Kapalıçarşı’da Doğmamışım-Barış Erdoğan

/ 14 Mart 2017 / 74 okunma / yorumsuz

-tanrım, denize inmemişlere balık nasip etme-

sanki kapalıçarşı’da doğmamış, mısır çarşısı’ndan geçmemişim
nasıl oldu da iki çarşı pazar arasında yaratılmamışım
ikisi ortasında sabun satmamış, mendil işlememişim
ellere yeni yüzler geçirmemiş, yeni gövdeler oturtmamışım
hayretim kıyı kıyı deniz, hasretim dizi dizi cebel
herkes halinden memnun, ortalık süt liman
kendi iftarları iftiraları arkasında aydınlık mahalle
sahnede palyaço, meydanda dağınık bilye

aslında ben bir serseri bulutum, hayırlı bir sevdaya kanatlı
gelip geçenleri süzüyorum ince ince, alay etmeden
eliniz kirli, yüzünüz pasaklı, diliniz ekşi deyip de aldatmıyorum
gönülleriniz çamur deryası, küsene bataklık
ben neden sabun satıyorum köşe başında sabahtan akşama
gömleğinizin yakası kirli, yeniniz gönül yıkmaktan hükümlü
karabatağı kara olduğu için mi sevmişimdir, düşünmedim
ben böyle zamanlarda neden sadaka tohumu pazarlamıyorum

unuttuğumu sanıyordum, aklım tahtalara oturmuş çivi
çığırtkanlığım otogarlarda nöbette, pazarlarda emanet çeyiz
ben neden kalıp kalıp sabun satıyorum efendiler
ben neden göz göz mendil işliyorum hanımefendiler
Kapalıçarşı’da Doğmamışım,
Mısır Çarşısı’ndan Geçmemişim
kirinizi akıtın diye, kininizi ağartın diye
kolay mı bu yaşta kapkara adamlara sabun satmak
ben çok yıkandım, tenimden iki kat sıyrıldım
anamın tülbenti kadar ağarabildim ancak

kaşla göz arası terlik satmaya niyetlendim
niyetime göz kararı iki kat tezgah açtılar
izin verdiler, destek çıktılar, giderken bildiğinlesin dediler
sakallı hacı amcalar sakın ha cebin kirlenir, diye de eklediler
ayak kirlenmesine benzemez bu iş ha, nasıl korktum
düşünüp taşındım ayak kokusu çekilir, nefes kokusu öldürür
cep kokusunu allah düşmanıma vermesin
edremit sabunları çare değil

çehremde kiraz festivali dede yadigarı
buhara’dan gelmişim, baharım buhar tüter
insan satmışlığım yok, ihsan bağışlamışlığım çok
tükenmedim, gittim bir avanos testisinde göverdim
tükenmişe her şey eski, her şey buruşmuş
bulanmışa her şey sel önü bulanıklığı
katılsam çıfıt çarşısı, yansam hallac isyanı
yorgunluğuma hesap vermeye çalışıyorum

ne büyük yığındık şu rüzgârlar çıkmadan
ne büyük dalgaydık denizleri tükenmeden, ne büyük gürültü
ne çok söz yığınıydık bir yere kadar ağızlar dolusu
helalleşsek ölümlü dünya, kalımlı kıyamet
bir dilsizin işaretiyle içimizde fırtına çıkar
geç kalmadan evlerimize dağılalım
ergenlik durağındayız, kanamamız uzadıkça uzar
dirileceksek namusumuzla evimizde dirilelim

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.