Edebiyatçıların Asıl Meslekleri

/ 26 Ağustos 2016 / 52 okunma / yorumsuz

Sait Faik Abasıyanık (Öğretmen, Esnaf):

1934 yılında İstanbul’a döndükten sonra, Halıcıoğlu’ndaki Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yapmaya başladı. Okula sürekli geç kalan Sait Faik’in ay sonunda gecikmeleri hesaplanıp maaşından düşüldü. Bu yüzden okulda çalıştığı ilk ay eline 13 lira geçti. Hem yaşadığı problemler, hem de babası Mehmet Faik’in kendisine bir tahıl alım satım toptancılığı dükkânı açması sebebiyle öğretmenlikten ayrıldı. Babası, ortaklarından Ali Emali’yi de oğluyla birlikte çalışması için dükkâna yerleştirdi. Sait Faik, işlerle uğraşmadığı için altı ay sonra dükkânı babasına boş olarak teslim etti.

Cahit Zarifoğlu (Öğretmen, Yayıncı):

1959 yılında Maraş´ta bir yıl vekil öğretmenlik yapmıştır. Üniversite öğreniminin yanı sıra hayatını sürdürmek için çalışmaya başlar. Yol Dergisi´nde musahhihlik yapar (1964). Bâb-ı Âli´de Sabah Gazetesi´nde teknik sekreter olarak çalışır (1967).

Erdem Beyazıt (Öğretmen, Milletvekili):

Mezun olduğu Kahramanmaraş Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapan şair, daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi’ne müdür olur. İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kuruluş günlerinde genel sekreter olarak vazife alan şair, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Basın Bürosu Memurluğu, Milli Kütüphane Süreli Yayınlar Şube Müdür Yardımcılığı görevlerinde de bulunmuştur. Erdem Bayazıt daha sonra Sanayi Bakanlığı İnsan Gücü Eğitim Daire Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken istifa ederek kurucusu olduğu Akabe Yayınları’nın ve Mavera dergisinin yönetimini üstlenir.

1984’te Akabe Anonim Şirketi’nin İstanbul’a taşınması kararıyla bu görevini devrederek yeniden memurluğa döner. Devlet Planlama Teşkilatı’na sözleşmeli personel olarak giren şair, daha sonra bu vazifeyi bırakır ve 1987 yılı seçimlerinde Kahramanmaraş’tan milletvekili adayı olur. 29 Kasım 1987 milletvekili seçimlerinde Anavatan Partisi’nden aday olan Bayazıt, Kahramanmaraş milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 18. dönem çalışmalarında Milli Eğitim ve Çevre Komisyonlarında görev alır.

Mehmet Akif İnan (Öğretmen):

1962-1964 yılları arasında Hilal Müessese Müdürlüğü’nü yaptı. 1977-1980 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü’nde Türkçe Edebiyat öğretmenliği yaptı. Bu dönemde eğitim Enstitüleri için Oktay Çağlar ile beraber “Yeni Türk Edebiyatını hazırladı. Daha sonra Ankara Fen Lisesi öğretmenliğine atandı. Vefatına kadar bu lisede öğretmenlik yaptı.

Rasim Özdenören (Müşavir, Müfettiş):

İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü. Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalıştı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978’de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü.

Mehmet Akif Ersoy (Veteriner Müfettişi, Öğretmen):

Okulu bitirdikten hemen sonra Ziraat Bakanlığı’nda (Orman ve Maadin ve Ziraat Nezareti) memur olan Mehmet Âkif, memuriyet hayatını 1893–1913 yılları arasında sürdürdü. Bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı idi. Görev merkezi İstanbul idi ancak memuriyetinin ilk dört yılında teftiş için Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan’da bulundu. Bu sayede halkla yakın temas halinde olma imkânı buldu.

İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1906)’nde kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebi’nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı.

