Esinti’deyiz Bu Ay… / Baki Ayhan

/ 6 Ağustos 2016 / 10 okunma / yorumsuz

TUĞRUL KESKİN’DE DİLİN VE YAŞAMIN DİRİLİĞİ:

Tuğrul Keskin, 1980’lerin ortalarından beri, demek henüz üniversite başlarındayken, özellikle de 1990’lardan bu yana okuduğum bir şair. Bazı şairler vardır, ilk okuyuşta sizi sarar, sonrasında o canlılığı ve sahiciliği kaybedince okur olarak sizi de kaybederler. Bazı şairler vardır ki onlar her kitaplarında yeni ufuklara açılır ve dünyanın gidişatı konusunda kazandıkları farkındalığı resmederler. Bunlar, okuyucularını yitirmeyen şairlerdir çünkü şiiri yitirmezler. Tuğrul Keskin, bu ikinci grup şairlerdendir; en azından benim için öyle oldu.

İlk bakışta hep aynı dili kullanıyor, aynı şiiri yazıyor gibi görünse de Tuğrul Keskin’in dünyaya, tarihe, olan bitene ilişkin keskin ve titiz dikkati, onun şiirini ve dilini canlı tutuyor. İtirazcı ve isyancı şiirin itirazcı ve isyancı, coşkulu dili… Son kitabı Zito i Epanastasis bunun en nitelikli örneklerindendir. Öte yandan, 1985 tarihli Bir Suyun Kıyısında’dan 1994’e tarihlenen Tacir ve Cinayet’e, oradan Zifir (2004) ve Kanda’har (2009) kitaplarına dek birbirinin içinden çıkan, birbirini geliştiren kitaplara imza atığını söylemek gerekiyor. Burada, “birbirinin içinden çıkan” ifadesiyle kitaplar arasında görünür bir ilişkiyi değil derinlerde işleyen organik ilişkiyi vurgulamak istiyorum. Dil, tema, biçim, biçem; hangi açılardan bakılırsa bakılsın Keskin’in yazdığı şiirde ciddi bir süreklilik ama aynı zamanda kendini yenileme ve geliştirme özelliği görülüyor. Heyecanlı bir şair o, dozunu düşürmediği heyecanı ona şiire dair yeni kapılar açıyor ve o da bu kapılardan geçmeye bizleri, arkadaşlarını, dostlarını, okuyucularını çağırıyor.

(DEVAMI KASABA’DAN ESİNTİ DERGİSİ 11. SAYISI YANİ YAZ SAYISINDA)

http://www.kasabadanesinti.com/esinti-11de-neler-var-3559.html

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.