Necati Cumalı’nın İlk Öykü Kitapları / Mehmet Gökyayla

/ 1 Ağustos 2016 / 22 okunma / yorumsuz

Yazı ha­ya­tı­na şi­ir­le baş­la­mak ede­bi­ya­tı­mız­da çok sık rast­la­nan bir durum. Bir­çok önem­li ya­za­rı­mız ilk ola­rak şiir yaz­mış ya da yaz­ma­ya ça­lış­mış; son­ra­sın­da diğer tür­ler­de eser­ler ver­miş­tir. Ne­ca­ti Cu­ma­lı’yı da bir ya­nıy­la bu ya­zar­la­rı­mız ara­sın­da sa­ya­bi­li­riz. O da şi­ir­ler­le gir­miş­tir ilk ola­rak yazı ala­nı­na. Ancak -şi­ir­le­ri­nin ni­te­li­ği diğer tür­ler­de­ki eser­le­ri­ne göre tar­tı­şı­la­bi­lir dü­zey­de olsa da- öykü, roman, oyun ve de­ne­me­nin yanı sıra şiir yaz­mak­tan da be­lir­li ara­lık­lar ha­ri­cin­de pek uzak­laş­ma­mış­tır Cu­ma­lı.

Ne­ca­ti Cu­ma­lı, bugün her ne kadar daha çok ro­man­la­rıy­la bi­li­ni­yor ve ta­nı­nı­yor olsa da, öykü ya­zar­lı­ğı, onun ro­man­cı­lı­ğı ile bir­lik­te iler­le­miş­tir as­lın­da. 1940’ların ba­şın­da ya­yın­la­nan ilk şi­ir­le­ri ile Kı­zıl­çul­lu Yolu (1943) ve Harbe Gi­de­nin Şar­kı­la­rı (1945) adlı şiir ki­tap­la­rı­nın hemen ar­dın­dan ‘Aysız Ge­ce­ler’ adını ta­şı­yan ilk öy­kü­sü 1945’te Yücel Der­gi­si’nde ya­yın­la­nır. Bun­dan son­ra­ki yak­la­şık on yıl­lık sü­reç­te yaz­dı­ğı ilk öy­kü­le­rin­den seç­tik­le­ri iki ki­tap­ta top­la­nır: Yal­nız Kadın (1955) ve De­ği­şik Gözle (1956).

İlk iki öykü ki­ta­bı­nın ar­dın­dan Cu­ma­lı’yı ede­bi­ya­tı­mı­zın sa­yı­lı ya­zar­la­rın­dan bi­ri­si ola­rak ka­lı­cı hale ge­ti­ren roman, öykü, şiir, oyun ve de­ne­me tü­rün­de bir­çok ki­ta­bı arka ar­ka­ya gelir. Susuz Yaz (1962), Ay Bü­yür­ken Uyu­ya­mam (1969), Ma­ke­don­ya 1900 (1976), Kente İnen Kap­lan­lar (1976), Re­viz­yo­nist (1979), Yakup’un Ko­yun­la­rı (1979) ve Aylı Bıçak (1981, ikin­ci ba­sı­mı Uzun Bir Gece adıy­la) ya­za­rın öykü ki­tap­lı­ğı­mı­za ka­zan­dır­dı­ğı ve­rim­le­ri­dir.

