Mizahı taşlara aktaran adam: Serkan Demir

/ 4 Ekim 2016 / 25 okunma / yorumsuz

ONURHAN ALPAGUT-ÖZEL RÖPORTAJ

Bu haftaki röportajımızda İzmir’de yerel mizahın kuvvetli ve köklü isimlerinden Serkan Demir ile mizahı konuştuk

Mizah ile 16 yaşında tanışan Eskişehirli karikatürist Serkan Demir, o günden bugüne çizerliğini sürdürüyor. Diğer karikatüristlerden farklı bir biçimde mizahı sublimasyon baskı yöntemi ile birleştiren Demir, mizahını taş baskılar ve farklı materyaller üzerine rahatça aktarabiliyor.

Bu yöntemin insanlar tarafından da çok beğenildiğini söyleyen Demir, “Şimdilerde, karikatürlerimi farklı yüzeyler üzerine aşılayarak, değişik denemelerde bulunuyorum” dedi.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1975 yılında Eskişehir’de dünyaya geldim. 20 yaşına kadar orada yaşadım. 16 yaşında karikatür ve mizahla tanıştım. Pertev Ertül, Halil İbrahim Arda gibi üstatlar ile tanıştım. Onlardan karikatür ve mizahı öğrendim. Sakarya Gazetesi’nde mizahıma devam ettim. Bana ait köşemde çizdim. O sırada şair Rahmi Emeç ile tanıştım. 2 sene kadar gazetede çizmeye devam ettim. Sonrasında İzmir’e geldim. Burada yerel gazetelerde siyasi karikatürler çizdim. Kendi işimi yapmaya karar verdim. Sublimasyon baskı işine girdim. Şimdilerde, karikatürlerimi farklı yüzeyler üzerine aşılayarak, değişik denemelerde bulunuyorum.

TAKLİT YAPARAK İŞE BAŞLADI

Karikatüre olan ilginiz nereden gelmekte?

Her mizahla uğraşan kişi gibi benim de ilgim alakam oldu. Ancak tesadüf üzerineydi… 1986 yılında Gırgır Dergisi’nin elime geçmesi ile Avanak Avni’yi görerek, bende çizebilirim diye bu işe başladım. Çizdikçe, taklit ettikçe hoşuma gitti. Demek ki onunda mayası bende vardı. Karikatürist oldum. Elbette araştırıyorsunuz, yaptıklarınızı diğer çizerlere gösteriyorsunuz. İster, istemez işin içerisinde kendinizi buluyorsunuz.

İlk karikatürünüz ne oldu? Hatırlıyor musunuz?

İlk karikatürüm yazısızdı. Normalde yazısız çizmem. Karikatür; ‘Memleket Hatırası’ adındaydı. Değişik bir çizimdi. 1991 yılında bu çizimi yaptım. Eskişehir Son Haber Gazetesi’nde çıktı.

Karikatürün size göre tanımı nedir ve nasıl olmalıdır?

Genel anlamda karikatür, saldırmaktır. Muhalif olmaktır. Bu muhalifliği hissetmezseniz zaten karikatür çizmezsiniz. Bir aykırılık olmalı. Bu aykırılıkla beraber sizinde üretim kapasiteniz artıyor. Kaba bir karikatür tabirle saldırmaktır.

“AİLEM YANIMDA OLDU”

Çalışmalarınızda belirli bir düzeye ulaştınız, bu süreç içerisinde sizi destekleyenler oldu mu?

En başta ailem yanımda oldu. Sonrasında Yaşar Arda, Eskişehir’den Sertaç Ürel gibi isimler sürekli yanımda oldular. Bu kişilerin katkısını yadsıyamam. İzmir’de kendimi daha çok geliştirdim. Mustafa Yıldız’ın etkisi büyük oldu. Onun sayesinde ara verdiğim karikatüre geri döndüm.

Karikatüre bir ara vermişsiniz peki geri dönüşünüz nasıl gerçekleşti? Karikatüre küsmenizdeki sebep neydi?

Karikatür, sansürü sevmez. Biraz argo çalışırım. Bu lehçeyi, nüansı göremediler. Müdahil olma durumları ortaya geldi. İş biraz amacından çıkınca, bende bir ara verdim. 5 ay kadar sürdü. O esnada yine çizimlerim oldu. Karikatürden kopamadım. Mustafa Yıldız’ın katkısı da büyük oldu. Karikatür dergileri kapansa da cesaretli insanlar yenilerini açıyor. Mustafa Yıldız’ın da bana bir köşe vermesiyle tekrar sahalara döndüm.

Karikatür anlamında neler yapıyorsunuz?

Balonlu karikatürler çizdiğim için genelde dergi karikatürcülüğü dikkatimi çekiyor. Yazısız espriler yapamadığım içinde sergilere fazla katılamıyorum. Genelde dergi ve internet ortamında eserlerimi paylaşıyorum.

ESERLERİNİ HERŞEYİN ÜZERİNE AKTARIYOR

Subliminasyon baskı ile karikatürü birleştirme fikri sizde nasıl doğdu?

