Rıfat Ilgaz

/ 21 Ağustos 2016 / 21 okunma / yorumsuz

HAYATI
Büyükbaba tarafından Sivastopol, ana-baba tarafından Bartınlı olan Rıfat Ilgaz, 24 Nisan 1327/7 Mayıs 1911’de Cide/Kastamonu’da dünyaya gelir. Bu yüzden nüfus kaydı Bartın’dadır. Asıl adı Mehmet Rıfat’tır. Mehmet Rıfat, sekiz kardeşin (Sıdıka, İsmail, Faruk…) en küçüğüdür. Babası Hüseyin Vehbi Bey’dir, medrese eğitimi görmüştür. 35 yıl Düyûn-ı Umûmiye memuru olarak çalışmıştır (1865 Bartın-1928 Terme); anası Fatma Hanım (1870 Bartın-1952 Tosya)’dır. İlkokula Cide’de başlar (Eylül 1917), babası Terme’ye atanınca öğrenimine orada devam eder (1923). O zaman altı yıl olan ilkokulun beş yılını Cide’de, son yılını da Terme’de okur. Çocukluk yıllarının en güzel günlerini Cide’de geçirir. Ortaokula Terme’de başlar, Kastamonu’da bulunan Sıdıka ablasının yanında öğrenimini sürdürür (1924). Bu devrede şair Zeki Ömer Defne (1903-1992) Türkçe öğretmenidir. Ortaokul üçüncü sınıf öğrencisi iken yazı yazmaya başlar; arkadaşları arasında “romancı” takılmaları, “ormancı” ya dönüşür. 1926’da TBMM’nin açtığı İstiklâl Marşı yarışmasına katılır. Mehmet Ilgaz, babasının ölümü üzerine ekonomik sıkıntı içindedir. Okumakta olduğu liseden ayrılarak Kastamonu Muallim Mektebi’ne devam eder, 1930 yılında buradan mezun olur. Bolu, Gerede (Misak-ı Millî ilkokulu), Akçakoca ve Gümüşova’da öğretmenlik yapar. 1934 yılında Soyadı Yasası gereğince, Ilgaz soyadını alır; adı Rıfat Ilgaz olarak geçer. Bu sırada Kastamonu’ya giden Rıfat Ilgaz, Gazi Eğitim Enstitüsü’nün sınavlarına girer, sınavı kazanır. Bolu’dan Ankara’ya geçer. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Ahmet Kutsi Tecer ile Mustafa Nihat Özön öğretmenleri arasındadır. Ahmet Kutsi, onu şiir yazmaya teşvik eder. “Varlık” ve “Çığır” dergilerinde şiirleri çıkar. Baha Dürder, Haydar Ediskun ve Rüştü Şardağ okul, sınıf ve sıra arkadaşları arasında yer alırlar.

Enstitü’nün son sınıfında vereme yakalanır. 1938 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nün edebiyat bölümünü bitiren Rıfat Ilgaz, Adapazarı’na Türkçe öğretmeni olarak atanır. Hastalığı ağırlaşır, rapor alır. İstanbul’da Yakacık Sanatoryumu’nda yatar. Bu sırada Nâzım Hikmet’le karşılaşır; Küllük ve Marmara kahvelerinde Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel, Ömer Faruk Toprak, Hasan İzzettin Dinamo ve A. Kadir gibi edebiyatçılarla tanışma imkânı bulur. Dostları arasında şairlerden çok öykücülerin yer aldığı görülür: Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Leyla Erbil… Şiirleri “Servet-i Fünun / Uyanış, Çığır, Oluş, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle, Yeni İnsanlık” dergileri ile “Ulus” gazetesinin sanat ekinde yayımlanır. Bu arada İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenciliğe başlar (1940). “Yarenlik” (1943) adlı şiir kitabı ile toplumsal konulara yöneldiği görülür. Rıfat Ilgaz’a göre toplumcu-gerçekçi şiirin oluşmasında, İkinci Dünya Savaşı’nın büyük etkisi vardır. “Yarenlik” adlı şiir kitabının geniş ve olumlu yankılar yarattığı görülür. Kitap hakkında; Oktay Akbal, Sabahattin Ali, Özdemir Asaf, Ömer Bedrettin Uşaklı, Pertev Naili Boratav, Abdülbaki Gölpınarlı, Fahir Onger, Şevket Rado, Cahit Tanyol gibi çok sayıda isimlerin eleştiri yazıları çıkar.