Ne­ca­ti Cu­ma­lı’nın öy­kü­le­ri­ni ya­za­rın ge­liş­me çiz­gi­si­ni göz önün­de bu­lun­du­ra­rak be­lir­li bir sı­nıf­lan­dır­ma dâ­hi­lin­de in­ce­le­mek ya­rar­lı ola­cak­tır. Bu kap­sam­da eli­niz­de­ki ya­zı­da ya­za­rın ilk iki öykü ki­ta­bı de­ğer­len­di­ri­le­cek­tir. Ya­zar­la­rın, ki­tap­la­rı­nın ilk bas­kı­la­rı son­ra­sın­da ki­tap­la­rın­da çe­şit­li de­ği­şik­lik­ler yap­ma­la­rı, me­tin­le­ri elden ge­çir­me­le­ri hatta eser bir öykü top­la­mıy­sa, içe­ri­sin­den bazı öy­kü­le­ri çı­kar­ma­la­rı ya da yeni öy­kü­ler ek­le­me­le­ri, bu ko­nu­da ya­pı­la­cak ça­lış­ma­la­rın kar­şı­sın­da büyük bir han­di­kap ola­rak gö­rün­mek­te­dir ve Cu­ma­lı bunu sık­lık­la yapan ya­zar­lar­dan­dır. Ör­nek­le­mek ge­re­kir­se, De­ği­şik Gözle’nin ilk bas­kı­sın­da yer alan öykü sa­yı­sı 9 iken, son­ra­ki bas­kı­lar­da bu sayı de­ğiş­miş; bu ça­lış­ma­da ele al­dı­ğı­mız bas­kı­sın­da kitap 14 öy­kü­lük bir top­lam ha­li­ni al­mış­tır. Bu ne­den­le in­ce­le­ye­ce­ği­miz ki­tap­la­rın ya­za­rın ha­yat­tay­ken son şek­li­ni ver­di­ği bas­kı­la­rı ol­du­ğu­nu be­lirt­me­miz­de yarar bu­lu­na­cak­tır.
Daha çok 1940’lı yıl­lar­da ya­zı­lan ve büyük ço­ğun­lu­ğu dö­ne­min önem­li ga­ze­te­le­ri ile der­gi­le­rin­de ya­yın­la­nan öy­kü­ler­den olu­şan Yal­nız Kadın, 1955 yı­lın­da ya­yın­la­nır. Ki­tap­ta­ki öy­kü­ler­de, Cu­ma­lı’nın son­ra­ki öy­kü­le­ri­nin de bir­ço­ğun­da ol­du­ğu gibi ilk ola­rak dik­ka­ti çeken, ya­şan­mış­lık­tan yola çı­ka­rak kur­gu­lan­mış ol­ma­la­rı­dır. Ya­za­rın genç­lik yıl­la­rın­da ba­şın­dan geç­ti­ği­ni dü­şü­ne­bi­le­ce­ği­miz ya da as­ker­lik dö­ne­mi­ne atıf­ta bu­lu­nan öy­kü­ler, ba­şa­rı­lı bir göz­lem ve ay­rın­tı­la­rın dik­kat­li­ce ya­ka­lan­ma­sı ile ku­ru­lan bir ya­pı­ya sa­hip­tir; ki öy­kü­le­ri ya­zıl­dık­la­rı dönem iti­ba­rı ile öne çı­ka­ran da ay­rın­tı­la­rın kul­la­nı­mın­da­ki ba­şa­rı­dır. Zira Meh­met H. Doğan’ın da işa­ret et­ti­ği gibi, “Öykü ve ro­man­da ay­rın­tı iyi kul­la­nıl­dı­ğın­da an­la­tı­yı zen­gin­leş­ti­rir, ya­pı­tı sı­ra­dan bir düz­ya­zı­dan sanat dü­ze­yi­ne çı­ka­rır­ken; ge­rek­siz, özen­siz, rast­ge­le, bil­giç­lik tas­la­mak için kul­la­nıl­dı­ğın­da terse tepen bir tüfek ol­mak­ta, hemen sı­rıt­mak­ta­dır.”

Hemen ta­ma­mı durum öy­kü­sü ola­rak ni­te­len­di­ri­le­bi­lecek bu me­tin­ler, dö­ne­min yay­gın özel­li­ği­ne uygun ola­rak ço­ğun­luk­la bi­rin­ci tekil şahıs an­la­tı­mı üze­ri­ne ku­ru­lu­dur. Bunun dı­şın­da da Yal­nız Kadın’daki öy­kü­ler­de konu se­çi­mi, bakış açısı ve an­la­tım tarzı ola­rak bir­çok açı­dan Sait Faik’in be­lir­gin et­ki­si açık­ça gö­rün­mek­te­dir. Tahir Alan­gu’nun be­lirt­ti­ği gibi, “onun hi­kâ­ye an­la­yı­şı Sait Faik’in mo­da­sı­nı iz­le­me­ğe ça­lı­şı­yor, ünlü hi­kâ­ye­ci­nin ölümü pe­şin­den onun ye­ri­ni alma ça­ba­sın­da di­re­nen Oktay Akbal ve Sa­ba­hat­tin Kud­ret” ile yakın bir üs­lû­bu ba­rın­dı­rı­yor­du. Özel­lik­le bu ki­tap­ta­ki Ha­ya­tı­mı­zı Gü­zel­leş­ti­re­lim (s. 25-29), Ka­nar­ya (s. 45-49) ve Karga (s. 49-53) gibi öy­kü­ler­de hem Sait Faik da­ma­rı, hem de de­ne­me­ye yak­la­şan tav­rıy­la Oktay Akbal öy­kü­le­ri­ne ya­kın­lık dik­kat çe­ki­ci öl­çü­de var­lı­ğı­nı his­set­tir­mek­te­dir.