Namık Kemal (Memur):

1857’de Bab-ı Ali Tercüme Odası’nda stajyer olarak memurluğa başladı.  1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. 1863’ten itibaren dört yıl yeniden Tercüme Odası’nda görev aldı.

Tevfik Fikret  (Memur, Kâtip, Öğretmen):

Mezun olduğu yıl, Hariciye Nezareti İstişare Odası (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi)’nde kâtip olarak işe başlayan Mehmed Tevfik, kısa bir süre sonra geçtiği Maarif Mektubi Kalemi’nden bir yıl dolmadan istifa ederek ayrıldı. Yeterince çalışmadığını düşündüğünden iş deneyimi onu hayal kırıklığına uğratmıştı. İstifası sırasında, gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti. Bu olay, onun dürüstlüğünü efsane haline getirdi. Hazine tarafından yine de kendisine topluca ödeme yapılınca tüm parayı Göçmenler Komisyonu’na bağışladı. Sadaret Mektubi Kalemi’nde kısa bir süre çalıştıktan sonra 1889 Ağustos’unda İstişare Odası’nda tekrar muavin olarak göreve başladı. Bir yandan da Yüksek Ticaret Okulu’nda Fransızca ve Türkçe dersleri vermekteydi.

Osmanlı Lisanı Öğretmenliği Sınavını kazanarak 1892’de çok sevdiği Mekteb-i Sultani’ye atanması ile yaşamında yeni bir dönem açıldı. İlkokul üçüncü sınıf Türkçe öğretmeni olarak göreve başladığı okulda, Muallim Naci’nin vefatı üzerine edebiyat öğretmeni olarak çalışmaya devam etti. Hükümetin bütçede kısıntı yapıp memur maaşlarını yüzde on kesmesine tepki olarak 1895’te okuldan ayrıldı, inzivaya çekildi.

Sonraki yıllarda Abdurrahman Şeref’in çağrısı üzerine Mekteb-i Sultani Müdürlüğü’nü kabul etti ve 1895’te istifa ettiği okula 1909 başında müdür olarak döndü. Okulun Beyoğlu’ndaki binası bir yangında yandığı için Beylerbeyi’ne taşınmıştı. Tevfik Fikret, eski binanın yeniden inşasını çok kısa sürede tamamlattı. Okula getirdiği yenilikler şikayete yol açmıştı. Toplantı salonunu mescidin üzerine yaptırdığı gerekçesiyle basının büyük eleştirilerine uğradı. 31 Mart Olayı patlak verdiğinde Fikret, ayaklananların okulu yıkacakları haberini alınca “Sultani’yi yıkmak için önce beni yıkmak lazımdır” diyerek okulun önünde ayakta dikilmiş, bir söylentiye göre kendisini okulun demir kapısına zincirlemişti. Ayaklanmadan sonra, meşru saymadığı bir hükümet için çalışamayacağını söyleyerek eşiğine kadar geldiği istifadan onu öğrencileri döndürdü. Ne var ki bir süre sonra eski Maarif Nazırının yerine atanan yeni nazır Emrullah Bey’le anlaşmazlığa düştü ve 1910’da görevini kesin olarak bıraktı; bizzat Emrullah Bey’in ricası dahi onu kararından döndürmedi.

Cenap Şehabettin ( Doktor, Öğretmen):

Gülhane Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Tıbbiye İdadisinden sonra 1890’da Askeri Tıbbiyeden mezun oldu. İhtisas yapmak üzere Paris’e gönderildi. Paris’te dört yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Yurda döndükten sonra hekim yüzbaşı olarak Mersin, Rodos, Cidde’de karantina hekimliği ve sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914’te emekliye ayrıldıktan sonra Darülfünûn’da “Batı Edebiyatı”, “Fransız Dili”, “Türk Edebiyatı Tarihi” dersleri okuttu.