Yattığı hastaneden üç aylık rapor alarak taburcu olur, Adapazarı’na döner (1939). Öğretmen olarak İstanbul’a ataması yapılır; Karagümrük ortaokulu ile Nişantaşı lisesinde Türkçe öğretmeni olarak çalışır. Bu sırada “Sınıf” adlı şiir kitabını yayımlar (1944), kitabın sakıncalı bulunması üzerine altı aya mahkûm olur. Yazı ve kitapları yüzünden kovuşturmalara uğrar; toplam beş buçuk yıl kadar hapis yatar. Hastalık ve hapis hayatlarının yanında evlilik yaşantısı da dikkat çeker. İlk evliliğini çalıştığı okulda öğretmen olan Nuriye Hanım’la gerçekleştirir (1931); bu evlilikten Gönül adlı kızları olur (1932). Vatanî görevini yapmak üzere Adapazarı 68. Alayı’nda çavuş olur, on dört ay sonra terhis olur (1933). Yedek subay okulunda Kemal Tahir’le tanışır. Askerlik döneminde eşi Nuriye Hanım’dan ayrılmak zorunda kalır (1934). Aynı yıl Atatürk Orman Çiftliği’nde Sabahattin Ali ile tanışma imkânı bulur. Askerliği bitince Akçakoca’ya döner, geçirdiği soruşturma yüzünden Gümüşova’ya başöğretmen olarak gönderilir (1935). Ardından Enstitü’den tanıdığı Rikkat Uzsay Hanım’la 8 Şubat 1938’de nişanlanıp aynı ay içinde evlenirler. Bu evlilikten Aydın (1940) adlı bir oğulları ile Yıldız (1946) adlı kızları dünyaya gelir. Rahatsızlığı nedeniyle tedavi için İstanbul’a naklini ister, kabul edilir. 1939’da Karagümrük Ortaokulu’nda göreve başlar. Beyazıt’ta Gedikpaşa’da bir pansiyona yerleşir. Eşi Rikkat Hanım, Adapazarı’nda kalır, sonradan ortaokul öğretmeni olarak Eskişehir’e gider. Ahmet Kutsi Tecer’in yardımıyla Rikkat Hanım’ı Eskişehir’den İstanbul’a aldırır, Aksaray’da bir ev kiralarlar. 1942’de seferberlik bölgesinde bulunduğu için, Çorlu Tümen Komutanlığı emrine gönderilmek üzere askere alınır. Aynı gün öğretmenlik görevine döner. Sürekli takip altında olduğu ve kovuşturmalara uğradığı, eşinin ve çocuklarının huzurunu düşünerek ve onların zarar görmesini istemediği için, anlaşarak Ağustos 1949’da Rikkat Hanım’la ayrılırlar. Muallim Mektebi’nde okurken gönlünü kaptırdığı Fikret adlı kızı, yıllar sonra Tan gazetesinde çalışırken tesadüfen Rumelihisarı’nda eczacı olarak görür. Kısa süren bir arkadaşlık devresinden sonra evlenirler (1954). Bu evlilik kısa sürer ( Fikret Hanım 1986’da vefat eder). 1965’te tanıştığı Günsel Koptagel Hanım’la 1966 yılında evlenir, üç yıl sonra ayrılırlar (1969). Son evliliğini ise yazar Afet Muhteremoğlu Hanım’la yapar (1970). Bu evlilikten Defne adında bir kızları olur. Afet Hanım ile olan evliliğini 1974 yılında sonlandırır. Romancı ve öykücü olarak bilinen Afet Hanım, 15 Ocak 2015’te vefat eder.

Rıfat Ilgaz’ın hayatı; verem hastalığı nedeniyle hastanelerde, yazılarından/eserlerinden ötürü geçirdiği soruşturma ve mahkûmiyetler sebebiyle hapishanelerde ve düzenli bir ev/aile hayatı yaşayamadığı için de otellerde geçer.

İlk mizah yazıları (bir öykü, bir fıkra, bir manzum mizah yazısı), “Çalçene” adlı mizah dergisinde (1927); Kastamonu’da “Nazikter” ile “Açıksöz”, İnebolu’da “Güzel İnebolu, Güzel Tosya” da şiirleri yayımlanır. “Açıksöz” gazetesinde çıkan “Sazını Çalana”(2 Temmuz 1928) şiiri ilgiyle karşılanır. Altı dörtlükten oluşan şiirde,”Ey sazıyla ağlayan, ey sazıyla ağlatan/ Zulmetleri parçala coşkun nağmelerinle.” (Bütün Şiirleri, 2014, s.318) dizelerinde olduğu gibi, güçlü bir söyleyişe ulaşır. Faruk Nafiz, Mehmet Rıfat’ı bu şiiri münasebetiyle dönemin Maarif Nazırı Mustafa Necati ile tanıştırır. Rıfat Ilgaz, Türkçe öğretmeni olarak şair Zeki Ömer Defne’den sonra Faruk Nafiz Çamlıbel’le tanışır (1928). Bilgi ve sanat yeteneğinin gelişmesinde, Zeki Ömer Defne’nin büyük katkısı bulunduğunu söyler. Nâzım Hikmet’in “835 Satır” kitabını okuduktan sonra toplumcu şiire yönelir (1938).