Bu ilk ki­tap­ta­ki öy­kü­le­rin bir­ço­ğun­da, ya­zıl­dık­la­rı dönem dik­ka­te alın­dı­ğın­da sı­ra­dı­şı ola­rak ni­te­len­di­ri­le­bi­lecek kadın, erkek iliş­ki­le­ri konu edil­miş­tir. Ancak hiç­bi­ri­sin­de mutlu sona ula­şı­la­maz. Bunun dı­şın­da ka­sa­ba ya­şan­tı­sı ve orta halli in­san­la­rın gün­de­lik ha­yat­la­rın­dan ke­sit­ler­dir an­la­tı­lan (Pren­ses Eli­za­beth’e Ne Gön­der­sin­ler, İstan­bul, Tür­kan’ın Gün­le­ri gibi öy­kü­ler). Aş­kı­mı Ha­tır­la­tan (s. 35-45) adlı öykü ile ör­nek­le­ne­bi­le­ce­ği gibi ba­zı­la­rı kurgu ve dil iş­çi­li­ği yö­nün­den de çok emek ve­ril­miş olan ilk ki­tap­ta­ki me­tin­le­rin en zayıf yönü ise ço­ğun­luk­la son bö­lüm­le­ri­dir. Ra­hat­lık­la açık uçlu ola­rak da bı­ra­kı­la­bi­lecek olan bu gibi öy­kü­le­re ge­rek­siz sonuç cüm­le­le­ri, pa­rag­raf­la­rı ek­le­ne­rek an­la­tı ya­pı­sı ze­de­len­miş­tir.

De­ği­şik Gözle ise ilk ki­tap­ta var olan böy­le­si ace­mi­lik­ler­den kur­ta­rıl­mış; ya­za­rı­nın mü­da­ha­le­le­ri­ni belli et­me­yen, daha duru an­la­tım­lı öy­kü­le­ri ba­rın­dı­rır. Ki­ta­ba adını veren ve ki­tap­ta­ki ilk öykü olan De­ği­şik Gözle Ba­kın­ca (s. 7-19) ya­za­rın ilk ki­ta­bı­na göre nasıl bir aşama kay­det­ti­ği­nin en güzel ör­nek­le­rin­den­dir. Di­ya­log­lar­la iler­le­yen öy­kü­nün ritmi, hiç düş­me­den, ön­ce­ki öy­kü­ler­den daha uzun öy­kü­yü ra­hat­lık­la oku­nur kıl­mak­ta­dır. Bir­kaç sa­at­lik bir zaman di­li­mi­nin an­la­tıl­dı­ğı öykü, ko­nuş­ma­lar­da­ki atıf­lar­la bir yıl­lık za­ma­nı kap­sa­yı­cı hale gelir ve ya­za­rın ay­rın­tı kul­la­nı­mın­da­ki ba­şa­rı­sı­nı bir kez daha gös­te­rir.

Ki­tap­ta dik­kat çeken bir diğer öykü de Kay­bo­lan’dır (s. 51-59). Öykü, on gün­lük bir İstan­bul se­ya­ha­ti­nin ar­dın­dan ev­le­ri­ne dönen karı ko­ca­nın Ayvaz adını ver­dik­le­ri ke­di­nin kay­bol­ma­sı üze­ri­ne ku­ru­lu­dur. Ke­di­nin kay­bol­ma­sı –belki de kayıp de­ğil­dir; bu ko­nu­da­ki bilgi net de­ğil­dir- öykü za­ma­nı­nın en azın­dan üç gün ön­ce­si­ne ait­tir. Bunun dı­şın­da her­han­gi bir önem­li va­ka­nın yer al­ma­dı­ğı öy­kü­de çif­tin öğle sa­at­le­rin­den akşam do­ku­za kadar ge­çir­dik­le­ri zaman an­la­tı­lır. Evin on gün­dür toz­lan­mış ol­ma­sı, yi­yecek bir şey ol­ma­dı­ğı için alış­ve­riş ya­pıl­ma­sı, bal­kon­da­ki çi­çek­le­rin su­lan­ma­sı gibi gün­de­lik ya­şan­tı­nın akı­şı­na dair ay­rın­tı­lar ve ko­nuş­ma­lar­la iler­le­yen öykü, tü­rü­nün ba­şa­rı­lı ör­nek­le­rin­den­dir. Öykü, bir­çok ko­nu­da net bilgi ver­mez; boş­luk­lar oku­run zih­nin­de ta­mam­la­nır. Her ne kadar Ömer Le­ke­siz, bu ne­den­le Kay­bo­lan ile il­gi­li çö­züm­le­me­sin­de ya­za­rı eleş­tir­se, öy­kü­nün sı­ra­dan­lı­ğı aşa­ma­dı­ğı­nı be­lirt­se de , bence metni ba­şa­rı­lı kılan ya­za­rın in­ce­lik­le he­sap­la­dı­ğı an­la­tı­da­ki bu boş­luk­lar­dır.

