Ali Lidar’dan Yeni Kitap: “Büyük Kederler Küçük Öyküler” / Kaan TANYERİ

/ 19 Aralık 2019 / 120 kez okunmuştur / yorumsuz
Ali Lidar’dan Yeni Kitap: “Büyük Kederler Küçük Öyküler” / Kaan TANYERİ

Ali Lidar’dan Yeni Kitap: “Büyük Kederler Küçük Öyküler”

Kaan TANYERİ

 

Ali Lidar’ın yeni ki­ta­bı “Büyük Ke­der­ler Küçük Öy­kü­ler” oku­yu­cu­suy­la bu­luş­tu. Ya­şa­mın de­tay­la­rın­da do­la­şır­ken tanık ol­du­ğu veya ya­şa­dı­ğı şey­le­ri ka­le­me alan yazar, orada sayfa sayfa bü­yü­te­ce­ği ke­de­ri bulur ve içten bir an­la­tım­la bu ke­de­ri du­yum­sat­ma­ya ça­lı­şır.

Lidar, öy­kü­le­rin­de an­la­ta­nın ve an­la­tı­la­nın ken­di­si ol­du­ğu­nu ıs­rar­la ifade eder. Gerek açık­ça kabul et­me­si ge­rek­se yer yer bı­rak­tı­ğı ipuç­la­rıy­la oku­yu­cu, öy­kü­le­rin öz­ne­si­ni arama gay­re­ti­ne gir­me­den Lidar’ı bu­lu­ve­rir. “Yaz­dık­la­rım­la il­gi­li pek bir id­di­am yok­tur, bilen bilir. Ben sa­de­ce ken­di­mi yaz­dım” (76) diyen yazar, hemen hemen bütün öy­kü­le­ri­ni kendi üze­rin­den an­la­tır­ken ben an­la­tı­cı­yı ko­nuş­tu­rur. Hatta “Evet, bir li­se­de öğ­ret­me­nim.” (73) cüm­le­siy­le an­la­tan ve an­la­tı­la­nın ken­di­si, Fel­se­fe Öğ­ret­me­ni Ali Lidar ol­du­ğu ger­çe­ği­ni daha da ke­sin­leş­ti­rir.

Kimi zaman Lidar’ın ya­zar­lı­ğı ve fel­se­fe öğ­ret­men­li­ği komp­leks bir hâl alır. Ör­ne­ğin mut­lu­luk üze­ri­ne dü­şü­nür­ken “Fi­lo­zof­lar var­lı­ğın ve bil­gi­nin ar­ke­si­ni araş­tır­mış­lar fakat mut­lu­lu­ğun kay­na­ğı, öner­me­si yok fi­lo­zof­lar­ca ileri sü­rü­len.” (11) şek­lin­de­ki an­la­tı­mı, öy­kü­nün es­te­ti­ği­ni aşar ve metin, aka­de­mik-fel­se­fi kim­li­ğe bü­rü­nür. Bu kim­lik de­ği­şi­mi, öy­kü­nün baş­lan­gıç ya da iler­le­me­sin­de bir­ta­kım so­run­lar ya­ra­tır. Doğ­ru­dan öy­kü­yü oku­mak ye­ri­ne ya­za­rın sık­lık­la yap­tı­ğı gibi ikili kav­ram­la­rı so­ruş­tur­ma­sı­nı bek­le­me­miz ge­re­kir. İkili kav­ram­lar, ya­za­rın öy­kü­sü­nü iler­let­me­sin­de önem­li yapı taş­la­rın­dan: Mut­lu­luk-mut­suz­luk, me­kân-in­san, bak­mak-gör­mek, işit­mek-duy­mak, üzün­tü-ke­der. Yazar, bu kav­ram­lar üze­rin­de du­ru­yor, dü­şü­nü­yor, dü­şün­dü­rü­yor ve ba­kı­yor­su­nuz ki siz de bu so­ruş­tur­ma­nın içine gi­ri­ver­miş­si­niz. Belki mi­ni­mal öykü için bun­lar ciddi ku­sur­lar fakat yazar, ne yap­tı­ğı­nın far­kın­da: “İçimde ağır mev­zu­lar­la bo­ğuş­tu­ğum an­lar­da, giriş cüm­le­si­nin fi­ti­li­ni ateş­le­mek zor olu­yor. Ka­fa­mın da­ğı­nık­lı­ğı­nı to­par­la­mak için sizi biraz oya­la­mam ge­re­ki­yor ga­li­ba.” (55)