Rıfat Ilgaz “Yürüyüş” dergisinin on altıncı sayısından itibaren yazı işleri müdürlüğünü üstlenir. Dergide Salih Zeki Aktay, A. Kadir, Cahit Irgat, Sait Faik, Salah Birsel, Ömer Faruk Toprak, Suat Taşer, Samim Kocagöz, Orhan Kemal, Nâzım Hikmet (İbrahim Sabri imzasıyla) gibi isimler yer alırlar. İkinci şiir kitabı “Sınıf”ı yayımlar (1944), kitap sakıncalı bulunur ve toplatılır. Bundan dolayı Rıfat Ilgaz, tutuklanmak üzere aranır; hastalığı nedeniyle iki buçuk ay saklanır. Yazarın değer verdiği “Karatma Geceleri” adlı romanı, o günlerin yaşanan sorunlarını konu edinir. Rıfat Ilgaz, iki hafta kadar Sansaryan Han’da tutuklu kalır, sonra Tophane Askerî Cezaevi’ne gönderilir (24 Mayıs 1944), altı aylık hapis cezasını Sultan Ahmet Cezaevi’nde tamamlar. 24 Kasım 1944 yılında tahliye edilir. Okumakta olduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden kaydı silinir. Verem hastalığı yüzünden Heybeliada Sanatoryumu’na yatırılır (Eylül 1945). 4 Aralık 1945’te Sanatoryum’dan çıkar. Sağlığı tekrar bozulur. Tedavi olabilmesi için öğretmenlik mesleğine dönmek zorunda kalır. İki yıllık bir aradan sonra Kasım 1946’da Boğazlayan (Yozgat) Ortaokulu’na atanır. İki ay çalışır. Rapor alarak İstanbul Validebağ Sanatoryumu’na gönderilir. Beş ay burada yatar. 1947’de işine son verilir ve Sanatoryum’dan çıkarılır. “Sanatoryumdan Mektuplar” yazı dizisi, “Cumartesi” dergisinde yayımlanır. Haftalık olarak yayımlanan “Gün” dergisinde sekreterlik yapar, Sabahattin Ali ile dostluğu ilerler. Türkiye Sosyalist Partisi’ne üye olur (1946). Öğretmenlik mesleğine dönebilmek için, partiden istifa eder (Ağustos 1946). Ankara’ya gittiğinde Sabahattin Ali, Cahit Sıtkı, Sabahattin Eyuboğlu ve Necati Cumalı ile buluşur. “Marko Paşa” nın hazırlıklarına başlanır (Eylül 1946); derginin ilk sayısı 25 Kasım 1946’da çıkar. Mizah yazılarına bu devrede başlar. 29 Ekim 1948-30 Ocak 1949 tarihleri arasında gazetenin müdürlüğünü üstlenir. Üçüncü şiir kitabı olan “Yaşadıkça” yı yayımlar (1947). Kitap, 1948’de toplatılır. Rıfat Ilgaz, bu arada “Alibaba” nın yazı işlerini yönetir (16 Aralık 1947). Faiz Turhan’la “Pınar” dergisini çıkarır (Şubat 1948), “Başdan” dergisinin on dördüncü sayısından itibaren yayın yönetmenliğini yürütür (Kasım 1948). “Marko Paşa” yüzünden yatmakta olduğu Cerrahpaşa Hastanesi’nden çıkarılır. “Marko Paşa” toplatılır (7 Ocak 1949), kapatılması ihtimaline karşı “Hür Marko Paşa”yı yayımlamaya başlarlar (1949). “Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa” dergilerinde yazarlık ve yazı işleri müdürlüğü yapar. 1952 yılında “Adem Baba” dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yürütür. “Marko Paşa” da çıkan “Al Sözünü Geriye” başlıklı yazısı nedeniyle soruşturma geçirir. “Krallar” yazısı yüzünden tutuklanır. Sultan Ahmet Tevkifhanesi’ne götürülür (27 Ocak 1949). Yaklaşık beş buçuk yıl mahkûmiyeti istenir, ancak beraat eder. Cezaevinden bir yıl raporlu olarak salıverilir (Temmuz 1949). “Hür Marko Paşa” nın sahipliğini ve yazı işleri yönetmenliğini üstlenir (Haziran 1949). Eşi Rikkat Hanım’dan ayrılan yazar, İzmir Tepecik Hastanesi’nde yatar (Eylül 1949). R.Ilgaz, 1952-1960 yılları arasında “Tan” gazetesinde düzeltmen alarak çalışır.

Toplumcu arkadaşları ile “Gelecek” adlı bir dergi çıkarırlar. Altı sayı çıkan bu dergide şiirleri yayımlanır. Ekim 1971 sayısından sonra sıkıyönetim tarafından dergi kapatılır. Ocak 1972’de “Yansıma” dergisinde yazmaya başlar. Eşi Afet Hanım’la Sınıf Yayınları’nı kurarlar. “Halime Kaptan, Palavra, Tuh Sana, Çatal Matal, Bunadı Bu Adam, Keş, Al Atını, Altın Ekicisi, Bizim Koğuş, Hababam Sınıfı Baskında” ve “Hababam Sınıfı” adlı mizah hikâyeleri (güldürü dizisi), Sınıf Yayınları arasından çıkar. “Hababam Sınıfı” (1975) gördüğü ilgi üzerine; “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975), Hababam Sınıfı Taburu (1975), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976), Hababam Sınıfı Tatilde (1977), Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor (1978), İbişo (1980), Hababam Sınıfı Güle Güle (1981)” adlarıyla da filme alınır.

