Öykü Yazarlarının Yanılgıları / Aydın Şimşek

/ 12 Eylül 2018 / 161 okunma / yorumsuz

 

Kı­sa öy­küye bel­li bir ka­lıp çiz­mek müm­kün de­ğil­dir. Bu ne­den­le sis­te­ma­tik de­ğil­dir. Ya­ra­tı­cı­lı­ğa ve al­gı­la­maya açık son­suz sa­yı­da ka­pı­sı ol­du­ğu için bel­li bir ta­nı­mı da yok­tur.

Her kı­sa öy­kü ken­di ta­nı­mı­nı ba­ğım­sız ola­rak ya­par. Her oku­nuş­ta ye­ni­den keş­fe­dil­me­ye açık olu­şu, onun son­suz ta­nım­la­rı­nı da bir­lik­te ge­ti­rir.

Kı­sa öy­kü ya­za­rı­nı bek­le­yen en bü­yük teh­li­ke, içe­ri­ğin pe­şi­ne dü­şül­me­si­dir. An­la­şı­lır­lı­ğı, an­lam kat­ma­nı­nın bi­ri­cik özel­li­ği san­ma­sı kı­sa öy­kü ya­za­rı­nı bü­yük ha­ta­la­ra sü­rük­le­ye­cek­tir. Ge­nel me­tin­ler için bir de­ğer olan içe­rik, kı­sa öy­kü­de an­cak bi­çi­min öz­gür­leş­ti­ri­ci et­ki­siy­le üst di­le dö­nü­şür. Ya­ni kı­sa öy­kü­de as­lo­lan bi­çim, içe­ri­ği öz­gür­leş­tir­mek için bir ça­lış­ma ala­nı­dır.

Kı­sa öy­kü­nün kök­le­ri­nin ma­sal­lar­da, me­sel­ler­de, kıs­sa­lar­da, tab­let ya­zı­la­rın­da aran­ma­sı en sık gö­rü­len ha­ta­lar­dan­dır. Bu tür­ler di­dak­tik­tir, öğ­re­ti­ci­dir, ders ve­ri­ci­dir, ge­le­nek­çi­dir. An­la­tı di­li, içe­ri­ğe yö­ne­lik­tir ve bu içe­rik­se ge­ne­le yö­ne­lik­tir.

Kı­sa öy­kü öğ­re­ti­ci de­ğil­dir, sez­di­ri­ci­dir ve ge­le­nek­ten uzak­tır. Kı­sa öy­kü di­li öze­le yö­ne­lik mo­dern bir dil ya­pı­sı­na sa­hip ol­ma­sı ne­de­niy­le, ço­ğu za­man or­tak bir an­lam ve an­la­şı­la­bi­lir­li­ğe izin ver­mez. Her okur, ken­din­de bir an­lam de­rin­li­ği arar ve bu­lur.

Kı­sa öy­kü­de, öy­kü ya­za­rı ta­ma­men okur­dan ba­ğım­sız­dır. Bu ne­de­nle okur­la or­ga­nik ba­ğı ya­zar de­ğil, me­tin ku­rar.

Kı­sa öy­kü­ler po­li­tik öy­kü­ler­dir. O ne­den­le her za­man or­ta­ya çık­maz­lar. Top­lum­sal kı­rıl­ma­lar, ger­gin­lik­ler ve uz­laş­maz çe­liş­ki­le­rin yan­sı­dı­ğı dö­nem­ler­de var­dır­lar.

Kı­sa öy­kü­nün te­mel iş­le­vi bi­ze şa­şır­ma ye­ti­mi­zi ye­ni­den ka­zan­dır­mak­tır. Böy­le­lik­le ve­ri­li ger­çe­ğe kar­şı bir tür baş­kal­dı­rı ta­şır kı­sa öy­kü. Gö­rü­nen ger­çe­ğin ör­tü­le­di­ği, ör­tü­le­me­ye ça­lış­tı­ğı­nı açı­ğa çı­kar­tır­lar.
­
Kı­sa öy­kü ya­za­rı po­li­tik bir ya­zar­dır. Dün­ya­ya es­te­tik­/i­de­o­lo­jik bir içe­rik­ten ba­kar.
­
Kı­sa öy­kü, met­nin fo­nun­da­ki mü­zik­le de­ğil, do­lay­sız bir dil­le uğ­ra­şır. O ne­den­le ek­silt­mek amaç­lı­dır.