Orhan Kemal (Bulaşıkçı):

1931’de babasının siyasal nedenlerle Suriye’ye yerleşmesi üzerine orta öğretimini yarıda bırakarak gittiği Suriye’de bulaşıkçılık ve matbaa işçiliği yaptı. Daha sonra Türkiye’ye geri dönerek Adana’da çırçır fabrikasında çalıştı ve burada tanıştığı Nuriye ile 1937’de evlendi.

Oktay Rıfat Horozcu ( Avukat):

İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Paris’teki eğitimini yarıda bırakarak Türkiye’ye dönen Rifat, Ankara’da serbest avukatlık yapmaya başladı. Bir süre Maliye Bakanlığı’nda, daha sonra Matbuat Umum Müdürlüğü’nde görev yapan yazar, 1955 yılında İstanbul’a yerleşerek avukatlığı sürdürdü. 1961’de Devlet Demir Yolları’nda başladığı avukatlık kariyeri ise 1973 yılında emekli olana dek devam etti.

Oğuz Atay (Mühendis, Öğretim Üyesi):

Atay, 1957’de İTÜ İnşaat Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1960’da İstanbul Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi İnşaat Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. 1975’te doçent olana kadar çeşitli dergilerde öyküleri, makaleleri ve söyleşileri yayınlandı ve 1972’de Tutunamayanlar yayınlandı.

Yaşar Kemal (Irgat Katibi):

Ortaöğretimini yarıda bırakmasının ardından Osmaniye’de ırgat katipliği, ırgatbaşılık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu yaptı. 1946’da askerliğini tamamladıktan sonra İstanbul’a giderek bir Fransız havagazı firmasında gaz kontrol memuru olarak çalıştı. 1948’de Osmaniye’ye dönerek çeltik tarlalarında kontrolörlük ve arzuhalcilik yaptı.

Cemal Süreya (Maliye Müfettişi):

1954 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olmasından sonra Eskişehir Vergi Dairesi’nde stajyer olarak göreve başlayan Süreya, 1955’te maliye müfettiş muavini olarak İstanbul’a atandı. Üç yıl sonra ise yeterlilik sınavını vererek 5. sınıf maliye müfettişi oldu. Askerden dönünce Maliye Denetim Usulleri ve İktisadi Devlet Teşekkülleri’ni incelemek için Fransa’ya gönderildi. Türkiye’ye döndükten iki yıl sonra ise 1965’te maliye müfettişliği görevinden istifa ederek Papirüs dergisini çıkardı.

Necip Fazıl Kısakürek ( Banka Memuru)

Devlet tarafından Paris’e gönderilerek Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okuduğu sırada bursunun kesilmesi üzerine Türkiye’ye geri döndü. 1925’te ilk şiir kitabı Örümce Ağı yayınlandı ve yine aynı yıl bankacılık yapmaya karar verdi. İlk olarak bir Hollanda bankası olan Bahr-i Sefit’te çalışmaya başlayan Kısakürek, daha sonra Osmanlı Bankası’nda çalışmaya devam etti ve İstanbul, Giresun, Ceyhan şubelerinde görev aldı. Bankacılıktaki kariyeri 1938’de Haber Gazetesi’ne gazeteci olarak girmesiyle son buldu.

Yusuf Atılgan (Çiftçi):

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni askeri öğrenci olarak bitirdikten sonra bir yıl edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğrenciliği sırasında Türkiye Komünist Partisi’ne katılarak faaliyette bulunduğu iddiasıyla on ay hapis yattıktan sonra serbest kaldı. Hapse girdiği için öğretmenliği elinden alınan Atılgan, Manisa’ya yerleşerek 1946’dan 1976’da İstanbul’a dönene kadar çiftçilik yaptı.

Kemal Tahir ( Ambar Memuru):

Annesinin ölümünden sonra Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimini yarıda bırakarak avukat katipliği yapan Tahir, daha sonra Zonguldak’ta kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. 1932’de ise İstanbul’a dönerek gazeteciliğe başladı.