Rıfat Ilgaz; “Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka” adlı mizah dergilerinde yazar. “Yeni Gazete (1971), Yenigün (1971-1973), Yeni Ulus” ile “Cide” ve “Bartın” (1975-1981) gazetelerinde köşe yazılarıyla okurlarının karşısına çıkar. “Yenigün” gazetesinde yazarken SSK’den emekli olur ve “Yeni Ulus”ta yazmaya başlar (1974). 1975’te İstanbul’dan ayrılır, Cide’ye gider; köşe yazarlığına ara verir, yaşamını romanlaştırmak ister. “Sarı Yazma” (1976), “Yıldız Karayel”(1981) romanlarını Cide’de yazar. “Sarı Yazma”da, Cide’deki çocukluk yıllarını anlatır. Cide’de “Cide Postası” ve “Kastamonu” gazetelerinde yazmaya devam eder (1975-1981). Cide’de lise öğrencileri için, Cide oyunlarından oluşan bir senaryo hazırlar ve bu senaryo sahnelenir (1978). “Çivi” dergisinde Bâb-ı Âli anılarını yazar (1979). “Bartın” gazetesindeki yazılarıyla Anadolu Basını Özendirme Yarışması’nda özel ödüle lâyık görülür. Çocukların beğenisini kazanan “Bacaksız” serisini; Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Okulda, Bacaksız Tatil Köyünde, Bacaksız Sigara Kaçakçısı (1980), Bacaksız Paralı Atlet (1981)” yayımlar. Cide’de “Yıldız Karayel” romanını yazdığı günlerde, 28 Mayıs 1981’de tutuklanır. Kastamonu’ya cezaevine götürülür, sorgulamadan sonra hastalığı nedeniyle Ballıdağ Sanatoryumu’na alınır. İki ay burada tedavisine devam edilir. Tutukluluğu bitince, İstanbul’a gelir (Ağustos 1981); oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte yaşamını sürdürür. Kitaplarını yayımlamak için, oğlu Aydın Ilgaz’la Çınar Yayınlarını kurarlar (1983). “Kulağımız Kirişte” (1983) adlı şiir kitabı, Çınar Yayınları arasında çıkar. Bunu “Sosyal Kadınlar Partisi, Çalış Osman Çiftlik Senin (1983)” hikâye kitapları ile “Küçük Çekmece Okyanusu” (1983) adlı çocuk kitabı izler. 1984 yılında “Apartıman Çocukları, Hoca Nasrettin ve Çömezleri” ile köşe yazılarını bir araya toplayan “Cart Curt, Nerede Kalmıştık (1984), Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987); Ocak Katırı Alagöz (1987), Sınıf (1989)” adlı şiir kitapları; “Şeker Kutusu (1990), Dördüncü Bölük (1992)” adlı kitapları Çınar Yayınları arasında çıkar.

Akciğer embolisi olan Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993’te vefat eder; cenazesinin kaldırılmasında Nazım Hikmet Vakfı öncülük eder, Atatürk Kültür Merkezi’nde tören yapılır (8 Temmuz 1993). Cenaze törenine ünlü isimler ve geniş bir halk topluluğu katılır. Naaşı, Asım Bezirci’nin yanına Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilir (10 Temmuz 1993).

Rıfat Ilgaz Adına Yapılan Etkinlikler
6 Aralık 1981’de İstanbul Şan Müzikholü’nde 55. Sanat ve 70. Yaş Günü kutlaması yapılır. “Cide Postası” gazetesi, “Rıfat Ilgaz-Cide Edebiyat Ödülü” düzenler. Şiir dalında ilk ödülü, “Sekizinci Renk” adlı şiir kitabı ile Seval Esaslı kazanır (1984); mizah hikâyesi dalında ikinci yarışmada Muzaffer Abayhan birinci olur (1985).

75. yaşı dolayısıyla İstanbul Harbiye’deki Konak Sineması’nda, 28 Nisan 1985’te Rıfat Ilgaz adına bir kutlama gecesi düzenlenir. Türkiye Yazarlar Sendikası, Karaca Tiyatrosu’nda “Ustalara Saygı Gecesi” düzenler (12 Mart 1990). “Karartma Geceleri” filme alınır, gösterime girer (Mayıs 1990). Kastamonu Belediye Encümeni tarafından adı, Gırçeşme Mahallesi’nin Karaağaçlık Sokağı’na, Rıfat Ilgaz Sokağı olarak verilir. Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Yazarlar Derneği tarafından, Ankara Kızılırmak Sineması’nda 80. Yaşını kutlama etkinliği düzenlenir (11-19 Aralık 1991). 15 Aralık 1991’de İzmir İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde, 17 Aralık 1991’de İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda ve 19 Aralık 1991’de Kastamonu’da Özkan Kitabevi’nde 80. Yaş Günü Kutlamaları törenleri yapılır. 1992 yılında Bakırköy Belediyesi tarafından yaptırılan Kültür Merkezi’ne, “Rıfat Ilgaz Kültürevi” adı verilir. Ancak 1993’te bu ad, Necip Fazıl Kısakürek Kültürevi olarak değiştirilir. Kültür Bakanlığı tarafından, Bakırköy Kütüphanesi’ne Rıfat Ilgaz’ın adı verilir. Ankara’da düzenlenen törende, Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü’nü alır (Haziran 1993). 1980’de yazdığı ancak yayımlamadığı “TÜSİAD Hükümeti” adlı yazısı, 30 Haziran 1993’te “Bartın” gazetesinde çıkar. Bu da onun son yazısı olur. Esenyurt Belediyesi, 4500 kişilik amfi tiyatroya Rıfat Ilgaz adını verir. Beyoğlu Küçük Parmak Kapı Sokak’ta, oğlu Aydın Ilgaz tarafından Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi açılır (15 Ekim 1993). TÜYAP’ın düzenlediği 12. İstanbul Kitap Fuarı’nın “Onur Yazarı” seçilir, adına 6-14 Kasım 1993 tarihleri arasında etkinlikler yapılır. Yazarın ölümü üzerine Alpay Kabacalı, “Edebiyatımızın Koca Çınarı Rıfat Ilgaz” (1993) ve Öner Yağcı “Fedailer Mangası 40 Kuşağı Anıları (1993)” adlı kitaplarını yayımlarlar.

