“Lüx” Değil “Lüküs Hayat” / Zihni Göktay

/ 24 Eylül 2018 / 20 okunma / yorumsuz

Lü­küs Ha­yat’ la bir ömür… “­Say­ma­dım kaç yıl ol­du” di­ye baş­lar bi­li­nen şar­kı. Ama ben say­dım. Tam 27 yıl, 28 ti­yat­ro se­zo­nu ol­du. 15 Ka­sım 1984’­te pro­va­la­rı­na baş­la­dık. 6 Mart 1985’­te ilk oyu­nu­mu­zu oy­na­dık. 12 Ekim 2012’­de son kez per­de­si­ni aç­tı “Lü­küs ha­yat”.

­ Baş­la­dı­ğı gün­den bi­te­ne ka­dar ka­pa­lı gi­şe oy­na­dık. 1933 son­ba­ha­rın­da ilk kez sah­ne­len­di­ğin­de İs­tan­bul­’un nü­fu­su 750.000 ki­şi iken dört yıl sah­ne­len­miş. “Lü­küs Ha­yat” şe­hir ti­yat­ro­la­rı kü­tüp­ha­ne­sin­de­ki “Dar­-ül Be­da­yi (Gü­zel­lik­ler Evi)” der­gi­le­ri­mizde öy­le ya­zı­yor. Şu an­da İs­tan­bul­’un nü­fu­su 16 mil­yon ki­şi, va­rın siz he­sap­la­yın. Ni­çin yirmi sekiz se­zon?

­ Bir Türk kla­si­ği ol­muş­tur “Lü­küs Ha­yat”. On bir kez sey­re­den­ler­le ko­nuş­tum, ” Bi­zim için ba­ğım­lı­lık­tır.” de­diler.

­ Bir­çok se­yir­ci­miz için tir­ya­ki­lik ol­du. Keş­ke her tir­ya­ki­lik böy­le ol­sa. Biz­ler ya­ni oy­na­yan­lar da bu yirmi sekiz se­zon müd­de­tin­ce bir­çok sos­yal de­ği­şik­lik­ler ya­şa­dık. Ör­ne­ğin ben; otuz sekiz ya­şın­da baş­la­dım, altmış altı ya­şım­da son oyu­nu­mu oy­na­dım. Baş­la­dı­ğı­mız gün­den bi­tir­di­ği­miz gü­ne ka­dar, ilk gün­kü he­ye­can ve per­for­mans­la, gra­maj­dan ek­silt­me­den hat­ta faz­la­sıy­la do­ğaç­la­ma­lar­la süs­le­ye­rek, gün­ce­li de ya­ka­la­ya­rak oy­na­dım. Yedi kez ge­nel se­çim, beş kez ye­rel se­çim gör­dü. “Lü­küs Ha­yat” beş cum­hur­baş­ka­nı es­kit­ti.

­ Be­nim ken­di ya­şan­tım­dan örnek verecek olursam, kı­zım Zey­nep “Lü­küs Ha­yat” ın ge­nel pro­va­la­rı sı­ra­sın­da doğ­du, bü­yü­dü, kon­ser­va­tu­arın ti­yat­ro bö­lü­mü­nü bi­tir­di. Sı­nav­la ti­yat­ro­mu­za gir­di. Ba­ba oca­ğın­da bir­lik­te­yiz se­kiz yıl­dır. Oğ­lum Ömer, al­tı ya­şın­da iken or­kest­ra şe­fi­miz Sa­yın Ön­der Ba­li’ nin pi­ya­no­su­nun tuş­la­rı­na ba­şı­nı da­ya­ya­rak uyu­ya­kal­mış­tı bi­zim pro­va­la­rımız sı­ra­sın­da. Bü­yü­dü, İs­tan­bul Üni­ver­si­te­si Dev­let Kon­ser­va­tu­a­rı Pi­ya­no ve Kla­sik Ba­tı Mü­zi­ği Klar­net Bö­lü­mü me­zu­nu ola­rak on al­tı yıl­dır ba­ba oca­ğın­da. Al­tı ya­şın­day­ken uyu­yup kal­dı­ğı ay­nı or­kest­ra çu­ku­run­da ba­ba­sı­na eş­lik edi­yor. Üs­te­lik o da or­kest­ra şe­fi ola­rak. Bun­dan da­ha bü­yük mut­lu­luk ola­bi­lir mi?

­ Bun­lar işin mut­lu ve gu­rur­lu ta­ra­fı. Acı ta­raf­la­rı da var. 1991 yı­lı­nın Ocak ayın­da an­ne­mi kay­bet­tim. 28 Ocak 1991 gü­nü an­ne­mi kay­bet­ti­ği­miz­de “Re­sim­li Os­man­lı Ta­ri­hi” ad­lı oyu­nu­mu, top­ra­ğa ver­di­ği­miz 30 Ocak 1991 gü­nü ise acı­la­rı­mı içi­me gö­mdüm ve mes­le­ği­min eti­ği­ne uya­rak “Lü­küs Ha­yat” ope­re­ti­ni oy­na­dım. Se­vinç­le­ri, ke­der­le­ri pay­laş­tık. Üzün­tü­le­ri, mut­lu­luk­la­rı bir­lik­te ya­şa­dık.

