Kanda’har / Nihat Behram

/ 20 Kasım 2016 / 52 okunma / yorumsuz

Şiir der­ken öl­çü­le­rim var. İlkin, olmak is­te­di­ği şeye, ken­di­ne, yani şiire ya­kış­ma­lı. Şiire (ben­ze­sin de­mi­yo­rum) ya­kış­sın is­te­rim. Şiire ya­kı­şık olmak, üs­tü­ne ki­tap­lar ya­zı­la­bi­lecek başlı ba­şı­na bir ko­nu­dur. Kısa ma­ka­le­nin sı­nır­la­rın­da bazı baş­lık­la­rıy­la de­ğin­mek gere- kirse: beni de­rin­li­ği­ne ça­ğı­ran dize olsun is­te­rim. Anlık ar­zu­lar­da kı­vıl­cım­lan­mış dü­şün­ce­si, ömür­lük sev­da­la­ra da­ya­lı düşü olsun is­te­rim. Ha­ya­ta ve­ril­miş, alın­mış, tu­tul­muş sözü olsun is­te­rim. Ta­ze­li­ği olsun is­te­rim. Bir nefes te bin ne­fe­si bul­du­ran gizi olsun is­te­rim. Süz­gün­lü­ğü­ne, sa­hi­li­ği­ne, öz­gün­lü­ğü­ne ba­ka­rım. Gam­sız değil ama gem­siz olsun is­te­rim. Soy­suz değil ama huy­suz olsun is­te­rim… (İstek­le­ri­min bu ka­dar­la sı­nır­lı ol­ma­dı­ğı­nın bi­lin­me­si­ni is­te­rim!)

Şiir ha­ya­ta ya­kış­ma­lı­dır. Bu, olmak is­te­di­ği şeye (yani şiire) ya­kış­ma­sı an­la­mın­da­dır. Şiir ol­mak­la, ha­ya­ta ya­kış­mak hem bir­bi­ri­ni içe­rir, hem bir­bi­ri­nin ikizi iki hal­dir. Kı­sa­ca: şiir, ha­ya­ta ya­kış­sın is­te­rim. Bi­lin­ci­ne ba­ka­rım. Sözü gibi, özüne; dü­şüm­de­ki kadar dü­şün­cem­de­ki yan­kı­sı­na ba­ka­rım. Ru­hum­da­ki izine ba­ka­rım. So­run­lu da olsam, so­rum­lu ba­ka­rım. Hayat so­rum­lu­lu­ğum­la ba­ka­rım. İnsa­nın, in­sa­ni­leş­me sü­re­cin­de­ki iz­le­ri­ne ba­ka­rım. Sevda, umut, acı, has­ret, mer­ha­met (ve ben­ze­ri) gibi in­sa­nı de­ğer­le­rin yan­kı­sı­na ba­ka­rım. Acıy­sa acı, se­vinç­se se­vinç, ne­fe­sin de tüten şeyin beni nasıl ve ne kadar ken­di­ne dahil et­ti­ği­ne ba­ka­rım. Yani top­lum­sal­laş­ma­sı­na.

Şiir, şiire ve ha­ya­ta ol­du­ğu kadar, şa­iri­ne yak­laş­sın is­te­rim. Şi­irin, şa­iri­ne ya­kış­ma öz­gün­lü­ğü, benim için, şi­irin şiir de­ğer­le­riy­le ta­şı­ma­sı ge­re­ken öz­gün­lü­ğü kadar önem­li­dir. Oku­du­ğum şi­irin şairi, şi­iri­ni oku­du­ğum­da ta­nış­tı­ğım kişi ol­ma­lı. Şa­iri­ni ta­nı­dı­ğım­da ta­nış­ma­mı­zın, “Aa, sen mi yaz­dın bunu?” tü­rün­den ni­da­la­rı ol­ma­ma­lı. Gür­büz, ken­di­si sıska adam müm­kün mert­lik­ten dem vuran şi­irin kal­leş ka­rak­ter­li ya­za­nı ol­ma­sı­nı an­la­ya­bil­mem müm­kün de­ğil­dir! Ya da titiz mi titiz bir şi­irin, sav­ruk, pa­sak­lı; ince mi ince bir şi­irin acı­ma­sız, kaba; cesur mu cesur bir şi­irin kor­kak ya­za­nı! Böyle du­rum­lar­da, açık­ça­sı “bu malın sa­hi­bi kim” tü­rün­den, ora­sın­da bu­ra­sın­da bit­ye­ni­ği ara­rım. Hani, “şiir pi­ya­sa­sın­da böy­le­si de az değil! Kı­sa­ca­sı, şiir şa­iri­ne, şair şi­iri­ne ya­kış­ma­lı diye dü­şü­nü­rüm…

Ya­zı­yı yazan ben ol­du­ğum için, doğal ki kendi is­tek­le­ri­mi ya­za­ca­ğım. Bun­lar benim is­tek­le­rim. Söz­ge­li­mi, ben şi­ir­de müzik olsun is­te­rim. Ne­fe­si­me değen şar­kı­sı olsun. Uçan kuşu, açmış to­mur­cu­ğu olsun is­te­rim. Kir­le­ti­len suda, kat­le­di­len canda, ya­ra­la­nan bebek te acısı olsun is­te­rim. Hak­sız­lı­ğa, za­lim­li­ğe karşı öf­ke­si olsun is­te­rim. İnce iş­çi­li­ği olsun. Se­vin­cin­de, in­sa­na uyum­lu gü­lü­şü olsun is­te­rim. Uçan- kuşa ar­ka­daş du­ru­şu olsun is­te­rim. Sah­te­ye vu­ru­şu olsun is­te­rim. Dö­vü­şü olsun is­te­rim. Se­vi­şi olsun is­te­rim. As­lın­da say­mak­la da bit­mez şi­ir­den is­te­dik­le­rim. Şi­ir­den bu­la­cak­la­rım son­suz (ölüm­süz­lük­le pe­ki­şik) olsun is­te­rim …