2 Şubat 1994’te Cide’de, Rıfat Ilgaz Gecesi düzenlenir. Esenyurt Belediyesi bir ilköğretim okuluna, Rıfat Ilgaz İlköğretim Okulu adını verir (Ekim 1994). 7-9 Temmuz 1995’te “Cide Sarı Yazma Rıfat Ilgaz Kültür Sanat ve Turizm Şöleni” yapılır. 13 Ekim 1995’te Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından, “Rıfat Ilgaz Aramızda Gecesi” düzenlenir. 21 Kasım 1995’te İzmir’de “Evrensel Rıfat Ilgaz Kütüphanesi” açılır. 24 Nisan 1996’da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Bakırköy Şubesi tarafından, “Rıfat Ilgaz’ın 85. Yaş Töreni” yapılır. 2001 yılında Kastamonu Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü verilmeye başlanır. İlk ödülü, Betül Dünder kazanır. 10-12 Mayıs 2006 tarihleri arasında, Kastamonu Meslek Yüksekokulu’nda Rıfat Ilgaz Sempozyumu düzenlenir. Sunulan bildiriler, Çınar Yayınları tarafından kitaplaştırılır. 6 Temmuz 2007’de, Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali’nde Rıfat Ilgaz’ın doğduğu ev, “Rıfat Ilgaz Kültür ve Sanat Evi” olarak hizmete açılır. 21 Ekim 2008’de açılan meslek yüksekokuluna, “ Kastamonu Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu” adı verilir. 2008 yılında Çınar Yayınları’nın 25. Kuruluş Yıldönümünde, “Rıfat Ilgaz Çocuk Edebiyatı Öykü Yarışması” düzenlenir. Hüsnan Şeker ile Dursun Ege’ye başarı ödülü verilir. Rıfat Ilgaz’ın oğlu Aydın ile birlikte kurduğu Çınar yayınları ile “Cide Postası” gazetesi, 1984’ten bu yana “Rıfat Ilgaz Edebiyat Ödülü” vermeye devam etmektedir.

EDEBÎ KİŞİLİĞİ
Edebiyat dünyasına şiirle giren Rıfat Ilgaz, şiirlerini “Yarenlik” (1943)ile “Sınıf” (1944) adlı kitaplarında toplar. İlk şiirlerinde “Mehmet Rifat”, mizah yazılarında ise “Stepne”ve “Remzi Işık” imzalarını kullanır. Yazdığı ilk şiir “Sevgilimin Mezarında” ismini taşır. Kastamonu’da çıkan “Nazikter” gazetesinde yayımlanır (27 Temmuz 1927). Bunu, “Güneş” dergisinde Mehmet Rifat imzasıyla yazdığı şiirleri izler. Ilgaz’ın belirttiğine göre, “Sevgilimin Mezarında” şiiri, Rıza Tevfik’in Tevfik Fikret için yazdığı “Kabr-i Fikret’i Ziyaret” adlı şiirinin sevgiliye dönüştürülmesinden ibarettir.

Rıfat Ilgaz, toplumcu ve gerçekçi bir şair ve yazar olarak, içinde bulunduğu çağın sorunlarının Marksist açıdan ele alınmasından yanadır. 1940 toplumcu kuşağına mensup bir şair olduğundan, Nâzım Hikmet doğrultusunda yeni, kişisel bir değişimin arayışı içerisindedir. Bu bağlamda, toplumsal yergi ve gülmeceyi öncelediği görülür. Ona göre, toplumcu-gerçekçi şiirin amacı, “Yapay sesler, tempolar aramak değil, çağının, uygarlığın geniş anlamda demokrasinin gereklerini yerine getirmek, ona insanca katkılarda bulunmaktır.” Şairlerin idealleri uğruna ölmeyi göze almaları gerektiğini, “Gidenleri Anlatıyorum” adlı şiirinde vurgular. “Açların boyun büktüğü memlekette /Kişi özgürlükten laf etmemeli” dizelerinden sonra, “Kişi ölecekse insanca ölmeli” der (Bütün Şiirleri, 2014, s.202).

“Sınıf” onun eserlerinde okullardaki sınıfın yanı sıra, toplumsal sınıfları da çağrıştıracak biçimde belirir. Onun şiirlerinde ana tema, insan ve toplumdur; Anadolu’dur. İlk şiir kitabı olan Yarenlik’te ve diğer kitaplarında, yokluk ve yoksulluk içinde yaşayan insanların yaşadıkları acıları, sıkıntıları dile getirir. “Ocak Katırı Alagöz”de (1987) toplumsal adaletsizlik ve eşitsizliklere karşı tavır sergiler. Toplumcu anlayışla şiirler yazan Ilgaz, şiirin bütün halka hitap etmesi gerektiğini düşünür. Onun şiir anlayışına göre, şiirde şekil, muhtevayı engellememeli, özü kavrayacak nitelikte olmalıdır. “Hababam Sınıfı” yaygın ölçüde bilinmekle birlikte, 1944 yılında yayımladığı “Sınıf” adlı şiir kitabıyla dikkatleri üzerinde toplar. Mahkûmiyetine neden olan şiirleri ve yazıları, onun şairlik yanını öne çıkarır.