­ Bu za­man zar­fın­da ta­nı­şıp ev­le­nen­ler, ge­çi­ne­me­yip ay­rı­lan­lar ol­du. Al­lah­’ın em­riy­le ara­mız­dan ay­rı­lan­lar, yaş hat­tin­den emek­li olan­lar, ken­di is­te­ğiy­le oyun­dan ay­rı­lan­lar ol­du.

­ Baş­la­dı­ğı gün­den son oyu­na ka­dar de­ğiş­me­yen tek oyun­cu ben­dim. Be­nim et­ra­fım­da 134 ki­şi de­ğiş­ti. Ben bık­ma­dan, usan­ma­dan ay­nı za­man­da zevk ve he­ye­can­la de­vam et­tim.

­ Dün­ya üze­rin­de hiç ara­lık­sız ay­nı ro­lü yirmi sekiz se­zon oy­na­yan tek oyun­cu ola­rak “Gu­in­ness Re­kor­lar Ki­ta­bı”­ na aday gös­te­ril­dim.

­ Ra­kam­lar­la “Lü­küs ha­yat” a ge­lin­ce:

28 yıl­da 134 oyun­cu rol al­dı. 50’­ yi aş­kın mü­zis­yen de­ğiş­ti. Beş kez de­ko­ras­yon ye­ni­len­di. Sa­yı­sı­nı ha­tır­la­ya­ma­ya­ca­ğım ka­dar kos­tüm, ak­se­su­ar vs. ob­je­ler ye­ni­len­di. 4500 tem­si­li aş­tı­ğı­mı­zı sa­nı­yo­rum. 60.000 ki­lo­met­re­yi aşan yur­ti­çi ve yurt­dı­şı tur­ne­le­ri­miz ol­du. Dört kez Ku­zey Kıb­rıs Türk Cum­hu­ri­ye­ti’­ne git­tik. Tüm Al­man­ya’­yı bir ay do­laş­tık. Bir ay Azer­bay­can’­da Gen­ce, Şe­ki ve Ba­kü şe­hir­le­rin­de oy­na­dık.

­ Bun­la­rın ya­nı sı­ra ül­ke­miz­de dört kez An­ka­ra, beş kez İz­mir, üç kez Ada­na, üç kez Mer­sin, üç kez Trab­zon ol­mak üze­re Or­du, Sam­sun, Gi­re­sun, Ko­ca­e­li, Sa­kar­ya, Es­ki­şe­hir, Ber­ga­ma, Di­yar­ba­kır, Van, Ga­zi­an­tep, Ha­tay, Ma­lat­ya ve Kon­ya’­da oy­na­dık.

“­Lü­küs Ha­yat” 1933’­te­ki ilk sah­ne­le­ni­şin­den el­li bir yıl son­ra 1984-1985 se­zo­nun­da doğ­du­ğu yu­va­sın­da tek­rar sah­ne­le­me­si­ni sağ­la­yan o yıl­lar­da­ki Ge­nel Sa­nat Yö­net­me­ni­miz Sa­yın Gen­cay Gü­rün Ha­nı­me­fen­di’­ye, mü­zi­kal­le­rin ün­lü yö­net­me­ni Du­a­yen Yö­net­me­ni­miz Sa­yın Hal­dun Dor­men Be­ye­fen­di’­ye te­şek­kür eder­ken bu sü­re için­de ara­mız­dan ay­rı­lan­la­rı baş­ta Su­na Pe­kuy­sal, Bir­sen Kap­lan­gı, Nec­det Ya­kın, Er­sun Ka­zan­cel, Fa­toş Bal­kır ol­mak üze­re say­gıy­la ve rah­met­le anı­yo­rum.

Ne­den “Lüx” de­ğil de Lü­küs Ha­yat?

1930’­lu yıl­la­rın İs­tan­bul­’un­da bü­yük de­ği­şim dal­ga­la­rı ya­şa­nı­yor­du. Ba­tı­lı­laş­ma öz­le­miy­le ya­nıp tu­tu­şan bur­ju­va sı­nı­fı var­dı. Ge­le­ce­ği in­şa et­me he­ye­ca­nıy­la yo­la ko­yu­lan­la­rın sa­yı­sı bir hay­li çok­tu.

­ Geç­miş­te ka­lan­lar, ma­zi ile ati ara­sın­da sı­kı­şan­lar, de­ği­şi­mi sin­di­ren­ler, sin­di­re­me­yen­ler, de­ğiş­ti­ği­ni zan­ne­den­ler var­dı. Öte yan­dan müt­hiş bir sı­nıf far­kı or­ta­ya çık­mış­tı. Bu nedenle “Lü­küs Ha­yat”, Türk top­lu­mu­nun Ba­tı ile yüz­leş­me­si ve bu çer­çe­ve­de ya­şa­nan gü­lünç­lük­le­ri sah­ne­ye ta­şı­yan, iki fark­lı kül­tü­rün yüz­leş­me­sin­den or­ta­ya çı­kan du­ru­mun de­ğiş­mez­le­ri­ni an­lat­mak­ta­dır.

