Ne Ezeli Ne Ebedi / Süreyya Akçay

/ 23 Kasım 2016 / 46 okunma / yorumsuz

bir devrin aklımdaki duruşunu yıkıyorum

saçları dökülüyor en önce duvarından

sesindeki göçmen sıva ölüyor

 

siyah beyaz şarkılar duyuyorum

rengi çekiliyor tüm sözcüklerin

çocukluğum kokuyor zihnimde

ne var ne yok sildiğim ellerim

 

uzun upuzun merdiven oluyor adam

yüzüme üflüyor tozunu çürümüşlüğün

hangi basamağını tutsam neye tutunsam

 

suskunluğu çok bir ezber oluyor içim

kendimi kendime ne diye yazsam

yankısını beyaz bulutlara gizliyor

dağın öte yanına düşen kahkaham

 

baktığım her fotoğrafta bir yitik çocuk

yolunu kaybediyor hıçkıra hıçkıra

tüm patikaları koşup alıyorum kucağıma

 

yürüyüşler dikiyorum hafızama

gölgesinde günlerden pazar

ertesini umutla büyütüp emziriyorum

 

kimsenin kucağında uyumuyor yüreğim

omzunda ağlayamıyorum bu şehrin

bombalanmış bedenlerde parça parça esriğim

 

ölümü susuyor şiir kanı kusuyor

ne sen kalıyorsun ne aşk ne düşlerim

ezeline en çıplak küfür oluyor dilim

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.