Mizaha dayalı öykü, roman ve oyun türündeki eserleriyle de güçlü bir yazar olduğunu kanıtlar. Ilgaz’ın sanatçı kişiliğinde Cide’nin özel bir yeri vardır. Sözcük, deyim zenginliği ve ses uyumu bakımından doğduğu yerdeki Türkçeyi örnek alır ve orada öğrendiklerini dile getirmeye çalışır. Rıfat Ilgaz’ın anlayışına göre sanatçı, çevreyi ve toplumu kavrayabilecek bir düşünceye sahip olmalıdır. O, yerel hayatı ve halkın yaşantılarını gözlemlerine dayalı olarak aktarır. 1940 kuşağı şairleri arasında yer alan Ilgaz, estetik kadar dünya görüşüne yer veren, işçi sınıfının sorunlarını önceleyen bir anlayışa sahiptir.

Çocuklara önem veren şair, “Okutma Üzerine” adlı şiirinde,“SINIF’ın ozanıyım mimli,/ HABABAM SINIFI’ nın yazarıyım ünlü./ Kim ne derse desin,/ Çocuklar için yazdım hep.” der (Bütün Şiirleri,2014,s.286) . 1940 sonrası şiirlerinde ölçü ve uyak gibi bağlayıcı kuralların dışına çıkar, halk deyimlerinden yararlanır, yalın bir dille toplumcu şiirin takipçisi olur; böylece toplumcu-gerçekçi şairler kategorisinde yerini alır. Şiirde “Her şey açık açık söylenmelidir” ilkesine bağlı kalır. “Türkçemiz” şiirinde, “Her sözün en güzeli Türkçemizde” diyerek dilimizin güzel olduğunu vurgular (Bütün Şiirleri, 2014, s.287). 1940 yılına kadar yazmış olduğu şiirlerinde duygusallık, 1940 sonrasında ise toplumsal gerçekçilik belirginlik kazanır. Anlatımcı üslûptan imgeye doğru bir geçiş sergilemeye başladığı gözlenir.

“Sınıf” adlı şiir kitabından sonra yayımladığı “Yaşadıkça” (1947) adlı kitabı Eylül 1948’de Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılır. “Yarenlik” teki muhalefet anlayışı, “Sınıf”ta ve “Yaşadıkça” da daha belirgin bir biçimde ortaya çıkar. “Yeryüzü, Beraber” ve “Kaynak” dergilerinde şiirler yazar; bunları “Devam” (1953) ve “Üsküdar’da Sabah Oldu” (1954) şiir kitaplarında toplar. Ancak bu iki kitabındaki şiirler, öncekilere nazaran söyleyiş ve içerik açısından sönük kalırlar. Buna rağmen, şiir çalışmalarını sürdüren şair, “Soluk Soluğa” (1962), “Karakılçık” (1969), “Uzak Değil” (1971), “Güvercinim Uyur mu?” (1974), “Kulağımız Kirişte” (1983) adlı şiir kitaplarında da beklenen etkileyici gücü yakalayamaz. Eleştirmenlerce şairliğinden çok yazarlığı öne çıkarılır; mizah ve oyun kitapları ile adından söz ettirir.

Rıfat Ilgaz, şiirleri dışında yazılarıyla -nesir dalındaki eserleriyle- üne kavuşur. “Yürüyüş” (1940-1943)’teki yazıları toplumcu-gerçekçi çizgide devam eder. “Markopaşa”da mizaha yönelir. “Malûm Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa, Adem Baba, Dolmuş” ve “Taş” dergilerinde muhalif nitelikli yazılarını yayımlar. “Dolmuş”ta (1957) “Stepne” takma adıyla, “Hababam Sınıfı” ve “Bizim Koğuş” tefrikaları büyük ilgi görür. “Tan” gazetesinde (1952-1960) musahhih (düzeltmen) olarak çalışır. İmzasız yazılar yazar, röportajlar yapar. “Demokrat İzmir (1961), Akbaba (1963), Vatan, May, Türk Solu” dergi ve gazetelerinde fıkra, şiir ve mizah yazılarıyla görülür. “Vatan” gazetesinde “Pazar Yazıları” yayımlanır. Yazara göre, “Fıkra, kişisel, öznel olduğu kertede yazarını okuyucuya yaklaştırır”; “Fıkra yazarlığı, haber alma, haber yayma araçlarından yararlanarak olayların arkalarında gizlenen gerçeklerin gün ışığına çıkarılması sanatıdır.” Hababam Sınıfı” (1957) romanıyla edebiyat tarihine mal olan Rıfat Ilgaz, bu çerçevedeki çalışmaları ile üne kavuşur. “Hababam Sınıfı (1967), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı” (1971) oyunları büyük ilgi ile karşılanır.

