Edebiyat Açığı Acısı / Hediye Selda Yılmaz

/ 29 Kasım 2019 / 127 / 3 Yorum

Ya­şa­mım, sev­di­ğim ki­tap­la­rı ve ya­zar­la­rı oku­ma­ya yet­me­yecek, bunu bi­li­yo­rum. Hani za­ra­rın ne­re­sin­den dö­nü­lür­se kâr­dır der­ler ya. Be­nim­ki­si o hesap. Ne kadar okur ve ya­zar­sam ede­bi­yat acımı/açı­ğı­mı o kadar azal­ta­ca­ğım gibi ge­li­yor. Bir de oku­ma­yı hele de yaz­ma­yı seven in­san­lar­la kar­şı­la­şır­sam, değ­me­yin key­fi­me. Hemen gön­lüm­de bir şen­lik ateşi alev­le­nir.

Edebiyat Açığı Acısı / Hediye Selda Yılmaz

EDEBİYAT AÇI­ĞI-ACI­SI

He­di­ye Selda YIL­MAZ

İki ömrüm olsun is­ter­dim; biri ya­şa­mak için, di­ğe­ri oku­mak için.
Go­et­he

Oku­ma­yı ve yaz­ma­yı se­ve­rim. Hep se­ve­ce­ğim. Okul ya­şa­mım bo­yun­ca en sev­di­ğim ders­ler; Türk­çe, Türk Dili ve Ede­bi­ya­tı oldu. İlko­kul dör­dün­cü sı­nıf­ta kendi yaz­dı­ğım şiiri, Cum­hu­ri­yet Bay­ra­mı Töreni’nde­ oku­muş­tum. Niçin mi? Her sene bay­ram tö­ren­le­rin­de aynı şi­ir­le­ri oku­mak­tan sı­kıl­mış­tım. Ken­dim­ce bir ye­ni­lik ara­yı­şıy­dı belki de. Şimdi dü­şü­nü­yo­rum da iyi yap­mı­şım.

Bir çok ar­ka­da­şı­mın hiç sev­me­di­ği, hatta nef­ret et­ti­ği bu ders­le­ri benim sev­mem de aca­yip kar­şı­la­nır­dı. İnsan ana di­li­ni ve ede­bi­ya­tı­nı nasıl sev­mez ya da se­ve­mez bunu bi­le­mi­yo­rum? Hiç araş­tır­ma­dım. Bu ko­nu­yu ede­bi­ya­tı mes­lek edin­miş ki­şi­le­re ve eği­tim­bi­lim­ci­le­re ak­ta­rı­yo­rum. Ama şu da bir ger­çek: Bu sevgi evde çok kü­çük­ken to­hum­la­nır. Okul­da ye­şe­rir. Evde to­hu­mu atıl­ma­yan ede­bi­yat ve dil sev­gi­si zor ye­şe­ri­yor. Şans­lı­yım, oku­ma­yı ve yaz­ma­yı seven bir babam var. Ede­bi­ya­ta olan eği­li­mi­min te­me­li­ni babam at­mış­tır. Bunun için ba­ba­ma ne kadar te­şek­kür etsem azdır.

Babam boş otur­ma­mı­zı is­te­mez, ya bir iş yap­ma­mı­zı ya da kitap oku­ma­mı­zı salık ve­rir­di. Evi­miz­de kı­sıt­lı büt­çe­mi­ze kar­şın her zaman ki­tap­lar ve an­sik­lo­pe­di­ler bu­lu­nur­du. Boş kal­dık­ça an­sik­lo­pe­di­ler­den ünlü yazar ve şa­ir­le­ri araş­tı­rır, on­la­rı bir def­te­re ya­zar­dım. Ay­rı­ca gül­me­ce der­gi­le­ri oku­mak, bir dönem ger­çek­leş­tir­di­ği­miz en önem­li et­kin­lik­ti. Bütün aile der­gi­yi baş­tan sona okur, haf­ta­nın en iyi ka­ri­ka­tü­rü­nü se­çer­dik. Ya­şa­mı, gün­cel si­ya­se­ti gül­me­ce der­gi­le­rin­den öğ­re­nir­dik.

Samed Beh­ren­gi’nin Küçük Kara Balık adlı eseri ilk ede­bi­yat ağ­rım­dır. İlk göz ağ­rı­sı olur da ede­bi­yat ağ­rı­sı olmaz mı? Baş­tan sona zevk­le oku­du­ğum ve bi­ti­rin­ce ağ­la­dı­ğım bu ki­ta­bı çok se­ve­rim. Ada­let, öz­gür­lük, sor­gu­la­ma ve barış kav­ram­la­rı­nı bu ki­tap­tan öğ­ren­dim. Hem de dokuz ya­şın­da. Oku­mak bir ço­cu­ğun dün­ya­yı ve ya­şa­mı an­la­mak için ya­pa­bi­le­ce­ği en iyi şey­dir. Okuma aş­kı­nı­nın ateşi Küçük Kara Balık’la yü­re­ği­me düştü. O gün bu gün­dür kor­la­nır durur. Yaşar Kemal’i, Orhan Veli’yi, Yunus Emre’yi Sait Faik’i ve diğer bir­çok de­ğer­li ede­bi­yat­çı­yı or­ta­okul­da Türk­çe ders­le­rin­de öğ­ren­dim. En sev­di­ğim sınav kom­po­zis­yon sı­na­vıy­dı. Bu sı­na­vın hiç bit­me­si­nin is­te­mez­dim. Yaz­ma­nın ta­dı­nı böyle keş­fet­tim.

