Son “-izm” Nedir?

/ 1 Ekim 2016 / 42 okunma / yorumsuz

Son dönemde postmodernizmden sonra geleni adlandırmak için adeta silahlanma yarışı var edebiyat çalışmalarında. Post-postmodernizm, kozmodernizm, dijimodernizm, otomodernizm, altermodernizm ve metamodernizm bu yarışta yaygın görüşler arasında. Her bir kavram postmodernizmin sözde ölümünün ardından görünürde, edebi üretimin yeni biçimini izah ediyor. Ancak yeni dönemi adlandırma atağı, ufka bakmaya yeltenirken bile dönüp geriye bakmaya neden olması gereken iki önemli soruyu ortaya çıkarıyor:

1. -izm nedir?
2. Dönemlere ihtiyacımız var mı?

Eğer bir tür değişim oluyorsa, yeni bir şey ortaya çıkıyorsa, mesela metamodernizm postmodernizmin ayağını kaydırıyorsa bu yeni şeyin öteden gelen eski şeyin karşısında olduğunu farz ederiz. Yani yeni bir -izm’i adlandırmak bir önceki –izm’in dokunulmaz olmasını gerektirir. Fakat postmodernizm bir –izm mi, ya da sanırım şöyle sormalıyım, postmodernizm bir –izm miydi?

Edebiyat çalışmalarında –izm’i genellikle ikili fenomenleri betimlemek amacıyla kullanırız: Kendi özgün felsefelerine sahip olan tarihi dönemler. Elbette şeyler romantizmdeki -izm kadar temiz ve düzenli değildir asla. Bilginlerin neredeyse tamamı romantizmin 11 Nisan 1861 Perşembe günü son bulduğu konusunda hemfikir ve ayrıca romantizm, belirli bir yazarın kaleminden çıkmış veya edebi çalışma sonucunda olgunlaşmış olarak meydana gelmiş değildir. Yine de bu tarihi-felsefi kategorileri; başka, kullanışsız tarihi biraz daha iyi, kullanışlı yapmak için kullanıyoruz. Edebiyat tarihçileri bu –izm’leri; yazarları, çalışmaları ve zaman aralıklarını daha iyi kavrayabilmek için zamanla kuramsallaştırdı ve geliştirdi. Bu –izm’leri yazarları, çalışmaları ve zaman aralıklarını öğrencilere erişilir kılmak için de kullandık. Böyle kategoriler birçok bilgiyi aklımızda tutmamızı kolaylaştırdı.

Lakin postmodernizm hakkında romantizm, realizm ya da modernizmdekine benzer bir fikir birliği asla olmadı. Bu, akademik bir fikir birliği olmadı demek değil, bir sonrakini adlandırma girişimimizde postmodernizmi (bu ya da şuydu diye) kabul etmek kolay olmadı demektir. Sonuçta postmodernizm neydi? Mimari bir estetik miydi? Bir felsefe miydi? Modernizmin sonucu mu yoksa antitezi miydi? Postmodernizm bazı erken edebi formlara geri dönüşü mü temsil ediyordu yoksa tamamen yeni bir usül müydü?

Buradaki mesele, tarihi bir dönüm noktasının nişanı olarak –izm’in özgü biçimidir. Bir –izm; OED (Oxford İngilizce Sözlüğü)’e göre bir doktrin formu, teori ya da ayırt edici bir karakter edinme eylemi veya iddiasında bulunmaktır. Platonizm buna güzel bir örnektir. Platon’un felsefesi bir araya getirilip Platonizm’i tamamlayan ortodoksluklar (dogmatiklikler) sistemi olarak tarif edilir. Fakat –izm’i tarihi dönemlere ayırmak, dönemselleştirmek için kullandığımızda, anlatının ne olması gerektiğini sistemli sonuçlar olarak ele almaya meyilliyiz. Geçmişi doktrin olarak ele alıyoruz. Anlatının ne olması gerektiğine ilkelerin listesi gözüyle bakıyoruz. Tarihi ve estetiği veya belki tarihi ve felsefeyi birleştiriyoruz.

“-izm nedir?” sorusu bizi “Dönemlere ihtiyacımız var mı?” sorusuna sevk ediyor. Kısaca, dönemlere ihtiyacımız var. Fredric Jameson şöyle ifade ediyor bunu: “Dönemsizleştiremeyiz.” Geç dönemden Jacques LeGoff, “İnsanlık, ileriyi tam olarak göremediği sürece uzun geçmişi organize etme yetisi önemini yitirmeyecektir,” diyor. Dönemselleştirme; tarihteki değişimlerin kaydını tutma, bilgiyi elde tutma ve tarihi daha ele alınabilir yapma noktalarında bize yardımcı oluyor. Fakat dönemselleştirmenin de birçok farklı yöntemi var. –izm bunlardan sadece biri. Zaten –izmleri hep bu manada kullanmış değiliz. Eğer edebiyat tarihçileri dönemselleştirmek zorundalarsa, göz önünde bulundurulacak bir sonraki soru şudur: -izmleri bunun için kullanmaya devam etmeli miyiz?

Yazar: Matthew Mullins
Çeviri: Hüseyin Sığırcı
Kaynak: Düşünbil aracılığıyla OUPblog

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.