Ahmed Arif ve Mu­zaf­fer Er­dost / Muzaffer Yegül

/ 25 Şubat 2020 / 977 kez okunmuştur / 2 Yorum
Ahmed Arif ve Mu­zaf­fer Er­dost / Muzaffer Yegül


“Garip, iki­can­lı, bir dağ tav­şa­nı
Yü­re­ği ağ­zın­da öyle za­val­lı.”

AHMED ARİF VE MU­ZAF­FER ER­DOST

Muzaffer Yegül

 

Eylül’ün çıl­gın­ca sal­dır­dı­ğı gün­ler­den ön­cey­di. An­ka­ra’ya ne zaman git­sem ilk uğrak ye­rim­di Zafer Çar­şı­sı ve dizi dizi ki­ta­bev­le­ri. Yet­miş­li yıl­la­rın he­ye­ca­nıy­la dev­rim­ci­le­rin bu­lu­şup ço­ğal­dı­ğı kül­tür mer­ke­zi. Her uğ­ra­yı­şım ki­tap­la­rın de­ğe­ri­ni ye­ni­den keşif yol­cu­lu­ğuy­du. Söz­cük­ler… Eşe­le­yin­ce ben­cil olanı da var için­de top­lum­sal bir çığ­lık olanı da… Acı çe­ken­ler, göz­le­ri oku­yu­cu­ya ki­lit­len­miş gü­lüm­se­yen­ler. Yi­ti­ri­len kimi an­lam­la­rı ye­ni­den ka­zan­mak is­te­yen­le­ri de öz­gür­lük gibi hiç sus­ma­ya­nı da var. Barış gibi düş­ma­na kök sök­tü­re­ni de… Kı­yı­cı dün­ya­nın kur­tu­luş pu­su­la­la­rı…

Dün­ya­nın mer­ke­zi gi­biy­di Zafer Çar­şı­sı. AVM’ler, biçim biçim cep te­le­fon­la­rı yoktu o zaman. Gün­lük ri­tü­eli­miz kitap, dergi ve ga­ze­te­ler­di. Dev­rim­ci duy­gu­la­rı­mı­zın do­ru­ğun­da do­la­şır­ken in­sa­nı saran o kitap ko­ku­la­rı, sayfa hı­şır­tı­la­rı şu an bile derin öz­le­mim­dir. Ha­ya­tın nab­zı­nı on­lar­la tu­tu­yor­duk.

Öm­rü­nü ya­zı­nın em­ri­ne veren şair/ya­zar­lar­la ta­nış­ma­nın gu­ru­ru, ya­şa­mın bir başka ta­dıy­dı. Mu­zaf­fer Er­dost’u ön­ce­den ta­nı­yor­dum. “Şem­din­li Rö­por­ta­jı” üze­ri­ne bir­kaç kez söy­leş­miş­tik. As­ker­li­ği­ni Ve­te­ri­ner hekim ola­rak Şem­din­li’de yap­mış­tı. Ortak çok ta­nı­dık­la­rı­mız vardı. Benim de boynu bükük evim­di Şem­din­li. Ta­şı­na, top­ra­ğı­na, su­yu­na aşık ol­du­ğum! Daha iyi­si­ni hala tat­ma­dı­ğım, eşsiz ba­lı­na, ce­vi­zi­ne, yitip giden nefis tü­tü­nü­ne, bin bir renk­te do­ğa­sı­na. Pesen Ça­yı­na, Efkar ve Ümit Te­pe­le­ri­ne. Ay­rı­lan­la­rı hüzne boğan Ay­rı­lık De­re­si’ne. Ta­rih­sel onca acı­la­rı­na kar­şın güler yü­zü­ne. Ve şimdi bir ay­rı­ca­lık­la söy­le­ye­yim, eşim olan en güzel kı­zı­na hay­ran­lı­ğı­ma kadar… Acı iro­niy­le bir­le­şe­rek henüz ya­zıl­ma­mış öy­kü­le­re uza­nı­yor­du bu­ra­dan, şi­ir­ler di­ze­le­ni­yor­du. Ye­necek ne ış­kın­lar * vardı daha, ne kek­lik­ler vardı pe­şin­den gi­di­lecek. İki yıl­lık kamu gö­re­vim­de doğ­ru­lar­dan yana bi­çim­len­di­ğim, ye­ni­den doğ­du­ğum yer.

