Karınca Duası / Reha Yunluel

/ 12 Kasım 2016 / 36 okunma / yorumsuz

“en karamsar anlarinda neden karinca yuvalarini

izleme ihtiyaci duyar kimi insanlar?”, diyen

cem cemzade’ye ve oradaki’ne…

 

öyle bir elden düşme elelelik ki bu bizimkisi

hiç elden düşmez bir kere kelepirliğine keçi,

hani sanki uçsuz bucaksız bir bayrak yarışı

hani, tazeliğini yitirmeyen sabahçı demi!

 

anteninden büyük bir işe mi kalkıştı biri?

el atıverir öteki, kol geriverir beriki;

yuvayı hüzün mü bastı?

kolları bir güzel sıvar,

çağırırız onbir ayın duru sultânı

Kemanî arı Hayhay Bey’i.

 

düşmez kalkmaz bir Allah -biliriz-,

birimiz düşerse hepimiz elimizi veririz;

birimiz unutsa birimiz hatırlar, hatırlatır,

yalnızlığı un ufak eder de yeriz biz!

 

lâf ebesi turşucu Lafonten Efendi

halt etmiş bize kalırsa!

karamsar ağustos böceklerine de

mutlaka açıktır fabl kapımız,

kar kargaşa ya da fırtına günleri.

 

ne ayaklarımız karıncalanır

-işte bu yüzden- bizim,

ne ayaklarımıza kara sular iner

ne ben’lerimiz üşür yaz günleri

ne de aklımız perde perde yiter!

 

kıskançlık derseniz pişmiş âş’a soğuk inat,

o da mırmır paspası şu âş kapımızın

ayaklarımızı siler de itinâyla, her yuvanın alınlığı

ata yadigârı karınca duası bu fabldan böyle gireriz.

 

 

reha yünlüel/şiirhâne iç. Evrensel Kültür, Haziran 2003 (Hande Kökten’in deseniyle)

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.