­ Bir yandan Ba­tı­lı­laş­ma ça­ba­sı­nın gü­lünç­leş­tir­di­ği ye­ni bur­ju­va­zi­nin hâl­-i pür me­lâli, bir ta­raf­tan da de­ği­şim dal­ga­la­rın­da, kıv­rak zekâ­la­rı ve opur­ti­nist dav­ra­nış­la­rıy­la ku­laç atan ke­nar ma­hal­le bıç­kı­nı­nın bu ye­ni bur­ju­va­zi­ye ba­kar­ken gör­dü­ğü lü­küs!… Sa­hi­den bir ha­yat yo­ru­mu mu?

­ As­lın­da “Lü­küs Ha­yat” as­la bir oyun de­ğil­dir, ha­ya­tın bir ay­na­sı­dır, o gün­ler için de bu­gün­ler için de! Bi­ri­le­ri için sı­nıf at­la­ma, bi­ri­le­ri için de ko­lay ta­ra­fın­dan kö­şe­yi dön­me fel­se­fe­si­dir. Bu­ra­da bir “vak­’a” söz ko­nu­su­dur.

­ Se­yir­ci­siy­le her bu­luş­ma­sın­da göv­de bu­lan bir aşk ya­şı­yor “Lü­küs Ha­yat”, se­yir­ci­nin aş­kı sah­ne­ye akı­yor, sah­ne aşk­la ışıl­dı­yor. Her ge­ce sah­ne pe­ri­si, si­hir­li değ­ne­ği ile aş­ka yar­dım­cı olu­yor.

­ E­vet, ne di­yor­duk; “Lü­küs Ha­yat” as­la sa­de­ce bir oyun de­ğil­dir. Bur­ju­va sı­nı­fı­mız dal­ga­lar ha­lin­de ye­ni­le­ne­rek bir tür­lü bü­tün­le­ne­me­di­ği için mi bi­le­mi­yo­rum. Kim bi­lir gün­cel­li­ği­ni de her dem ko­ru­yor ve her yıl re­per­tu­a­rı­mız­da­ki isa­bet­li oyun­lar klas­ma­nın­da “A­mi­ral Ge­mi­si” un­va­nı­nı ta­şı­yor­du “Lü­küs Ha­yat”.

28 se­zon çok uzun bir sü­re. Bir oyu­nu kla­sik sı­nı­fı­na dâ­hil et­mek için ye­te­rin­den de uzun hat­ta.

­ Ge­le­lim anı­lar ara­sın­da en duy­gu­sal ve en mut­lu ola­nı­na, bir­ço­ğu­nun ya­nı sı­ra bende en çok iz bı­ra­ka­nı­na: “Lü­küs Ha­yat” ope­re­ti ka­pa­lı gi­şe de­vam et­ti­ği için yer bul­mak çok zor olu­yor­du. Bir gün ba­sın ve halk­la iliş­ki­ler bi­ri­mi­mi­zin şe­fi -Al­lah rah­met ey­le­sin- Tay­fur Tür­ki­li ar­ka­da­şım, ma­ti­ne-­su­a­re ara­sı oda­sı­na da­vet et­ti. Oda­sı­na var­dı­ğım­da 25-30 yaş­la­rın­da bir de­li­kan­lı otu­ru­yor­du. Her ney­se ko­nu şu; de­li­kan­lı­ya kız is­te­me­ye git­miş­ler. Ka­yın­pe­der ada­yı be­ye­fen­di, kı­zı­nı is­te­me­ye ge­len de­li­kan­lı ve ai­le­si­ne şart ko­şu­yor: (Bil­mem ya­lan, bil­mem doğ­ru..) Siz ön­ce ba­na ‘Lü­küs Ha­yat’ ope­re­ti için 8 adet yer bu­lun, son­ra ge­lin kı­zı­mı­zı is­te­yin.” di­yor. So­nuç; de­li­kan­lı­ya yer bulmakla kal­ma­yıp 8 ki­şi­lik da­ve­ti­ye ver­dik. Ev­len­di­ler, ge­lip el öp­tü­ler. Da­ha son­ra bir oğul­la­rı ol­du. O ço­cuk da bü­yü­dü 8 ya­şın­day­ken “Lüküs Hayat” ı sey­ret­ti. Şu an­da 18 ya­şın­da. Ner­dey­se ken­di bi­le ev­le­ne­cek ça­ğa gel­di. İş­te böy­le sev­gi­li okur­lar. Da­ha çok anı var bel­le­ğim­de. Ge­le­cek sa­yı­lar­da “Ci­ba­li Ka­ra­ko­lu” mü­zi­ka­li­ni an­la­ta­ca­ğım. Hu­zur, ne­şe, hoş­gö­rü, ba­rış do­lu, te­rör­süz, de­mok­ra­si ve hu­kuk te­mel­li bir Tür­ki­ye di­lek­le­rim­le…

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.