Yine An­ka­ra.

Mu­zaf­fer Er­dost’la “Sol Ya­yın­la­rı” nda­yız. İçe­ri­de Ahmed Arif’i gö­rü­yo­rum he­ye­can­la. Ha­ya­ta açı­lan güzel bir an. Ara­la­rı­na ka­tıl­mak için ta­nış­mak ge­rek­mi­yor. Ka­ti­li 12 Eylül olan İlhan Er­dost da orada. (Kar­de­şi­nin ölü­müy­le Mu­zaf­fer Er­dost, Mu­zaf­fer İlhan Er­dost adını al­mış­tır.) Önce kısa bir söy­le­şi, sonra şiir. İnsanı acı­dan sar­hoş eden “Otuz Üç Kur­şun”u şa­irin coş­ku­lu se­sin­den din­li­yo­ruz. Yü­re­ği­mi­zi dol­du­ran bir des­tan, bir ağıt. Bafra si­ga­ra­sı ağ­zın­da. Ko­ku­su­nu dahi sev­me­di­ğim nes­ne­nin du­ma­nın­dan ra­hat­sız ol­mu­yo­rum. Söv­gü­lü argo söz­le­rin­den de. Cum­hu­ri­yet ta­ri­hi­nin en büyük yar­gı­sız in­faz­la­rın­dan bi­ri­ni an­la­tır “Otuz Üç Kur­şun”. Mu­zaf­fer abiy­le bir­lik­te top­lam beş altı gen­ciz. Ahmed Arif’in kadın ar­ka­daş­la­ra ba­ka­rak “ra­hat­sız ola­cak­sa­nız ku­lak­la­rı­nı­zı tı­ka­yın” uya­rı­sıy­la ad­re­se giden otu­rak­lı söv­gü­le­re bir­lik­te gü­lü­yo­ruz. Hani eleş­ti­ri­yor­lar ya! fe­odal kül­tür­müş, ka­ba­lık­mış ak­lım­dan bile geç­mi­yor. Ter­si­ne söv­gü­le­rin için­de giz­len­miş bir in­ce­lik arı­yo­rum. Kar­şım­da şi­irin bir büyük ismi var. Bi­li­yo­rum ki, “İnsan sev­di­ği­ni ol­du­ğu gibi sever, ol­ma­sı­nı is­te­di­ği gibi değil.” (Leo Tols­toy). Kimse ağ­zı­nı aç­maz­ken şi­iriy­le ko­nu­şan, yazın dün­ya­sı­nı tek ki­ta­bıy­la sar­san büyük ozan bo­şu­na öf­ke­len­mez di­yo­rum.

Ku­lak­la­rım­da kendi se­siy­le Ahmed Arif şiiri, ku­ca­ğım­da Mu­zaf­fer Er­dost’un he­di­ye ki­tap­la­rı ve anı­la­ra sa­da­kat. Yü­rü­yo­rum.

———————————
*Işkın: Bir­çok ra­hat­sız­lı­ğa ve kan­se­re doğal çözüm diye bi­li­nen Hak­ka­ri yö­re­sin­de çokça ye­ti­şen ekşi bir bitki.

Avatar

sanat ve edebiyat dergisi

Ahmed Arif ve Mu­zaf­fer Er­dost / Muzaffer Yegül (2 Yorum)

  1. Yüreğine sağlık sevgili abim. Beni de görürdün muhteşem Zafer Çarşısı’nda.👏🙏❤👋