Şerif Temurtaş ile Toplumcu Şiir Üzerine

/ 27 Aralık 2018 / 71 views / yorumsuz

“Güz Çığlığı” ve “Zemheriden Sonra Bahar” adlı şiir kitapları bulunan Salihlili Şair Şerif Temurtaş ile Toplumcu Şiir üzerine söyleştik.

Şerif Temurtaş ile Toplumcu Şiir Üzerine

C.T: Şerif Bey, siz kendinizi toplumcu gerçekçi bir şair olarak niteliyorsunuz. Nâzım Hikmet şiiri Fütürist özellikler, Ahmet Arif şiiri yöresel ağız özellikleri içerir. Sizin şiirinizde hangi özellikler karşımıza çıkar?

Ş.T: Vladimir Mayakovski, Şiir Nasıl Yapılır’da ilginç bir olay anlatır: “1913 sıralarında bir kadın arkadaşıma bağlılığımı kanıtlamak üzere Sratov’dan Moskova’ya dönerken, benim ‘bir erkek değil, pantolon giymiş bir bulut’ olduğumu söyledim ona. Söyler söylemez de bunun bir şiirde kullanılabileceğini düşündüm; ama ya bu söz dilden dile dolaşmaya başlar da boşa harcanırsa ne olurdu? Büyük bir korkuya kapılıp yarım saat kadar hiç belli etmeden sorularımla kızın ağzını yokladım; sözlerimin bir kulağından girip ötekinden çıktığını anladıktan sonra yatışabildim ancak.”

Mayakovski’yi çok sevmeme rağmen ben onun gibi, “Pantolon giymiş bir bulut”tan hiç söz etmedim, edemem de. O tarz Mayakovski’ye ait, onun ayak izine basmak taklit olur. Yaşadığım ne ise şiirimde onun olmasını istedim. Gerçek hayatın dışına çıktığım an boğulduğumu hissederim. Bu gerçeği (isyan, aşk ve kavga) lirik bir dille yansıtmaya çalıştım. Dil konusuna gelince, dilime yöremin sözcükleri dahil olmuşsa bu benim gerçekliğimi gösterir.

C.T:Toplumcu gerçekçi şairler genel olarak “Yerleşik düzeni eleştiri, sınıf anlayışı: halk ve işçi sınıflarının güncelleşmesi, kadın, doğa ve diyalektik diriliş, kentleşme ve sorunları” gibi tema ve konuları ele aldılar. Siz hangi konularda yazıyorsunuz?

Ş.T: Özel bir konu seçmiyorum. Stendhal’ın, “Roman yol boyunca gezdirilen bir aynadır.” sözü gerçekçiliğin fotoğrafı ise, bu gerçeklik benim şiirim için de geçerlidir. İnsana ve doğaya dair ne varsa anlatmaya çalışıyorum. Benim aşk şiirimde bile hayatın diyalektiği söz konusudur. Kentleşmenin dayatıldığı insan ilişkilerine bencilliğin egemen kılındığı, kırsalla bağını hiç koparmadan buradan hayata daha sıkı sarılan insanın şiirini yazıyorum.

Yaşama dair ne varsa şiirimin konusudur diye düşünüyorum.

C.T: Marksist estetiğe göre, “Biricik gerçeklik insan gerçekliğidir. Bunun dışında sanat için bir başka gerçeklik alanı yoktur ve olamaz da.” Siz bu görüşe katılıyor musunuz?

Ş.T: Sanatın varoluşu insan ve doğa gerçekçiliği üzerinedir ,elbette katılıyorum.

C.T: Yeni şiir deyince ne anlamalıyız?

Ş.T: Gerçek bir şiirin hiç eskisi olmaz diye düşünüyorum. Şiir eskimediğine göre halkını anlatan Homeros da günümüz toplumcu şairleri de yenidir. Şiirinin temeline insanı yerleştiren şair her daim yeniliğini kourur.

C.T: Öykünün şiirinizdeki yeri nedir?

Ş.T: Öykünün  şiire, şiirin romana  hep gereksinimi olmuştur. Bazı şiirlerimde nesnenin öyküsünü anlattığım olmuştur. Bir öykü anlatmasam da kırıntılarına rastlanır ama öyküleme tekniğine uzağım.

C.T: Türkçenin size yetmediğini düşündüğünüz anlar oldu mu?

Ş.T: Her şair bir dünya vatandaşıdır. Acının adresi olmaz. Afrika’daki acı da Hindistan’daki acı da insanlığın acısıdır. O zaman uzakların diline de yer veriyorsam sınırları aştığıma işarettir. Hiçbir dil tek başına yeterli değildir insan için. Belki de edebiyat buradan doğdu.

C.T: Deneysel şiir nedir, yazıyor musunuz? Deneysel şiir, belli bir evreye ulaştıktan sonra mı yazılmalıdır; yoksa şair adayı, deneysel çalışmalar yaparak şiire başlayabilir mi?

Ş.T: Deneysel şiir diye söz edilen metinlerin şiiri itibarsızlaştırma, anlamsızlaştırma alanı olarak kapitalist bir saldırı olarak düşünüyorum. Buna ençok banka dergileri ve yayınları destek veriyor, bu metinlerin şiir olduğunu düşünmüyorum.

C.T: Noktalama işaretlerinin şiirinizdeki yeri nedir?

Ş.T: İyi bir okuyucu olduğumu düşünüyorum. Noktalama işaretleri hep bir engeldir önümde. Okurken noktalamalar benim dilime göre değişti. Ben şiirlerimde noktalama kullanmıyorum okuyanı ve şiiri özgür kıldığımı düşünüyorum.

C.T:  Günümüz şairlerinin dil, üslup ve imgesel açıdan zihninizdeki karşılığı ne olurdu?

Ş.T: Son yıllarda şiirimizde olumsuz, tavırsız bir dil görüyorum genellikle .

C.T: Sanal Medyada sert tavrınızla tanınıyorsunuz, bunun nedeni nedir?

Ş.T: Mutsuz ve derdi olan insandır şair. Yaşam o kadar çok sert ki. Yurdumuzda çocuklar açlıktan ölüyor. Fırına giden çocuklar evine sağ olarak dönemiyor. İşsizliğin üst sınıra ulaştığı, mutsuz insanların çoğaldığı bir ülkede ben nasıl mutlu olabilirim ki?

C.T: Bu güzel söyleşi için teşekkür ederiz.

admin

Cüneyt Tanyeri

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.