Cu­ma­lı’nın öykü ve ro­man­la­rı­nın bir­ço­ğun­da kendi ha­ya­tın­dan, ya­şa­dık­la­rın­dan yola çık­tı­ğı, ka­rak­ter­le­ri­ni ta­nı­dı­ğı in­san­la­rın fark­lı özel­lik­le­ri­ni bi­ra­ra­ya ge­ti­re­rek oluş­tur­du­ğu, ken­di­si­nin de zaman zaman ifade et­ti­ği bir ger­çek­tir. Hele bir hukuk fa­kül­te­si öğ­ren­ci­si­nin an­la­tıl­dı­ğı Bun­lar Hep Aynı Ola­cak (s. 59-66) ve De­ni­ze Ba­kı­yo­rum (s. 67-80) ile bir dönem kal­dı­ğı sa­na­tor­yum kay­nak­lı olan öy­kü­ler­de bu özel­lik daha da ön plana çık­mak­ta­dır.
De­ği­şik Gözle’de yer alan ve ya­za­rın son­ra­ki bazı öykü ve ro­man­la­rı­na ışık tu­ta­cak bir diğer öykü de Kar­şı­ki Tarla’dır (s. 87-92). Bir sa­na­tor­yum­da yatan has­ta­la­rın gö­zün­den ya­kın­da­ki bir tar­la­da ça­lı­şan çift­çi ve ver­di­ği eme­ğin an­la­tıl­dı­ğı öykü, Cu­ma­lı’nın daha sonra sık­lık­la ele ala­ca­ğı top­ra­ğa yak­laş­tı­ğı ilk öy­kü­dür. Ancak bu­ra­da ya­za­rın top­ra­ğa yak­la­şı­mı son­ra­ki eser­le­rin­de ola­ca­ğı gibi top­lum­cu ger­çek­çi bir ba­kış­la değil; Sait Faik’in Ka­ran­fil­ler ve Do­ma­tes Suyu öy­kü­sün­de ol­du­ğu gibi, çift­çi­nin eme­ği­ne du­yu­lan say­gı­yı ön­ce­le­yen ancak dı­şa­rı­dan bakan bir tu­tum­la­dır.

Bir ya­za­rın yaz­dı­ğı ve eser­le­ri­ni ya­yın­la­dı­ğı dö­nem­de­ki ye­ri­ni be­lir­le­ye­bil­mek için o gün­le­rin ede­bi­yat or­ta­mı­nın ve top­lum­sal şart­la­rı­nın bi­lin­me­si ge­rek­li­dir. Ne­ca­ti Cu­ma­lı’nın ilk öy­kü­le­ri, Sait Faik’in ede­bi­ya­tı­mız­da ağır­lı­ğı­nı iyi­den iyiye his­set­tir­di­ği dö­nem­de ya­yın­la­nır. Bu­gün­den bak­tı­ğı­mız­da mo­dern Türk öy­kü­cü­lü­ğü­nün Sait Faik’le be­ra­ber en önem­li ku­ru­cu­la­rın­dan di­ye­bi­le­ce­ği­miz Sa­ba­hat­tin Ali’nin de ki­tap­la­rı o gün­le­rin ön­ce­sin­de ya­yın­lan­mış­tır ancak si­ya­si gö­rüş­le­ri ne­de­niy­le ya­şa­dık­la­rı ve resmî ide­olo­ji­nin öte­ki­leş­tir­me­si so­nu­cun­da dö­ne­min ne­re­dey­se bütün genç öy­kü­cü­le­rin­de Sait Faik et­ki­si, hatta onun üs­lu­bu­nun bas­kı­sı dik­kat çe­ki­ci bo­yut­lar­da­dır. Bu açı­dan Cu­ma­lı da ele al­dı­ğı­mız ki­tap­la­rı ile pek is­tis­na sa­yıl­maz. Ne­ca­ti Cu­ma­lı’nın ede­bi­yat ha­ya­tı­nın ge­li­şim çiz­gi­si, bir ba­kı­ma ede­bi­ya­tı­mız­da­ki fark­lı­laş­ma­la­rın, yeni olu­şum­la­rın dik­kat­le iz­le­ne­bi­le­ce­ği, başka bir ya­zar­da pek de ör­nek­le­ye­me­ye­ce­ği­miz bir sü­re­ci işa­ret eder. İlk şi­ir­le­rin­de Garip Akımı’nın çiz­gi­sin­de olan Cu­ma­lı, küçük in­sa­nın, ka­sa­ba­lar­da­ki sı­ra­dan ha­yat­la­rın pe­şin­de­dir. İlk öy­kü­le­rin­de de aynı an­la­yış devam eder. Bu du­ru­mun al­tın­da 2. Dünya Sa­va­şı yıl­la­rı­nın yıp­ra­tı­cı at­mos­fe­ri, bun­dan do­la­yı çe­ki­len sı­kın­tı­lar, yok­luk­lar ve bir ta­raf­tan da –yazar far­kın­da ol­ma­sa da- dö­ne­min resmî ide­olo­ji­si­nin söz ko­nu­su yak­la­şı­mı des­tek­le­me­si yat­mak­ta­dır. İki öykü ki­ta­bı­nın ar­dın­dan gelen eser­le­riy­le köy ger­çek­çi­li­ği­ne dâhil edi­le­bi­lecek eser­le­riy­le öne çıkan Ne­ca­ti Cu­ma­lı, son­ra­ki sü­reç­te gi­de­rek top­lum­cu bir yazar ola­rak anıl­ma­ya baş­la­na­cak­tır.