Kı­sa öy­kü, bir ara tür de­ğil­dir. O mo­der­niz­min ço­cu­ğu­dur ve salt bu ne­den­le bi­le ge­le­nek­le olan iliş­ki­sin­de yı­kı­cı­dır.

­Kı­sa öy­kü, kit­le kül­tü­rüy­le ve kit­le­sel tü­ke­tim­le iliş­ki­len­di­ri­le­mez; kit­le kül­tü­rü­nün po­pü­ler ar­gü­man­la­rıy­la ara­sı­na me­sa­fe ko­yar.

­Za­ma­nın hı­zı içe­ri­sin­de an­lat­mak, do­lay­la­mak ve be­tim­le­mek çe­ki­ci­li­ği­ni yi­tir­miş gö­zü­kü­yor. Ha­ya­tın kü­çük ay­rın­tı­lar­da giz­len­di­ği ye­ni bir dö­nem­den ge­çi­li­yor. Kı­sa öy­kü, ay­rın­tı­la­rın için­de bo­ğu­lup gi­den bi­re­yin va­ro­luş so­ru­nuy­la yüz­ yü­ze­dir.

­ Kı­sa öy­kü, ko­nuş­mak­tan çok sus­ma­ya ya­kın bir dil kul­la­nır.

­ Kı­sa öy­kü, ya­zın­sal di­lin gör­sel zen­gin­li­ğin­de ger­çek­leş­ti­rir ken­di­ni. Bu ne­den­le me­tin­le­ra­ra­sı­lık­tan çok gös­ter­ge­le­ra­ra­sı­lık­la iliş­ki­li­dir.

­ Kı­sa öy­kü, mo­der­niz­min ol­du­ğu ka­dar post­mo­derniz­min kav­ram­la­rıy­la ku­ru­lur. “Ke­sip çı­kart­ma, in­dir­ge­me, harf dü­şü­mü, gen­leş­tir­me, ek­sil­ti, dil­bil­gi­sel ay­kı­rı­lık, çok­ses­li­lik, bri­ko­laj, alt­me­tin, alay­cı dö­nüş­tü­rüm, ko­laj, sı­ra de­ğiş­tir­me, söy­lem­le­ra­ra­sı­lık, tak­lit, üst­me­tin­sel­lik, var­yas­yon, yan­me­tin­sel­lik” gi­bi ye­ni kav­ram­la­rı bün­ye­sin­de ta­şır kı­sa öy­kü.

­ Kı­sa öy­kü, pa­ra­dok­sal bir dil kul­la­nır. Pa­ra­dig­ma­sı­nı ye­ni ça­ğı oku­mak üze­rin­den oluş­tu­rur ve ke­sin gö­rü­len şey­le­rin tam ter­si­ni ger­çek­leş­tir­me­ye adar ken­di­ni.

­ Kı­sa öy­kü­de fi­zi­ki za­man ve içe­rik za­ma­nı ye­te­rin­ce be­lir­gin de­ğil­dir, bu­na ih­ti­yaç duy­maz da. An­cak kı­sa öy­kü da­ha ilk adım­da psi­ko­lo­jik bir içe­rik­tir ve bu içe­ri­ğin, met­nin fi­zi­ki za­ma­nıy­la ner­dey­se hiç­bir il­gi­si yok­tur.

­ Kı­sa öy­kü, in­sa­nın geç­mişiy­le il­gi­li­dir, şim­di­siy­le il­gi­li­dir ama in­sa­nın ne ol­du­ğun­dan çok ne ola­bi­le­ce­ğiy­le il­gi­le­nir.

