Porsuk’a Bırakılan Beyazlık

/ 7 Kasım 2019 / 247 / 5 Yorum

Mu­zaf­fer Yegül, 8 Ocak 1949’da Aydın’da doğdu. İlk ve orta öğ­re­ni­mi­ni bu­ra­da ta­mam­la­dık­tan sonra Ana­do­lu Üni­ver­si­te­si Kimya Bö­lü­mü­ne kay­dol­du ancak bir süre sonra bu okul­dan ay­rıl­dı ve İzmir’in Tire il­çe­si­ne yer­leş­ti. Halen ti­ca­ret­le uğ­ra­şan Yegül uzun bir sü­re­dir öykü yazma ça­lış­ma­la­rı yap­mak­ta­dır.

Porsuk’a Bırakılan Beyazlık

Porsuk’a Bırakılan Beyazlık

Muzaffer Yegül

Ge­cey­di

Du­var­da­ki saate baktı. Akrep üçe yak­la­şı­yor­du. “Ya­zı­la­rı” rulo yapıp bir ga­ze­te­ye sardı. Işığı sön­dür­dü. Per­de­nin ar­dın­dan so­ka­ğa baktı.

Sokak lam­ba­sı odaya inat­la sız­ma­ya ça­lı­şı­yor­du. Karnı iyice bü­yü­müş bir ka­dın­la bir adam kal­dı­rım bo­yun­ca yü­rü­yor­du.

Bu soğuk kasım ge­ce­sin­de dı­şa­rı­da olma ne­den­le­ri­ni dü­şün­dü. Sonra var­lık­la­rı­nı pek önem­se­me­di. Elin­de ru­lo­su ka­pı­dan çıktı. Tra­fik uğul­tu­su bit­miş, şehir sus­kun­laş­mış­tı. So­ka­ğın ba­şın­da ses­siz­ce yatan bir kö­pek­le göz göze geldi. Köpek kuy­ruk sal­la­ya­rak ayağa kalk­tı, peşi sıra yü­rü­me­ye baş­la­dı.

Bir bakış, sev­gi­nin di­lin­de or­tak­laş­ma­ya yet­miş­ti. An­la­şı­lan gi­de­ce­ği yere kadar pe­şi­ni bı­rak­ma­ya­cak­tı eş­lik­çi. Oto­büs du­ra­ğı­nın ya­nın­dan geçti. Üze­ri­ne doğru yak­la­şan iki ki­şi­den başka kimse yoktu or­ta­lık­ta. Zor­lan­ma­dan an­la­şı­lı­yor­du kim­lik­le­ri adam­la­rın.

Köpek, adam­lar­dan te­dir­gin olmuş, hoş­nut­suz hı­rıl­tı­la­ra baş­la­mış­tı.

Elin­de­ki ru­lo­yu kav­ra­ya­rak kuşku uyan­dır­ma­dan, sa­kin­ce yü­rü­yü­şü­ne devam etti.

Kim­lik­le­ri belli “be­lir­siz” ki­şi­ler iyice yak­laş­tı. Yüz­le­ri pek se­çi­le­mi­yor­du ama her an sal­dı­rı ha­zır­lı­ğı için­de ol­duk­la­rı an­la­şı­lı­yor­du. “Dur!” de­di­ler silah şa­kır­tı­la­rıy­la. “Ol­du­ğun yerde kal, kı­mıl­da­ma!”

Sez­miş­ti ola­cak­la­rı. Ya­zı­lar el­le­ri­ne geç­me­me­liy­di adam­la­rın.

Köpek, garip ses­ler çı­ka­ra­rak ora­dan uzak­laş­tı.

Ga­ze­te ru­lo­su­nu sol eline aldı. Olan­ca gü­cüy­le ara so­ka­ğa daldı. Sokak ka­ran­lık­tı. Var gü­cüy­le hiç dur­ma­dan koştu.
Ayak ses­le­ri bir süre daha devam etti, ke­sil­di sonra.