Bu oya­lan­ma­lar­da ise öy­kü­nün sı­nır­la­rın­da ka­lın­dı­ğı­nı söy­le­mek biraz güç. Kimi zaman anı, ço­ğun­luk­la da de­ne­me oku­du­ğu­nu­zu zan­ne­de­bi­li­yor­su­nuz. Do­la­yı­sıy­la alı­şa­gel­di­ği­miz öykü ya­pı­sıy­la kar­şı­laş­mı­yor­su­nuz. Bence Lidar’ın öy­kü­le­ri için sa­de­ce öykü desek kısır kalır, ötesi demek ise fazla; de­ne­me ve öykü ara­sın­da, öy­kü­den zi­ya­de de­ne­me­ye yakın. Sa­nı­rım bir türün sı­nır­la­rı için­de kal­mak da ya­za­ra göre değil. Bi­linç­li ola­rak tür­le­rin sı­nır­la­rı­nı kal­dı­rı­yor ya da tür­le­rin te­da­hü­lü­nü amaç­lı­yor ama bir şe­kil­de kar­şı­mı­za komp­leks bir yapı su­nu­yor. Post­mo­der­niz­min tek­nik­le­ri­ni kul­la­nı­yor hâ­liy­le ama ger­çe­ğin ber­rak­lı­ğı­nı boz­ma­dan. Me­tin­le­ra­ra­sı­lık, mon­taj en sık ya­rar­lan­dı­ğı tek­nik­ler. Üs­te­lik öy­kü­le­rin­de ya­za­rın me­tin­le­ra­ra­sı­lı­ğı ör­nek­le­di­ği­ni bile gö­rü­yo­ruz: “Evet, ki­tap­lar ve ede­bi­yat bizim gibi in­san­lar için bir liman. Fakat aynı za­man­da da bir çile! (…) Bu çile ben­zet­me­si de bana ait değil, büyük şair Cemal Sü­re­ya’dan il­ham­la söy­lü­yo­rum –alın size me­tin­le­ra­ra­sı­lık.” (70)

Dil ko­nu­sun­da ise ya­za­rın eleş­ti­ri­le­ce­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum, tıpkı Me­li­sa Kes­mez gibi. Her­han­gi bir se­bep­ten do­la­yı eski söz­cük­le­ri ter­cih edi­yor yazar. Söz ge­li­mi için­de­ki­ler ye­ri­ne muh­te­vi­yat de­me­si, gü­nü­müz­de pek rast­la­ya­ma­ya­ca­ğı­mız tür­den. Öy­kü­le­rin­de yer alan ter ü taze, meşum, habis, mü­seb­bib, mahir, bi­te­vi­ye, hey­hat, hâl-i pe­ri­şan, misal, vel­ha­sıl, mü­te­ma­di­yen, müs­teh­zi, tem­rin, müs­tah­dem, maz­lu­mi­yet, evsaf, bed­baht, mü­te­bes­sim, te­va­fuk, mü­te­şek­kil… Ör­nek­ler çok fakat dik­kat çe­ki­ci bir nokta var, öy­kü­le­ri iler­le­dik­çe dil­de­ki bu es­ki­ci­lik aza­lı­yor hatta hemen hemen hiç gö­rül­mü­yor. Bu, acaba öy­kü­le­rin fark­lı za­man­lar­da ya­zıl­ma­sın­dan kay­nak­lı ola­bi­lir mi? Bi­le­mi­yo­rum fakat de­ği­şik za­man­lar­da ya­zıl­sa dahi küçük in­san­la­rın büyük ke­der­le­ri­nin de­ğiş­me­di­ği­ni bi­li­yo­rum, hangi söz­cük­ler­le an­la­tı­lır­sa an­la­tıl­sın.

———————————————————————————————–

Ali Lidar, Büyük Ke­der­ler Küçük Öy­kü­ler, İthaki Ya­yın­la­rı, İstan­bul, Eylül 2019.

Kaan Tanyeri

Kaan Tanyeri; 1991’de Tire’de doğdu, Buca Eğitim Fakültesini bitirdi. Kasabadan Esinti dergisinde genel yayın yönetmenliği yapıyor. Hâlen Türkçe öğretmenliğinin yanı sıra yeni Türk edebiyatı alanında doktora eğitimini sürdürüyor. 2019'da Arkadaş Zekai Özger Şiir İnceleme Ödülü’nü aldı.