Edip Cansever (Antikacı):

İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra Yüksek Ticaret Okulu’na girdi fakat buradaki öğrenimini yarıda bıraktı. 1950’den 1976’ya kadar Kapalıçarşı’daki babadan kalma antikacı dükkânında antika eşyalar, turistik eşyalar ve halı ticareti yaptı. Ayıca dükkanda bulunan küçük odada dokuz kitap yazdı.

Cevat Şakir Kabaağaçlı (Turist Rehberi):

Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan Kabaağaçlı, yazdığı bir yazı nedeniyle üç yıl boyunca Bodrum’a sürüldü. Sürgün sırasında Bodrum’dan etkilenen yazar, cezası bittikten sonra da Bodrum’da kaldı ve 25 yıl burada yaşadı. Adını Bodrum’un antik adı olan Halikarnas’tan aldı. Daha sonra çocuklarının eğitimi için İzmir’e taşınan Kabaağaçlı, burada yazarlığını sürdürürken, turist rehberliği yaptı ve rehberlik kursları verdi.

Refik Halit Karay (Ptt Genel Müdürü, Öğretmen):

Uzun yıllar farklı yerlerde sürgünde kaldıktan sonra 1981 yılında İstanbul’a döndü. Robert Koleji’nde Türkçe öğretmenliği yapmaya başladı. 1919’da, Posta, Telgraf ve Telefon Umum Müdürlüğü yaptı (PTT).

Ümit Yaşar Oğuzcan (Banka Memuru):

Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi (1946). Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, hizmette otuz yılını doldurunca kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu.

Ahmet Hamdi Tanpınar (Profesör, Milletvekili)

İstanbul Darülfünun Edebiyat Şubesi mezunu. Yazarlık, Erzurum, Konya, Ankara Erkek Liseleri, Kadıköy Lisesi ve Gazi Terbiye Enstitüsü Edebiyat Öğretmenlikleri, Güzel Sanatlar Akademisi Sanat Tarihi, Estetik ve Mitoloji Dersleri Öğretmenlikleri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Edebiyatı Profesörlüğü, TBMM VII. Dönem Maraş Milletvekilliği yaptı.

Necati Cumalı (Avukat):

Necati Cumalı, Ankara’da hukuk eğitimini tamamladıktan bir süre sonra, 1948-1957 yılları arasında Urla ve İzmir’de Avukatlık yaptı. Cumalı’nın eserlerinde bu bölgenin etkisi dikkat biçimde görülür.

Orhan Veli Kanık (PTT Memur):

PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yapanlardan… Orhan Veli 1945-1946 tarihleri arasında ise Hasan li Yücel zamanında kurulan Millî Eğitim Bakanlığı’nın Tercüme Bürosu’nda, yabancı dilde yazılmış eserleri ayırmak üzere fiş memuru olarak görev aldı.

İskender Pala:( Subay, Profesör):

İskender Pala aslen emekli bir binbaşıdır. 1982 yılında teğmen rütbesiyle intisab ettiği Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde çeşitli görevlerde bulunan ve Binbaşı rütbesi ile Tarihi Deniz Arşivi’nde çalışan yazar, bu kurumdan emekli oldu.

Aziz Nesin (Asker-Bakkal, Muhasip):

Ankara Harp Okulu’nu bitirdikten sonra asteğmen rütbesiyle orduya katıldı. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görev yaptı. Üsteğmen rütbesindeyken “görev ve yetkisini kötüye kullandığı” suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı. Askerlikten ayrılmasının ardından bir süre Nuruosmaniye’de bakkallık, muhasiplik gibi işler yaptı. 1945 yılında ise gazeteciliğe başladı.

Nuri Pakdil (Yazar):

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmesine rağmen sadece yazarlıkla meşgul oldu.

Sezai Karakoç (Maliye Müfettişi):

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955’te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamladı. Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığı’nda Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi Bölümüne atandı.