Yine ge­ce­nin sus­kun­lu­ğu…

Koş­mu­yor­du artık, hız­lı­ca yü­rü­yor­du. Ka­ran­lık ko­yu­laş­mış, bi­na­lar sey­rel­me­ye baş­la­mış­tı. Bir­den tö­kez­le­ye­rek yu­mu­şak ve sıcak bir boş­lu­ğa düştü. Şa­şır­mış ve kay­gı­lan­mış­tı. De­vin­dik­çe ba­tı­yor­du. Bo­ğa­zı­na kadar da­yan­mış­tı be­de­ni­ni dağ­la­yan sı­cak­lık. Sön­dü­rül­müş, hamur du­ru­mu­na gel­miş bir kireç ku­yu­su için­de ol­du­ğu­nu an­la­dı. “Çok da de­rin­miş” diye mı­rıl­dan­dı ür­küy­le. Bir an ne ya­pa­ca­ğı­nı bi­le­me­di. Sonra to­par­la­dı ken­di­ni. El­le­ri­ni ha­va­da tut­ma­ya ça­lış­tı. “Böy­le­si­ne ölüm ne tuhaf!” diye dü­şün­dü. “Yeni bir dünya kurma öz­le­mi­ni bu pis rast­lan­tı­ya kur­ban etmek…” Asla yap­ma­ya­ca­ğı şeyi bi­li­yor­du; fazla ha­re­ket etmek. Be­de­ni­nin ağır­lı­ğı­nı geniş bir yü­ze­ye ya­ya­rak kol­la­rı­nı ya­vaş­ça açtı. İleri doğru bir hamle yaptı. Bir yere değdi sağ eli. Çu­ku­run kı­yı­sı­na yakın ol­du­ğu­nu an­la­dı. Ru­lo­su­nu hâlâ bı­rak­ma­mış­tı. Sağ eli­nin aya­sı­nı çu­ku­run kıyı top­ra­ğı­na ya­pış­tır­dı, sı­kı­ca kav­ra­dı. Çu­kur­dan kur­tul­ma inan­cı bü­yü­müş­tü. Bir an gök­yü­zü­ne baktı. Bu­lut­lar­dan sıy­rıl­mış bir­kaç yıl­dız gördü ken­di­si­ne göz kır­par gibi ışıl­da­yan. “Ya­şa­mın işa­re­ti, umu­dun tadı ol­ma­lı bu” diye dü­şün­dü. Zor­luk­la kireç ku­yu­sun­dan çıktı.

Giy­si­le­ri ağır­laş­mış, be­ya­za bü­rün­müş; ki­reç­ten bir adam ol­muş­tu. Ran­de­vu­su geldi ak­lı­na. “Ya­zı­la­rı tes­lim et­me­li­yim” diye dü­şün­dü. Ama böyle gi­de­mez­di oraya. Dik­kat çe­ke­bi­lir­di.

Uzak­tan Por­suk Irmak’ının şı­rıl­tı­sı ge­li­yor­du. Gü­lüm­se­di. Ağır­laş­mış be­de­ni­ne kar­şın hızla koşup ken­di­ni ça­ğı­ran Por­suk’un su­la­rı­na attı. Soğuk su be­de­nin­de­ki yan­gı­yı biraz olsun al­mış­tı. Üs­tü­nü ba­şı­nı ova­rak kı­yı­ya çıktı. Çı­rıl­çıp­lak so­yun­du. So­ğu­ğun acı­ma­sız sar­ma­lı­na al­dır­ma­dan giy­si­le­ri­ni ace­ley­le yı­ka­dı, sıktı, gi­yin­di. Islak ve arın­ma­mış kirli be­yaz­lık­la va­ra­ca­ğı yere doğru koşar adım yü­rü­dü. Tit­ri­yor olsa da umu­dun sı­cak­lı­ğı be­de­nin­den şeh­rin so­kak­la­rı­na akı­yor­du.

Avatar

sanat ve edebiyat dergisi

Porsuk’a Bırakılan Beyazlık (5 Yorum)

  1. Hayırlı olsun sevgili abim. Akıcı ve etkili. İlk fırsatta alacağım. Tebrik ederim.

  2. Çok güzel usta bir kalemden çıkmış sandım akıcıydı sanki yaşadım kalemine sağlık abim👏🖐

  3. Abim yaa yine güzel bir yazı tek kelimeyle süper kalemine sağlık devamını bekliyoruz sevgiler.