Yazar ilk dö­ne­min­de­ki eser­le­rin­de fark­lı et­ki­ler ol­du­ğu­nu ken­di­si de ifade et­mek­te­dir: “1940’ların or­ta­la­rın­da bir yığın öykü yaz­dım. Ulus ga­ze­te­sin­de her pazar bir öykü ya­zar­dım. Ya­yın­la­na­cak yer bul­sam ne­re­dey­se her gün bir öykü ya­za­bi­lir­dim o dö­nem­de­ki an­la­yı­şım­la. Çok geç­me­den ek­si­ği­mi an­la­dım yine. Benim de­ğil­di yaz­dık­la­rım. Usta öy­kü­cü­le­rin yaz­dık­la­rı­nın öy­kün­me­le­riy­di….. İlk öykü der­le­mem Yal­nız Kadın’ın ilk bas­kı­sı yine de ka­rı­şık bir ki­tap­tır bu an­lam­da. Benim olan­lar­la ol­ma­yan­la­rı bir arada ser­gi­ler. İkinci bas­kı­sın­da benim ol­ma­yan­la­rın ço­ğu­nu ayık­la­dım ki­tap­tan. Sa­de­ce Çehov, O. Henry, Ma­upas­sant, Zoş­çen­ko, He­min­g­way, S. Ali, S. Faik gibi çok sev­di­ğim öy­kü­cü­le­rin hafif iz­le­ri­ni ta­şı­yan bir iki örnek bı­rak­tım ki­tap­ta.”

Yal­nız Kadın ve De­ği­şik Gözle, Ne­ca­ti Cu­ma­lı’nın en ba­şa­rı­lı ki­tap­la­rın­dan ol­ma­sa da, hem ya­za­rın son­ra­ki eser­le­ri­ne ulaş­ma­sı için birer giriş sa­yı­la­bi­lecek ni­te­lik­le­ri; hem de Sait Faik, Sa­ba­hat­tin Ali ve Mem­duh Şev­ket’in ar­dın­dan ge­le­rek çağ­daş Türk öy­kü­cü­lü­ğü­nün ikin­ci ku­şa­ğı­nın ku­ru­cu ör­nek­le­rin­den ol­ma­la­rı ne­de­niy­le at­lan­ma­ma­sı ge­re­ken öykü top­lam­la­rı ola­rak önü­müz­de dur­mak­ta­dır.

Kay­nak­ça
ALAN­GU, Tahir; Cum­hu­ri­yet­ten Sonra Hi­kâ­ye ve Roman, 3. Cilt; İstan­bul Mat­ba­ası; 1965
CU­MA­LI, Ne­ca­ti; Yal­nız Kadın; 8. Bası; 1997; Cum­hu­ri­yet Ki­tap­la­rı
CU­MA­LI, Ne­ca­ti; De­ği­şik Gözle; 10. Bası; 1998; Cum­hu­ri­yet Ki­tap­la­rı
DOĞAN, Meh­met H.; “Öykü ve Ro­man­da Ay­rın­tı­nın Yeri ve Önemi”; Ya­zı­dan Bak­mak için­de; Adam Ya­yın­la­rı; 1993
LEKESİZ, Ömer; Yeni Türk Ede­bi­ya­tın­da Öykü; Cilt: 3; Kak­nüs Ya­yın­la­rı; 1999

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.