Bu aşk li­se­ye kadar iyi gitti. Li­se­de tö­kez­le­di. Okul mü­dü­rü aynı za­man­da ede­bi­yat öğ­ret­me­nim­di. Siz nasıl olsa hem­şi­re ola­cak­sı­nız, bu ders size çok ge­rek­li değil söy­le­mi ile ders­le­re pek gel­mez­di. Sınav ya­pa­cak kadar bir kaç derse girer, geri kalan ede­bi­yat ders­le­rin­de ye­mek­ha­ne­ye yar­dı­ma gi­der­dik. Her şeye kar­şın lise son sı­nıf­ta bir in­ce­le­me ya­zı­mı ya­yın­lat­ma­yı ba­şar­mış­tım. Gizli bir isyan, bir baş­kal­dı­rı mı? Ne der­si­niz?

O ede­bi­ya­tı en­gel­li yıl­lar ak­lı­ma gel­dik­çe sol me­me­min altı in­ce­den sı­zı­lar. Öğ­ret­men­le­ri­nin yön­len­dir­me­siy­le ede­bi­ya­ta gönül veren yazar ve şa­ir­le­ri ta­nı­yıp öğ­ren­dik­çe, gizli bir kıs­kanç­lık ve açık bir hay­ran­lık ya­şa­rım.

Uzun yıl­lar ekmek kav­ga­sı ve gün­lük ya­şa­mın yo­ğun­lu­ğu ne­de­niy­le ede­bi­yat çi­çe­ği­mi yü­re­ğim­de uy­ku­ya ya­tır­mış­tım. Şu gün­ler­de ye­ni­den coş­tum. Bu işte bahar mı et­ki­li? Yoksa ya­şa­mın hızla akıp git­me­si mi? Bi­le­mi­yo­rum. Ama iğde çi­çe­ği­nin ko­ku­su­nu ya­ba­na ata­mam.

Ne yap­sam, ne etsem ede­bi­yat açı­ğım/acım ka­pan­mı­yor. Tam ter­si­ne oku­duk­ça daha yolun ba­şın­day­mı­şım gibi ge­li­yor. Daha çok oku­ma­lı­yım diye sü­rek­li ken­di­mi dür­tü­yo­rum.

Ya­ra­mı ken­dim sa­ğal­ta­ca­ğım. Yır­tı­ğı­mı ken­dim di­ke­ce­ğim. Sayrı da benim, hekim de.

Böyle bir sayrı/acı/açık tıp dün­ya­sın­da da yok. Al­dan­ma­yın. Ta­ma­men benim uy­dur­mam/iç dö­kü­müm di­ye­lim. Bun­la­rı ya­zar­sam, pay­la­şır­sam bi­raz­cık iyi­le­şi­rim gibi ge­li­yor.

Ya­şa­mım, sev­di­ğim ki­tap­la­rı ve ya­zar­la­rı oku­ma­ya yet­me­yecek, bunu bi­li­yo­rum. Hani za­ra­rın ne­re­sin­den dö­nü­lür­se kâr­dır der­ler ya. Be­nim­ki­si o hesap. Ne kadar okur ve ya­zar­sam ede­bi­yat acımı/açı­ğı­mı o kadar azal­ta­ca­ğım gibi ge­li­yor. Bir de oku­ma­yı hele de yaz­ma­yı seven in­san­lar­la kar­şı­la­şır­sam, değ­me­yin key­fi­me. Hemen gön­lüm­de bir şen­lik ateşi alev­le­nir.

Oto­büs­te, va­pur­da veya başka bir yerde oku­yan insan gö­rün­ce se­vi­ni­rim. Ne oku­duk­la­rı­nı gör­me­ye, niçin oku­duk­la­rı­nı an­la­ma­ya ça­lı­şı­rım. Başka işim gücüm yok ki benim. Oku­ya­nı se­vi­yo­rum işte. Oku­yan hele de ya­za­na özen­li dav­ran­ma­ya ça­lı­şı­yo­rum. On­la­ra daha özel bir saygı du­yu­yo­rum. Az bu­lu­nur, az rast­la­nır, na­di­de, an­ti­ka, di­no­zor, tü­rü­nün son ör­ne­ği… Ne der­se­niz deyin. Belki de on­la­rın acı­la­rı var oku­ya­rak-ya­za­rak sa­ğal­tı­la­cak. Açık­la­rı var bir türlü ka­pan­ma­yan. Sırf zev­ki­ne de oku­nur, ya­zı­lır değil mi?

Oku­ma­yı-oku­ya­nı, yaz­ma­yı-ya­za­nı sevin. Ço­ğa­lır, zen­gin­le­şir­si­niz. Okuma ve yazma aş­kı­nın gö­be­ği­ne düş­me­niz di­le­ğiy­le.

Avatar

sanat ve edebiyat dergisi

Edebiyat Açığı Acısı / Hediye Selda Yılmaz (3 Yorum)

  1. Kutlarım. İstenileni yapmak için zaman önemli. Yeterki kararlı ol. Yüreğine sağlık güzel kardeşim. Sevgiyle kal…

  2. Cok guzel ve özlü bir yazı. Ellerinize, dusuncenize saglik. Eskiye, hatiralarima götürdü beni. Yazilarınızı merakla takip edecegim.