Daha sonra Maliye müfettişliği sınavına girer ve kazanarak ve 11 Ocak 1956’da müfettiş yardımcılığı görevine başlar. 1959 yılında İstanbul’da Gelirler Kontrolörüdür. Bir ara Ankara’ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesinde görevlendirilirse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul’daki görevine döner. Görevi icabı Anadolu’yu çok gezer ve birçok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur. 1960 – 1961 yıllarında yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra İstanbul’daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965’ten 1973’e kadar birçok kez istifa etti. 1973’ten bu yana da hiçbir resmi görev almadı.

Nurullah Genç  (Profesör, Ekonomist):

İstanbul Ticaret Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesidir. Aynı okulda Liderlik Analizi, İşletme Yönetimi, Yönetim ve Organizasyon, Uluslararası İşletmecilik derslerini vermektedir. Yıllardır işletme yönetimi kapsamında pek çok işletmeye danışmanlık yapan ve eğitimler gerçekleştiren Genç, proje uygulama ve stratejik planlama alanlarında da hizmet vermektedir. 29/12/2012 itibariyle Sermaye Piyasası Kurulunda (SPK) yönetim kurulu üyesidir.

Arif Nihat Asya (Öğretmen, Milletvekili):

Adana, Malatya, Edirne, Tarsus, Ankara ve Kıbrıs’taki liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1950 yılında Seyhan (Adana) ve 1954 yılında da Eskişehir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. Milletvekilliğinden sonra tekrar bir süre daha öğretmenlik yaptı. Ankara Gazi Lisesi’nde edebiyat öğretmeni iken 1962’de emekliye ayrıldı.

Nazım Hikmet Ran (Öğretmen, Deniz subayı):

Mezun olduğunda dönemin okul gemisi Hamidiye gemisine güverte stajyer subayı olarak atandı. 17 Mayıs 1921’de aşırıya kaçan halleri bulunduğundan ordu ile ilişiği kesildi.

Nâzım Hikmet, 1920’de ailesinden habersiz Anadolu’ya geçti, Bolu’da öğretmenlik yaptı.

İsmet Özel (Okutman, Yazar- Şair):

Bir süre Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim gördükten sonra, Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldu. 18 yıl Devlet Konservatuvarı’nda Fransızca okutmanlığı yaptı.  Uzun yıllar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. 2007 yılında kurulan İstiklal Marşı Derneği’nin kurucusu ve hâlen genel başkanıdır.

Alâeddin Özdenören (Öğretmen, Müşavir):

1966 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdikten sonra çeşitli şehirlerde öğretmen olarak görev yaptıktan sonra atandığı Kültür Bakanlığı Müşavirliğinden 1991 yılında emekli olmuş ve 1997 yılında Balıkesir’e yerleşmiştir.

Yahya Kemal Beyatlı (Büyük Elçi, Öğretmen, Milletvekili):

1913 yılında  Darüşşafaka İdadisi’nde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptı; bir süre Medresetü’l-Vaizin’de uygarlık tarihi dersi verdi.  1916’da Ziya Gökalp’in tavsiyesi ile Darülfünun’a Medeniyet Tarihi müderrisi olarak girdi.

1922’de Ankara’ya giden Yahya Kemal, Hakimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık yaptı. O yıl, Lozan görüşmelerinde Türk heyetine danışman atandı. 1923’te Lozan’dan döndükten sonra II. Dönem TBMM’ye Urfa milletvekili olarak seçildi. Milletvekilliği 1926’ya kadar devam etti.

1926’da İbrahim Tali Öngören’in yerine Varşova’ya elçi olarak atandı. 1930’da Lizbon büyükelçisi olarak Portekiz’e gitti. İspanya Orta Elçiliği görevi de kendisine verildi. Madrid’de görev yapan ikinci edebiyatçı sefir oldu (ilk, Samipaşazade Sezai’dir). İspanya Kralı XIII. Alfonso ile yakın dostluk kurdu. 1932’de Madrid elçiliğindeki görevine son verildi.

