Pencere / İrfan Mutluer

/ 26 Mart 2020 / 668 kez okunmuştur / 4 Yorum
Pencere / İrfan Mutluer

PEN­CE­RE

İrfan Mutluer

 

Hiç böyle yap­maz­dı. Te­le­fo­nu aç­ma­dan ka­pa­ma­sı biraz tuhaf geldi. Kır­gın mı acaba diye dü­şün­düm bir an. Ne kadar ol­muş­tu gö­rüş­me­ye­li? Sonra o da vi­rü­se ya­ka­lan­ma­sın, dedim kendi ken­di­me. Bu ola­sı­lık içimi daha çok acıt­tı. Karma ka­rı­şık duy­gu­lar için­de gidip ge­lir­ken te­le­fo­num çaldı.

Se­nin­le gö­rün­tü­lü ko­nuş­mak is­te­dim, dedi yü­zün­de tatlı bir gü­lüm­se­mey­le. Ka­pat­tım diye kı­rıl­ma­dın ya?

Kı­rıl­mak mı, dedim. Hayır, kı­rıl­ma­dım ama bir sürü şey ak­lım­dan geç­me­di der­sem yalan olur.

Kı­rıl­ma, dedi. Seni çok öz­le­dim.

Ge­le­bil­sey­dim, dedim…

Gel­mek is­te­di­ği­ni bi­li­yo­rum, dedi. Fakat böy­le­si daha iyi, evden çık­ma­ma­mız lazım.

İhti­yaç­la­rı­nı­zı nasıl kar­şı­lı­yor­su­nuz, dedim.

Te­le­fo­nu odada şöyle bir gez­dir­di, masa üze­ri­ni, ki­tap­la­rı­nı, pen­ce­re­yi gös­ter­di. Masa üze­rin­de­ki ters çev­ril­miş açık ki­tap­lar­dan, açık du­rum­da­ki bil­gi­sa­yar­dan ça­lış­tı­ğı­nı an­la­dım. Zaten hep ça­lı­şır, hiç boş dur­maz­dı.

Çay bar­da­ğı­nı aldı eline, çayı yu­dum­la­dı.

Gö­rü­yor­sun, dedi, çay bile içe­bi­li­yo­rum. Kom­şu­lar da gün­lük mar­ket ih­ti­yaç­la­rı­mı­zı kar­şı­la­ma­da yar­dım­cı olu­yor­lar.

Ne güzel ama yine de dik­kat­li olun. Gelen şey­le­ri mut­la­ka de­zen­fek­te edin, ay­rı­ca kim­se­yi eve al­ma­yın, dedim.

Bi­li­yo­rum, dedi. Ne ya­pıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni çok iyi bi­li­yo­rum. Bu ne­den­le ço­cuk­la­rı da eve ça­ğır­ma­dık. Her­kes kendi evin­de, on­lar­la da gö­rün­tü­lü ko­nu­şu­yo­ruz. İle­ti­şim yal­nız bu şe­kil­de, uzak­tan!..

Bir de Orhan Veli’yi anı­yo­rum ikide bir, pen­ce­re­ye her ba­kı­şım­da. Onu sen de ez­be­re bi­lir­sin.

Bi­li­yo­rum, dedim. Gü­lüm­se­dim.

Yirmi yıl­dır bu böyle, dedi. Pen­ce­re iyi bir dost. Zaman zaman ça­lış­ma­ya biraz ara verip pen­ce­re­ye ba­kı­yo­rum. Yak­la­şa­bi­lir­sem so­ka­ğı göz­lü­yo­rum. Fakat şimdi dı­şa­rı­sı­nı öz­le­dim, evde sı­kıl­dım. Bu ön­ce­ki­ler gibi değil.

Ge­çecek, dedim. Bu sı­kın­tı­lı gün­ler de ge­çecek.

Vi­rü­se ya­ka­lan­maz­sak eğer, ölmez sağ ka­lır­sak, bende bir yara bı­rak­ma­dan ge­çe­ce­ği­ni dü­şün­mü­yo­rum. Bu da içimi ke­mi­ri­yor.

Ça­lı­şı­yor­sun, dedim.

Her za­man­ki gibi, dedi. Yine bu­ra­da, ça­lış­ma oda­sın­da, içe­ri­de. İnsan­la­rın dü­şün­ce dün­ya­la­rın­da do­laş­mak ho­şu­ma gi­di­yor. Uçsuz bu­cak­sız, son­suz bir deniz gibi… Ya­şa­ma­nın tek yolu bu, evde kalma belki fakat dış dün­ya­da­ki bu ufuk­suz­luk, bu dı­şa­rı­ya çıkma is­te­ği, de­lir­tecek bir gün beni!

Bir öykü yaz­san, dedim. Belki son­suz bir öykü…

Ya­zı­yo­rum, dedi, is­te­se de dı­şa­rı­ya çı­ka­ma­yan bir in­sa­nın öy­kü­sü­nü ya­zı­yo­rum.

Bunu du­yun­ca bir sızı sap­lan­dı içime, belli be­lir­siz. İçim acıdı.

Sonra beni an­la­mış gibi, ne kadar zor olsa da ön­ce­den dı­şa­rı­ya çı­ka­bi­li­yor­dum, dı­şa­rı­ya çı­ka­rı­yor­lar­dı. Artık öz­gür­lü­ğü­mü kay­bet­tim, ne yazık ki dü­şün­ce­le­rim­de bile dı­şa­rı­ya çı­ka­mı­yo­rum, dedi. Ba­şı­nı yana çe­vir­di, göz­le­ri daldı.

Göz­le­ri­nin belli be­lir­siz ta­kıl­dı­ğı yerde bir te­ker­lek­li san­dal­ye ol­du­ğu­nu bi­li­yor­dum.

 

Pencere / İrfan Mutluer (4 Yorum)

  1. Yüreğine kalemine sağlık İrfan hocam.Gelecek de bir gün gelecek.O geleceğe bir anı bırakmışsınız.