Şi­ir­de, ya­zıl­dı­ğı coğ­raf­ya­nın, söy­len­di­ği ta­ri­hin yan­kı­sı olsun is­te­rim. Ta­sa­sı­na, ya­sa­sı­na ba­ka­rım; erin­ci­ne, di­ren­ci­ne ba­ka­rım; öz­le­mi­ne, göz­le­mi­ne ba­ka­rım; yur­dun­da­ki, gü­nün­de­ki de­ğe­ri­ne ba­ka­rım. Çok önem­li­si kök­le­ri­dir. Şiir de canlı ol­du­ğu­na göre, kül­tü­rün­den can al­dı­ğı kök­le­ri­ne ba­ka­rım. Sonra, öte­si­ne be­ri­si­ne ba­ka­rım: öyle ya, hor­mon­lu­su, aşır­ma­sı, dev­şir­me­si, sa­hi­si, sah­te­si var. Du­yu­su­nun ku­yu­su­na ba­ka­rım. Hu-
yu­na-su­yu­na ba­ka­rım…

Tuğ­rul Kes­kin son şiir ki­ta­bı­nı Kanda’har adıy­la ya­yım­la­dı. Bir kıs­mı­nı der­gi­ler­den bil­di­ğim, bir kıs­mı­nı kendi se­sin­den din­le­di­ğim son dönem şi­ir­le­ri­ni top­lu­ca oku­duk­tan sonra ya­zı­yo­rum bun­la­rı. Daha doğ­ru­su, top­lu­ca oku­du­ğum­da düş­tü­ğüm şiir şa­iri­ne. şair şiiri ve ha­ya­ta ya­kış­ma­lı notum, ya­zı­ma çağ­rı­şım, Tuğ­rul Kes­kin ve Kanda’har ya­zı­mın ko­nu­su ol­du­lar.

Tuğ­rul Kes­kin, ken­di­siy­le şiiri bir­bi­ri­ne yüzde yüz ya­kı­şık bir şa­ir­dir. Ya­kı­şık sö­zü­ne ben­zer­lik sö­zü­nün an­la­mı­nı da yük­lü­yo­rum. Ta­nı­yan bilir: her şeyi, her ha­liy­le şi­ir­le­ri­nin ay­nı­sı ve doğal par­ça­sı­dır. Şi­irin­de sanki di­ze­ler değil de, si­zin­le o do­la­şıp ko­nu­şu­yor gi­bi­dir. Özen­li-be­zen­li, ter­te­miz-dü­zen­li ha­liy­le; hüznü, öz­le­mi, se­vin­ci, efe­li­ği, öf­ke­si, te­la­şı, alın­gan­lı­ğı ve mi­za­hıy­la ken­di­si şiiri, şiiri ken­di­si ola­rak do­la­şır. Mi­mik­le­rin­den söz­cük­le­ri­ne dek. Şi­iriy­le ta­nı­şık olanı ken­di­si, ken­di­siy­le ta­nı­şık olanı şiiri asla şa­şırt­maz. Tuğ­rul’un, bi­çi­min­den özüne, özen bezen iş­len­miş şiiri, gi­yi­min­den ko­nuş­ma­sı­na dek ki­şi­li­ği­nin ay­na­sı­dır. Ne bu şiiri Tuğ­rul’dan baş­ka­sı ya­za­bi­lir, ne Tuğ­rul bun­dan baş­ka­sı­nı! Şiiri ona, o şi­iri­ne ya­kı­şık­tır. Üs­te­lik ya­kı­şık­lı ola­rak. Şa­irin şi­iri­ne, şi­irin şa­iri­ne ben­ze­me­si do­ğal­dır. Ama çoğu zaman aleni de­ğil­dir bu. Bazı şa­ir­ler, şi­ir­le­rin­de yan­sı­yan kim­li­ği gün­lük ya­şam­la­rın­da giz­ler, giz­len­me­ye ça­lı­şır. Ya­kın­lı­ğı­nız ora­nın­da, şi­irin­de ki kim­li­ğiy­le ken­di­si ara­sın­da bul­du­ğu­nuz ben­zer­lik­ler ço­ğa­lır, Ki­min­de ise ben­zer­lik ale­ni­dir. Şi­iriy­le gün­lük hal­le­ri ta­nı­dı­ğım en ça­kı­şık ve ya­kı­şık şa­ir­ler­den biri, söz­ge­li­mi, Ahmed Arif’ti. Tuğ­rul hal­le­ri de böy­le­dir.

Bir de, ya­ra­lı be­be­ğe, akan kana çare bulma çır­pı­nı­şıy­la; der­man­sı­za der­man, yal­nı­za yol­daş olma is­te­ğiy­le; uçan kuşun ka­na­dı­na, açan to­mur­cu­ğa ba­kı­şıy­la; yur­du­na, kök­le­ri­ne, sev­da­sı ve düş­le­ri­ne bağ­lı­lı­ğıy­la bir hayat du­ru­şu var ki, o du­ru­şu şiire, şiiri o du­ru­şu­na can taşır. Kanda’har ha­ya­ta ya­kı­şan bir Tuğ­rul Kes­kin du­ru­şu­dur.

Kasaba’dan Esinti/11. sayı

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.