İlk defa 1923-1926 arasında Urfa milletvekili olarak görev yapan Yahya Kemal, 1933 yılında Madrid’deki diplomatik görevinden döndükten sonra milletvekili seçimlerine girdi. 1934 yılında Yozgat milletvekili oldu. O yıl çıkan Soyadı Kanunu’ndan sonra “Beyatlı” soyadını aldı. Ertesi seçim döneminde Tekirdağ milletvekili olarak meclise girdi. 1943’te İstanbul’dan milletvekili seçildi.

Yahya Kemal, 1946 seçimlerinde meclise giremedi ve bağımsızlığını yeni ilan etmiş Pakistan’a 1947’de büyükelçi olarak atandı. Yaş haddinden emekli oluncaya kadar Karaçi’de elçilik görevini sürdürdü. 1949’da yurda döndü.

William S. Burroughs (Böcek ilaçlayıcısı): 

ABD ordusundan çıkarıldıktan sonra Chicago’ya giderek böcek ilaçlayıcısı olarak çalışmaya başladı. Buradaki deneyimleri 1970’de yayınlanan Exterminator adlı kitabındaki öykülerine ilham kaynağı oldu.

Agatha Christie (Eczacı asistanı): 

1914’te Birleşik Krallık, Almanya’ya savaş açınca gönüllü yardım ekibine katılan Christie, dört yıl boyunca karşılığında hiçbir ücret almadan eczacı asistanlığı yaptı. Daha sonra iki yıl kadar daha devam ettirdiği eczacılık mesleğindeki deneyimlerini, 1920 yılında ABD’de yayınlanan Hercule Poirot romanında da kullandı.

Charles Dickens (Fabrika işçisi): 

Dickens, babası öldükten sonra, henüz daha 12 yaşındayken fabrikada çalıştı. Burada tanıştığı ve kendisine yardımcı olan Bob Fagin adlı iş arkadaşı, daha sonra ikinci kitabı olan Oliver Twist‘te de yer aldı. Dickens daha sonra gazetecilik de yaptı ve Londra hukuk bürosunda görev aldı.

Fyodor Dostoyevski (Mühendis): 

Ailesinin zoruyla 1838’de daha 15 yaşındayken kardeşiyle birlikte Nikolayev Askeri Mühendislik Enstitüsü’ne gönderilen Dostoyevsky, edebiyata, dine, sanata ve klasiklere olan ilgisinden dolayı dışlandı. Enstitüde devam ederken hem annesini hem babasını kaybetmesinin ardından mezun olduktan sonra mühendis olarak görev yaptı. Edebiyata olan merakı da devam ediyordu, Fransızcadan çeviriler yapmaya bu dönemde başladı ve ilk olarak 1843’te Balzac’ı çevirdi.

Arthur Conan Doyle (Doktor): 

1876’dan 1881’e kadar Edinburgh Üniversitesi’nde tıp okuyan Doyle, öğreniminin ardından Batı Afrika’da gemi hekimi olarak çalıştı. 1882’de İngiltere’ye dönerek kendi muayenesini açtı ve hastalardan kalan zamanda kendi hikayelerini yazdı.

Robert Frost (Öğretmen): 

Dartmouth Üniversitesi’ndeki eğitimini yarıda bıraktıktan iki ay sonra öğretmen ve sınıf asistanı olarak işe başladı. 1894 yılında ilk şiiri “My Butterfly: En Elegy” yayınlandığında ise bir ampul fabrikasında çalışıyordu.

John Galsworthy(Tüccar, Hukukçu): 

Aslında bir dava vekili olarak eğitim alan Galsworthy, ailesinin nakliye işinde çalışmak üzere eğitimini yarıda bıraktı. Yaptığı seyahatler sırasında o zamanlar bir tüccar gemisinde çalışan Joseph Conrad ile arkadaş oldu. 1895’te yayınlanan Conrad’ın ilk romanıAlmayer’s Folly‘i, Galsworthy’nin 1897’de yayınlanan From The Four Winds adlı kısa öyküleri takip etti.

