öteki keder / Ömer Turan

/ 23 Kasım 2016 / 51 okunma / yorumsuz

taşı su eskitir, yeryüzünü insan

dedim ve bir zarf bıraktım öteki sokağa

 

günlerden sonra yaşlı bir kadın

eğildi en ölümcül merakla

açtı mektubu, iki sabahı koydu

birini kupkuru birini soluna:

 

büyüdüm, söylenmiş şarkılar ve yağmurlar içinde

çocuklar nasıl tembih kokarsa saçları okşandığında

işte öyle büyüdüm ve bir daha hiç mühürlemedim

kalbimi yasalara. geçip gittim sokakları baştan sona

sabah akşam başımda bir kefaret fermanı, şuramda

dünyaya gelirken taşıdığım karanfil çürümüş olsa da

 

katladı göğsünü yaşlı kadın

soktu zarfın içine, eve dönüyordu

dudakları anıların dumanında boğulmuş

harf harf titriyordu

 

yola düşmüş çığlık, kalbim yurduna dön

dedim, buralar sağır çocuklara:

 

gözyaşlarımı bir sokağın bakışında unuttum, daha puslu

daha yanıtsız. nasıl ki bütün çakıl taşları denize kiracı ise

öyle unuttum gövdemi son durakta, bir gece ilk yemini

silerken takvimden. geri çağıran, alkışlayan olmadı beni

yürüdüğüm yolları silin diyorum atlastan ve toplu ölümlerden

yastığımın çukurundaki ünlem şimdi dinler mi herkesi

 

yüzünü pencereden çekerken gördüm

elmacık kemiğindeki teri dünyanın ortasına

atmacaları taşlıyordu çocuklar

yaşlı kadın koşarak çıktı avluya

 

ağzına bir sokağı dayadı, koynuna

günahı, saçından denize kadar tarih parçası:

 

öyle bir vakit işte, ekmeğin tazesine çarşıların gururuna

yenildim, yeni geçmiş gibi kalemden ve defterlerden

şarkılara kiraya veriliyordu taşra ve ben hiç kuşku yok ki

o günlerden kalma bir yanılgıyım herkese. üzerimde

yılların tozu toprağı, gövdem büyürken odalar küçülüyordu

nöbeti devrediyorum çözün iplerimi, ömrüm başka sefere

 

ilk yağmurlar düşer, insan topraktan önce üşür

dedim ve bir zarf bıraktım öteki kedere

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.