1968’de romana yönelen Rıfat Ilgaz, “Hababam Sınıfı, Bizim Koğuş Meşrutiyet Kıraathanesi, Pijamalılar” gibi mizah romanlarıyla tanınır. “Karadenizin Kıyıcığında, Karartma Geceleri, Sarı Yazma, Yıldız Karayel” adlı romanları ile de bilinir. O; romanların köy, kent, mizah, anı gibi sınıflandırılmasına karşıdır; romanın bir bütün olarak algılanmasından yanadır. Yazarın kendine özgü dili ve sözlüğü olması gerektiğine inanır. Romanda geçen her kişinin yetişip gelişmesi, dünya görüşü, insan anlayışı doğrultusunda bir anlatı biçiminin geliştirilmesini savunur. O, romanlarında toplumdaki sosyal adaletsizlik, gerilik, yoksulluk üzerinde yoğunlaşırken, sanatın toplum için yapılması gerektiğinin altını çizer. Onun romanlarında çatışmalar dikkat çeker. Sözgelimi “Karadenizin Kıyıcığında” ve “Yıldız Karayel”de halk ile ağa çatışması; “Karartma Geceleri” ve “Meşrutiyet Kıraathanesi”nde kişi ve düzen ekseninde çatışmalar görülür. Yazar, “Yıldız Karayel” romanında, Karadeniz’in sol kanadını anlatır. Yirmi altı bölümden oluşan “Karadenizin Kıyıcığında” romanı, yörenin fındık tarımı üzerinde yoğunlaşır. Hamit, açma yaparak toprak sahibi olmayı tasarlar. Ahmet’i de bu işe inandırır. Açılan alanda yangın çıkar. Hacı Dursun’un fidanları zarar görür. Hacı, bu durumdan yararlanarak açmaları kendi üstüne geçirtir. Böylece köylülerle arasında çatışma başlar. Jandarmalar, Ahmet’i götürmek isterler, halk buna izin vermez; çatışma çıkar, Ahmet tutuklanır. Böylece Ahmet tiplemesi, köylünün haksızlığa karşı direnişini simgeler. (Karadenizin Kıyıcığında, İstanbul 2007, 334 s.).

Yazar, hikâye ve romanlarında yaşadıklarından ve çevresinde gözlediklerinden geniş ölçüde yararlanır. Örneğin, “Karartma Geceleri”, kendi hayatından izler taşıyan bir anı romanıdır; “Sarı Yazma” romanı da yazar anlatıcının çocukluk yıllarından kesitler sunar. “Pijamalılar” da bir verem hastasının hastanede karşılaştığı olumsuzlukları, “Meşrutiyet Kıraathanesi”nde emekli ve çalışan insanlar arasındaki günlük olayları; “Apartıman Çocukları’nda” ev sahibi ile kiracıları arasında geçen çatışmaları dile getirir. Sosyal hayatın çarpık yanları irdelenir. Onu üne kavuşturan “Hababam Sınıfı” nda gülmece unsuru öne çıkarken, eğitim sistemindeki “kopya, ezber ve uydurma saygının” yergisi yapılır ve düşünce merkeze oturtulur. Rıfat Ilgaz’a göre roman, “yaşananın bir birikimi ve tortusudur”, “sanatın gerçeği, yaşamın gerçeği değildir.” Sanatçının halkıyla iç içe yaşaması, gücünü ve kaynağını halktan alması gerektiğine inanır.

Rıfat Ilgaz, eğitimci yazar olarak -1979 Dünya Çocuk Yılı nedeniyle- çocuklara yönelik romanlar da kaleme almıştır. Bu romanlarda sevgi, kardeşlik, barış, yardımlaşma, kararlılık gibi konular işlenmiştir. “Bacaksızın Başından Geçenler” serisi, “Bacaksız Bahri” merkezli dizi romanların (Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet, Bacaksız Tatil Köyünde) yanı sıra, “Cankurtaran Yılmaz, Kumdan Betona, Küçükçekmece Okyanusu” ve “Öksüz Civciv” romanları, çocukların severek okudukları romanlar arasında yer alırlar.
R. Ilgaz’a göre tiyatro eseri; hikâye, roman ve şiir kadar toplumcu, halkçı, ulusçu ve devrimci olmak zorundadır. Roman olarak 1957 yılında yayımlanan “Hababam Sınıfı”, beraberinde üç oyunu getirir. Tiyatro oyunları “Hababam Sınıfı (1966); Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972) ve Hababam Sınıfı Baskını” (1972) olarak karşımıza çıkar. Böylece bu oyunlarda geçen İnek Şaban, Kalem Şakir, Güdük Necmi, Tulum Hayri, Vakvak Rıza, Kel Hayri ve Hafize Ana gibi isimler hafızalarda canlılığını hâlâ korumaktadır.

ESERLERİ
Şiir: Yarenlik (1943, 48 s.), Sınıf (1944), Yaşadıkça (1947, 62 s.), Devam (1953, 58 s.), Üsküdar’da Sabah Oldu (1954, 64 s.), Soluk Soluğa (Yeni ve Önceki Şiirlerinden Seçmeler,1962, 64 s.), Karakılçık (1969, 75 s.), Uzak Değil (Toplu Şiirler, 1971, 192 s.), Güvercinim Uyur mu? (1974, 96 s.), Kulağımız Kirişte (Şiirler, 1983, 61 s.), Ocak Katırı Alagöz (1987), Bütün Şiirleri/1937-1983 (1983), Seçme Şiirler (Derleyenler: S. Akın- C. Şanal, 1998, 71 s.), Bütün Şiirleri (1927-1991, İst.,2004; Çocuk Bahçesi/1995, Kitaplardan Öncesi (1927-1941) ve diğer şiir kitaplar ile birlikte, İst.,2010, XV+366 s.).

