Kasaba’da binalar modernleşti ama… / Semih Çolak

/ 16 Ağustos 2016 / 9 okunma / yorumsuz

Neydi onu burada tutan? Burada doğup büyümüş olması mı, yoksa burada yaşaması mı? Acaba ailesi miydi? Belki de hiç kavuşamadığı sevgilisiydi. Her neydiyse neydi işte.Bir şey onu buraya bağlıyordu.Kasabayı sebepsiz seviyordu. Karşılık beklemiyordu. Bulvarda kendi halinde yürümek, Orta Park’ta havuza bakmak hoşuna gidiyordu. İnsanlar neden havuza bakıyordu? Bir türlü cevabını bulamadığı bu soruyu kendine sormaktan vazgeçmiyordu. Yine de havuza bakmaktan, suyun melodisini dinlemekten büyük zevk alıyordu.

Turgutlu, Manisa’ya otuz, İzmir’e kırk dakikalık mesafedeydi. Kalabalık ama gürültüsüzdü. Şehirlere yakın ancak onların gelişmelerinden uzaktı. Yeniliğe çok da fazla açık değildi. İki binli yılların başında bir sineması bile yoktu. Gençlerin en büyük eğlencesi kahvehanelerde sohbet edip, oyun oynamak, tabiri caizse taş döşemekti. Olmadı en işlek caddede tur atmaktı.

Bayanlarda durum farklıydı. İzmir’den yapılan alışverişler, orada gezilen yerler, yenen yemekler hanımların altın günlerinde övünç kaynağı oluyordu. Manisa meraklıları ise İzmir sevdalılarının gölgesinde kalıyordu. Ne olursa olsun halkı buradan vazgeçmiyordu. Sanki Manisa’nın bir ilçesi değildi de başlı başına bir ildi KASABA. “Kasabalıyım” demek adeta bir ayrıcalıktı Ege’de.

Bu yeniliğe kapalı kent nihayet gelişiyordu. Yıl 2014 oldu. Kasabanın artık sineması, alışveriş merkezleri, gençlerin vakit geçirebilecekleri nezih mekânları var. Peki ya zihniyet? Değişime de uğrasa KASABA zihniyeti devam ediyor. Kuşaklar gelişse de, halk modernleşse de, kent yenilense de kasaba yine kasaba. Ve o; her şeye rağmen burada yaşamayı sürdürüyor. Her ne kadar istemese de…

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.