­ Mo­dern kı­sa öy­kü, sür­git se­rü­ven­le­rin nak­le­dil­di­ği uzun an­la­tım gi­ri­şim­le­ri de­ğil­dir.

­ Kı­sa öy­kü, bir vur­kaç ha­re­ke­ti­dir.

­ Kı­sa öy­kü, ya­zıl­ma­yan ay­rın­tı­lar­dan olu­şur.

­ Kı­sa öy­kü, hız­lı ko­şar, ba­zen de çok çok hız­lı ko­şar.

­ Kı­sa öy­kü, ye­ni ke­şif­ler pe­şin­de­dir, bi­ze ye­ni ha­yat­lar sez­di­rir.

­ Kı­sa öy­kü, mit­le­rin iro­nik yı­kı­mıy­la il­gi­li­dir ve bu­nu ço­ğu za­man ör­tük bir miz­ahla ya­par.

­ Kı­sa öy­kü, ik­ti­da­rı sev­mez.

İk­ti­dar, kı­sa öy­kü­yü sev­mez.

­ Kı­sa öy­kü, az ko­nuş­ma­yı, ba­zen de sus­ma­yı söz ka­la­ba­lı­ğı­nın ezi­ci­li­ği­ne ve fa­şiz­mi­ne kar­şı elin­de es­te­tik bir güç ola­rak bu­lun­du­rur.

Ör­nek­le­ye­lim:

­ Ric­hard Bra­u­ti­gan

S­car­lat­ti Ta­kın­tı­sı

“­San Jo­se’­de, tek oda­lı bir da­i­re­de, bü­tün gün ke­man çal­ma­yı öğ­re­nen bir adam­la ya­şa­mak çok zor.” Elin­de­ki boş al­tı­pa­tları po­li­se ve­rir­ken söy­le­di­ği bu ol­du ka­dı­nın.

­ Ju­lıo Cortá­zar

Aşk 77

­ Tüm o yap­tık­la­rı­nı ya­pıp bi­tir­dik­ten son­ra, kal­kı­yor­lar, yı­ka­nı­yor­lar, pud­ra­la­nı­yor­lar, ko­ku sü­rü­yor­lar, saç­la­rı­nı ta­rı­yor­lar, gi­yi­ni­yor­lar ve böy­le­ce ya­vaş ya­vaş ye­ni­den ol­ma­dık­la­rı gi­bi ol­ma­ya baş­lı­yor­lar.

(Lu­cas Di­ye Bi­ri’n­den)

­ E­du­ar­do Ga­le­a­no

­ Sev­mek

Boş­luk­ta dö­ne dö­ne se­viş­tik; ba­ha­rat yük­lü, oy­nak bir et­ten top. He­le­na’­nın rü­ya­la­rın­da ve son­suz boş­luk­ta dö­nen ve dö­ne dö­ne dü­şer­ken mis gi­bi ko­ku­lar­la tü­ten, pa­rıl pa­rıl, sım­sı­cak bir kü­çük top so­nun­da dev bir sa­la­ta kâ­se­si­nin di­bi­ne çök­tü. Ora­da ya­tıp ka­lan bu kü­çük top, biz iki­miz­dik ve kâ­se­nin di­bin­den gö­ğü gö­re­bi­li­yor­duk. Bü­yük bir ça­bay­la ken­di­mi­ze ma­rul yap­rak­la­rı­nın, ke­re­viz sap­la­rı­nın, may­da­noz or­ma­nı­nın ara­sın­dan bir yol aç­tık ve ge­ce­nin en uzak de­rin­lik­le­rin­de pu­pa yıl­dız gi­den bir­kaç yıl­dız seç­tik.

(­Ku­cak­laş­ma­nın Ki­ta­bı’n­dan)

——————————————————

(Kasabadan Esinti, Kış 2016, Sayı 9, Sayfa 84.)

 

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.