Baktım Babam Ağlıyor / Ara Güler

/ 2 Eylül 2018 / 64 okunma / yorumsuz

Ara GÜLER

Bir gün ba­bam, “Dün­ya­nın her ye­ri­ne gi­di­yor­sun, ba­ba­nın kö­yü­nü me­rak et­mi­yor mu­sun?” de­di. “­Ha­di gi­de­lim.” de­dim. Va­pu­ra bi­nip Gi­re­sun­’a git­tik. Gi­re­sun’­dan Şe­bin­ka­ra­hi­sar­’a tak­si tut­tuk. Ora­dan Yay­cı kö­yü­ne git­tik. Ba­bam doğ­du­ğu evi ara­dı, bu­la­ma­dı. Ki­li­se­yi ara­dı, bu­la­ma­dı. Me­zar­lı­ğı tar­la yap­mış­lar.

­ Ço­cuk­ken yü­zü­nü yı­ka­dı­ğı üç göz­lü bir çeş­me var­dı, o kal­mış. Ora­ya gö­tür­dü­ler, yü­zü­nü yı­ka­dı.

­ E­vi­nin ol­du­ğu yer­de har­man­lık var­dı.

“­Ço­cuk­ken anam be­ni dö­ve­nin üze­ri­ne ko­yar, do­laş­tı­rır­dı.” de­di. He­men köy­lü­ler dö­ven kur­du, ba­ba­mı da içi­ne koy­du­lar, dön­dü. Ben de fo­toğ­raf çek­tim. Bak­tım, ba­bam ağ­lı­yor. Al­tı ya­şın­da bı­rak­tı­ğı kö­yü­ne be­nim­le be­ra­ber dö­nün­ce ço­cuk­lu­ğu ak­lı­na gel­miş.

­Son­ra Si­vas­’a dön­mek için ara­ba tut­tuk. Yol­da gi­der­ken “Ah, unut­tum” de­di. “­Bu­ra­nın ka­ra­ye­miş­le­ri meş­hur­dur. Anam be­ni İs­tan­bul­’a mek­te­be gön­de­rir­ken ya­nı­ma tor­ba için­de ye­miş­ler ver­miş­ti, on­la­rı yi­ye­rek gel­miş­tim. Be­nim mem­le­ket sev­gim, ye­miş­le baş­lar. Ge­ri dö­nüp ala­lım.”

“­Ba­ba, gö­zü­nü se­ve­yim… 100 ki­lo­met­re yol gel­dik. Şim­di ye­miş için 100 ki­lo­met­re ge­ri gi­de­ce­ğiz, 100 ki­lo­met­re tek­rar bu ta­ra­fa ge­le­ce­ğiz, sa­bah ola­cak. Baş­ka se­fer alır­sın.” de­dim. İs­tan­bul­’a dön­dük.

Ba­bam dört ay son­ra öl­dü. Me­ğer der­di, oğ­lu­nun onu kö­yü­ne gö­tür­mesiymiş.

­ Ce­na­ze­ye gi­de­ce­ği­miz gün evin ka­pı­sı çal­dı.

“Kim­si­niz?” de­dim.

“Da­cat Gü­ler­’i arı­yo­ruz.” de­di­ler.

“Da­cat Gü­ler­’i kay­bet­tik, şim­di ce­na­ze­ye gi­di­yo­ruz, is­ter­se­niz siz de ge­lin.” de­dim.

Me­ğer ge­len­ler, köy­de bi­zi gez­di­ren köy­lü­ler­miş.

“Siz de ge­lin ce­na­ze­ye!” de­dim. Yan­la­rın­da da bir san­dık var­dı. Bak­tım; ka­ra­ye­miş ge­tir­miş­ler. Ba­ba­mın al­mak is­te­di­ği, has­re­ti­ni çek­ti­ği ka­ra­ye­miş­ler… Ço­cuk­lu­ğun­da ye­di­ği, ko­ku­su­nu al­dı­ğı, ken­di mem­le­ke­ti­nin ye­miş­le­ri…

­ Hep­si­ni cep­le­ri­me dol­dur­dum, cep­le­rim şiş­ti. Öy­le git­tim ce­na­ze­ye…

­Tam ba­ba­mı top­ra­ğa ko­ya­cak­lar, “Aç­sa­nı­za ta­bu­tu!” de­dim. “Ol­maz, di­ne ay­kı­rı­dır!” de­di­ler.

“Siz açın, bir şey ko­ya­ca­ğım.” de­dim.

­ Aç­tı­lar. Dök­tüm ye­miş­le­ri… Ba­ba­mı, ço­cuk­lu­ğu­nun ye­miş­le­riy­le bir­lik­te gön­der­dim öte­ki dün­ya­ya… Şiş­li me­zar­lı­ğın­da ya­tı­yor şim­di.

 

(Kasabadan Esinti, Mayıs 2015­)

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.