­la­rı Sür­ya­ni­ce­yi “Tu­ro­yo” ola­rak ad­lan­dır­mak­ta­dır.

YAZI SÜ­RECEK

Süryanilerin Tarihi, Kültürü, Dili ve Edebiyatına Genel Bakış – 1 (4 Yorum)

  1. ARAŞTIRMAK ZORDUR. HELE YAZMAK. GEZİ VE KÜLTÜR DEĞERLERİNİ GÜNYÜZÜNE ÇIKARMA DA ZORLUDUR… KUTLARIM. SEVGİYLE…

    • Teşekkür ederim.5000 yıldır bu topraklarda yaşayan Süryanilere ve onların zengin kültürüne dikkat çekmek istedim.Yararlı olması dileğiyle…

  2. Emeğine, direncine teşekkürler. Yazılarınız yaşama sevincimdir. İşe yarayan insanlara saygı duymamak olmaz.