Hikâye: Radarın Anahtarı (Mizah Hikâye, 1957, 95 s.), Don Kişot İstanbul’da (1957, Palavra adıyla 1972), Kesmeli Bunları (Mizah Hikâye 1962, 96 s.), Nerede O Eski Usturalar (1962, 96 s.), Saksağanın Kuyruğu (1962), Şevket Ustanın Kedisi (1965, 236 s.), Geçmişe Mazi (1965, 176 s.), Garibin Horozu (1969, 263 s.), Keş (1972, 174 s.), Tuh Sana (1972, 175 s.), Bunadı Bu Adam (1972, 178 s.), Al Atını (1972, 175 s.), Altın Ekicisi (1972, 176 s.), Hababam Sınıfı Baskında (1972), Hababam Sınıfı Uyanıyor (1972), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971, 126 s.), Hababam Sınıfı Taburu (1975), Rüşvetin Alamancası (1982, 127 s.), Çalış Osman Çiftlik Senin (1983, 135 s.), Sosyal Kadınlar Partisi (1983, 137 s.), Şeker Kutusu (1990), Dördüncü Bölük (1992,148 s.; 2001’de İngilizceye çevrildi). Yazarın kitaplarında toplam 300 civarında hikâyesi yer almaktadır.

Yukarıdaki eserlerin dışında, bazı kaynaklarda yazarın; Başkasın Demokrasi (1988), Büyükkarı Küçükkarı (1990), Bir Namussuz Aranıyor (1990), Kasabanın Yarısı (1990), Bülbül Düdük (1990) adlı eserlerinin olduğu da kaydedilmektedir.

Roman:Hababam Sınıfı (1957; 2014, 492 s.; Önceki baskılarda sayfa sayısı farklıdır; 1975’te sinemaya uyarlandı), Bizim Koğuş (“Dolmuş” dergisinde yayımlandıktan sonra kitap olarak basılır;1959, 111 s.; Pijamalılar adıyla 1973, 223 s.), Karadenizin Kıyıcığında (1969), Karartma Geceleri (1974, 304 s.; 1990’da sinemaya uyarlandı, 1992’de Yunancaya çevrildi.), Meşrutiyet Kıraathanesi (1974, 215 s.), Sarı Yazma (1976, 412 s.), Yıldız Karayel (1981, 288 s.), Hababam Sınıfı İcraatın İçinde (1987).

Oyun: Karadenizin Kıyıcığında (1965, sonradan roman 1969),Abbas Yolagiden (1967, 64 s.), Hababam Sınıfı (1967; 1957’de roman), Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1971, İbişo ile; 1975’te sinemaya uyarlandı), Çatal Matal Kaç Çatal (1972, 175 s.; Uzun Eşek adıyla 1977), Hababam Sınıfı Baskında (1972).

Fıkra-Deneme: Nerede Kalmıştık (1984, 141 s.), Cart Curt (1984, 158 s.).

Anı: Yokuş Yukarı (1982, 141 s.; roman 1987, 200 s.); Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (1986, 108 s.), Fedailer Mangası/Kırk Kuşağı Anıları (1993, 158 s.; Hazırlayan: Öner Yağcı).

Çocuk Kitapları:
Roman: Halime Kaptan (1972, 180 s.), Kumdan Betona (1976), Öksüz Civciv (1979), Cankurtaran Yılmaz-Küçük Çekmece Okyanusu (İki kitap birlikte,1979, 160 s.), Bacaksız Kamyon Sürücüsü (1980), Bacaksız Okulda (1980, 2008’de Almancaya çevrilir), Bacaksız Tatil Köyünde (1980), Bacaksız Sigara Kaçakçısı (1980), Bacaksız Paralı Atlet (1981), Küçükçekmece Okyanusu (1983), Apartıman Çocukları (1984), Hoca Nasrettin ve Çömezleri (1984).
Şiir: Çocuk Bahçesi (1985), Durmak Yok (2009).
Aldığı Ödüller: Yıldız Karayel ile Madaralı Roman Ödülü (1982) ve Orhan Kemal Roman Armağanı (1982), 1983 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü; Ocak Katırı Alagöz ile Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü (1987).

KAYNAKÇA
1-Arslan Tekin, Ilgaz Rifat, Edebiyatımızda İsimler ve Terimler Sözlüğü, İst., 1999, s.325
2-Asım Bezirci, Rıfat Ilgaz (Yaşamı/Kişiliği/Şairliği/Hikâyeciliği/Romancılığı/Oyunları/Anıları ve Eserlerinden Seçmeler), İst., 1997, 311s.
3-Atilla Özkırımlı, “Ilgaz Rıfat”, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, C:3, İst., s.664
4-Behçet Necatigil, “Ilgaz, Rıfat” Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü, İst., 1993, s.194-195.
5-Edebiyatımızın Koca Çınarı Anısına: Rıfat Ilgaz Sempozyumu (Kastamonu 10-12 Mayıs 2006), İst., 2007, 903 s.
6-İhsan Işık, “Ilgaz Rıfat”, Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi, C:4, Ank., 2006, s.1759-1763.
7-Mehmet Saydur, Rıfat Ilgazlı Yıllar, İst., 1994,178s.
8-Mustafa Kutlu, “Ilgaz Rifat” Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C:4, İst., 1981, s.308
9-Sevengül Sönmez (Editör), Rıfat Ilgaz, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ank., 2011, 445 s.
10-Seyit Kemal Karaalioğlu, “Ilgaz Rıfat”, Resimli Türk Edebiyatçılar Sözlüğü, İst., 1982, s.275-27
11-Şükran Kurdakul, “Ilgaz Rıfat”, Şairler ve Yazarlar Sözlüğü, İst., 1999, s.353-355.
12-Tanzimat’tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, C:1, İst., 2001, s.424-426.

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.