Karikatürü çiziyordum ancak olayın içerisine kendi giydiğim giysi üzerine bunu nasıl aktarabilirim düşüncesiyle yola çıktım. Bu düşüncelerin hepsi karikatüre ara verdiğim süre içerisin de meydana geldi. Önce giysinin üzerine kalem ile düşüncelerimi aktarmaya çalıştım. Baktım olmadı. Sonrasında matbaa kısmı ile bunu nasıl yapabilirim fikri gündeme geldi. Normal standartların dışında farklı bir sistemin olduğunu gördüm. Bu sistemin mizahıma da faydası olacağını düşünerek, işe koyuldum. Taşa baskı denemelerinde bulundum. Bu denemelerde tutunca, Şurup Subliminasyon’u kurdum. Farklı materyallerin üzerine baskılar yaptım. Bunlarda tutunca, nimetlerinden faydalanmak istedim. Aklınıza gelebilecek her şeyin üzerine baskı yapabiliyorum.

TÜRKİYE DÜNYA’NIN BİR ADIM ÖTESİNDE

Dünya karikatürü ile Türk karikatürünü karşılaştıracak olursak, ne durumdayız?

Kesinlikle iyi durumdayız. Mizahi olarak Türkiye sonsuz bir düşünce kaynağı. Ancak, şu an çizerlerimizin eli kolu bağlı, sansür uygulanıyor. Daha önceki dönemleri de gördük ancak şu andaki baskı hiçbir şekilde çizerlerimizin üstünde olmadı. Mizahımızla yarışabilecek düzeyde dünya’da bir İran mizahı var. Biraz Hintliler bu konuda iyiler. Türk mizahı tamamen farklı. Zorluklardan çok kaliteli espriler çıkabiliyor. O yüzden diğer medeniyetlerin bir kademe üstündeyiz.

Darbe girişiminin çizerler üzerindeki etkisi nasıl oldu?

Darbe öncesinde zaten baskı vardı. Penguen, Gırgır dergilerinin üzerindeki sansür etkisini biliyoruz. Oradaki ustalarımız, çizdiklerini birkaç defa düşünmek durumunda kalıyorlar. Mizah dediğiniz şey özgür olmalı. Bunlar olmayınca, mizah nasıl yapılır diye sorgulamaya başlıyorsunuz. Sert mizah şu an hala yapılmıyor. Yapanlarda cezalandırılıyor. Mizah cezalandırılmaz.

Karikatür yarışmaları ilgili neler düşünüyorsunuz?

Oldukça olumlu. Bu işin herhangi bir okulu yok. Çizer olabilmek, doğal olarak yetenek ile alakalı. Yarışmalar, yeni yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Umarım çok daha geniş kitlelere ulaşabilecek uluslararası düzeyde yarışmalarda yapılır.

YENİ ÇİZERLER YETİŞMİYOR

Yerel mizah ne durumda?

İzmir’de mizah Mustafa Yıldız’ın katkıları ile biraz hareketlendi. Ancak çok yeni çizer yetişmiyor. Bu işe merak mı yok? Bilemiyorum. Sebepleri mutlaka araştırılmalı. Çocuklarımızın aileleri, mizah konusunda televizyonlarda izleyince çizerlerimizin cezalandırıldığını görüyor. Mizah, muhalefettir. Bu sebepten ailelerin çocuklarını mizah konusunda daha temkinli yaklaştıklarını düşünüyorum.

Çalışmalarınızda ulaşmak istediğiniz belirli bir nokta var mı?

Elbette var. Ancak ben biraz farklı açıdan konuya bakıyorum. Mizahta belirli bir düzeye ulaştım. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyarak, sublime baskı ile birleştiriyorum. Doğal taş ile karikatürümü bir araya getiriyorum. Bu benim için daha kalıcı bir şey oluyor. Hem sanatımı geliştiriyorum hem de iz bırakıyorum. İnsanların ilgisi ve alakası çok yüksek. Farklı geliyor. Kendi istedikleri bir kahramanı, ya da objeyi duvarlarında görmek, hoşlarına gidiyor.

Ekonomik olarak yaptığınız işten, istediğiniz geliri elde edebiliyor musunuz?

Yurtiçinde bunu hammaddelerini bulabiliyoruz. Ancak yardımcı malzemelerin tümü yurt dışı kaynaklı. Malzeme dışarıdan geldiği için ücretlere de yansıyor. İnsanlara yüksek gelebiliyor. Ancak iş bitiminde verdikleri paranın hakkını bulduğunu söylüyorlar.

SANSÜRE RAĞMEN…

Karikatür dergilerimizin içinde bulunduğu durumu nasıl görüyorsunuz? Bu işe teşvik var mı?

Önceden, mizah dergilerinin durumu gerçekten iyiydi. Şimdi Gırgır kapandı. Kapandığı dönemde dahi 700 bin düzeyine ulaşan bir tirajı vardı. Oğuz Aral’dan sonraki dönemde bu bayrağı LEMAN dergisi aldı. Birçok dergi ortaya çıktı. Fakat tirajlar düştü. Böyle bir durumda yeni çizerlerin dergiye katılması da güçleşiyor. İster istemez ekonomik kaygı oluyor. Sansüre rağmen çizerlerimiz elinde geldiğince muhalefet oluyor. İnsanların dergilere eski ilgi ve alakası artık yok.

Kaynak: İLKSES

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.