Joseph Heller (Demirci çırağı): 

Heller, 1941’de liseden mezun olmasının ardından bir yıl kadar demirci çırağı olarak çalıştı. ABD Havacılık Birliği’nde yer aldıktan sonra, savaşın ardından Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde İngilizce üzerine eğitim aldı ve Columbia Üniversitesi’nde de yüksek lisansını tamamladı. Daha sonraki yıllar kompozisyon, kurgu ve dramatik yazma üzerine çeşitli okullarda eğitim verdi. Reklam ajansında işe başladıktan sonra 1953’te bir haftada Madde 22‘nin ilk bölümünü yazdı fakat kitabı bitirmesi 8 yılını aldı.

James Joyce (Sinema operatörü): 

Tıp diplomasını aldıktan sonra, Hırvatistan ve İtalya’da şarkıcı, piyanist ve İngilizce öğretmeni olarak çalışan Joyce, 1909’da daha sonraları karısı olacak olan Nora Bamacle ile Dublin’in ilk sineması The Volta’yı açmak için İrlanda’ya gitti. İşin batmasına rağmen kısa öyküler yazmaya devam etti ve 1914’te Dublinliler’i yayınladı.

Franz Kafka (Vergi memuru): 

1906’da Charles-Ferdinand Üniversitesi’nden hukuk doktoru olarak mezun olduktan sonra bir süre ücret almadan çalıştı. 1907’de dokuz ay boyunca sigorta firmasında çalıştı fakat yoğun çalışma saatleri ağır gelince işi bıraktı ve nihayet yazmaya vakit ayırabildi. Daha sonra Endüstriyel Zarar Enstitüsü’nde vergi tahakkuk memuru olarak görev aldı ve 1911’de bir fabrikanın kurucularından biri oldu.

Jack London (İstiridye avcısı): 

London, genç yaşta San Francisco’daki istiridye çiftliklerinden istiridye çalarak onları Oakland’deki pazarlara satmaya başladı. Bir gün teknesi onarılamayacak derecede zarar görünce California Fish Patrol’da işe girdi ve 1896’da Oakland’de liseye başlayana kadar Pasifik’te avcılık yaptı.

Herman Melville (Banka memuru):

1832’de kariyerine banka memuru olarak başlayan Melville, daha sonra kısa bir dönem Massachusetts’de İngilizce öğretmeni olarak görev yaptı. Askeriliğini bir tüccar gemisinde New York – Liverpool arası gidip gelerek tamamladı. Daha sonraki beş yıl boyunca değişik gemilerle Pasifik Okyanus’unda seyahatler etti ve askeri isyana katılıp mahkum edildi.

George Orwell (Polis memuru): 

1922’de henüz 19 yaşındayken Burma’da polis teşkilatına girdi. Mandalay ve Insein’de görev almasının ardından 1927’de ülkenin kuzeyindeki Natha’ya gönderildi. Burada geçirdiği hastalık üzerine İngiltere’ye yollandı ve polislik görevinden istifa edip yazarlık kariyerine başladı. Burma’daki deneyimlerini 1934’te yayınlanan Burma Günleri ve 1936’da yayınlananShooting An Elephant adlı romanlarında yazdı.

John Steinbeck (Tur rehberi): 

1928’de eşi Carol Henning ile tanışana dek tur rehberi ve hademe olarak çalışan Steinbeck, evlendikten sonra ise eşiyle birlikte plastik manken işine girdi. Aynı yıl Steinbeck’in ilk romanı Altın Kupa yayınlandı. Eşiyle kurdukları işin batmasının ardından ailesinden maddi destek alan Steinbeck, 1937’de Fareler ve İnsanlar’ı yayınlayarak yazarlık kariyerinde yükselişe geçti.

Kaynak: Dersimiz Edebiyat

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.