Çocukluğum Tire’de (2) / Salih Gözek

/ 7 Ekim 2019 / 220 / 1 Yorum
Salih Gözek

Salih Gözek, Ocak 1953’te Tire’de doğdu. İl­ko­ku­lu Tire’de, Or­ta­oku­lu Tire ve İzmir’de okudu 1973 Ha­zi­ran’ında An­ka­ra Ye­ni­şe­hir Sağ­lık Ko­le­ji’nden mezun olup Yoz­gat’ta Rad­yo­lo­ji (Rönt­gen) Tek­nis­ye­ni ola­rak Dev­let Me­mur­lu­ğu­na baş­la­dı. Emekli olduktan sonra 2008’de Tire’ye yer­leş­mek­le bir­lik­te ya­şa­mı­nı Fet­hi­ye, Tire ve İstan­bul’da sür­dür­dü, bu sü­reç­te de­ği­şik iş­let­me­ler­de Mu­ha­se­be Mü­dür­lü­ğü yaptı. Halen Tire’de ya­şı­yor.  3 şiir ki­ta­bı ba­sıl­dı.

Çocukluğum Tire’de (2) / Salih Gözek

Çocukluğum Tire’de (2)

tire’de geçerken çocukluğum / büyüdüm
yorgun çıktım ilk gençlik yalnızlığımla
öyle şehirler gördüm ki
ıssız gecelerinin karanlığında
istiklâl’e bakıyorken içimdeki uzaklardan
belki sesim kalmıştır diye
yıllar sonra bir güz ikindisinde döndüm

ah ki….
yosun kiremitlerine pus çökmüş tire’nin
kar suları yok kuytularında güme’nin
ovalar mahzun
menderes suya küsmüş
yoksa su mu terk etmiş menderes’i
söğütler öylesine hüzün

kadim şehrim
kim getirdi tütün tarlalarına fabrika bacalarını
ahlat ağacında bozulmuş yuvası saksağanın
yaşlı çınarların sessiz / kırılmış ağaç dalları
tulumbanın meşini yırtılmış / kurumuş su kuyuların
sokak çeşmelerin yok
yıkılmış harımların

kasabam ıslak zeytin kokusuyla uyanırdı sabaha
şimdi unutulmuşluğun yarı karanlığındayım
silinmez düşlerimde saman sarısı
tanığımdır bağ bozumu / hasat zamanı
tütün sonu tarlada yakılan ateş
saz çardakta kederle titreyen fener ışığı
ve çocuk sevdamın yürek çırpınışları

taş avlularda kendir çubuğu sıyırdım
yalınayak koştum sokaklarında
kadim tarihini okudum kitaplarımdan
ne çok yağmur izledim duvarı isli odamın penceresinden
yalağı kırık sokak çeşmesinden ne çok su taşıdım

kargılıirim’de kargıydım rüzgâra fısıldayan
taştepe’de demiraa kuyusu / suyu toprağa sızan
hasır pazarı’nda hasır oldum
kendir pazarı’nda mahlıç
ali baba tekkesi’ne dilek tuttum ilk gençliğime geçerken
buğday dede’ye buğday verdim bir avuç
kesikbaş’a uğradım da
bedreddin’den börklüce’ye selam getirdim
alamadan dede’ye yol alamadan

harman döndüm eskiçay’da tarla kuşlarıyla
pamuğa su verdim kireçtepe’de
tütün çiçeğini öperdim her şafak vakti
hasret türküleri söylerdim tren giderken
ışıklar söndüğünde istiklâl’de / ayaz basardı
yavaş alışırdık geceye
dönüp bakamadan pencereye

şimdi sarı hüznündeyim toprağın
saçlarımda zeytin kokusu
ilk gençliğimi hatırlatır sokakların
gözlerim soluk bir aydınlıkta
yolunu gözlüyorum kırlangıçların

su yolunu yarıladı
acıtan temmuz sıcağındayım
çığlığını salıyor ağustosböcekleri
karaağaç altında ağlayan kara gözlü kız
sonsuzluğa titriyor kirpikleri
yorgun yüreklerinde toprak insanlarının
halden anlamaz gün sonu hesaplaşmaları
yüzlerinde yenilginin soğuk terleri

çocukluğumun şehri
sevgiler getirdim sana yalansız
acıların kapısı meriç sokağı’nda
evimin avlusu ıssız.

Çocukluğum Tire’de (2) / Salih Gözek (1 Yorum)

  1. Şehirleşmenin doğayı Ne hale getirdiğinin İnsan eline bırakılan tabi halin tahribatını olumsuz etkilenen ağaç çayır çimen belki canlıların belki inanışların Halini okudum Tebrikler kalemine şiir anlamında sahip Salih bey